Eğitim ve Öğretmen Forumu  Forum Ana Sayfa Eğitim ve Öğretmen Forumu

İlköğretim ve Lise
Günlük Ders planları,belgeler,programlar,zümre,sosyal kulüpler
rehberlik,ödev ve tezler,yazılı ve testler

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Create your own forum on ForumUp.com, It's free, powerful, and fast! :-)
İÇ KUVVETLER VE ETKİLERİ

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Eğitim ve Öğretmen Forumu Forum Ana Sayfa -> COĞRAFYA ÖĞRETMENLERİ İÇİN
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
engins
MODERATÖR
<marquee>MODERATÖR</marquee>


Kayıt: 29 Ağu 2007
Mesajlar: 1335

MesajTarih: Pzr Eyl 23, 2007 8:46 am    Mesaj konusu: İÇ KUVVETLER VE ETKİLERİ Alıntıyla Cevap Gönder

İÇ KUVVETLER

Yeryüzünün her tarafı aynı görünümde değildir. Kimi yerlerde alabildiğine düzlükler uzanırken, kimi yerlerde dağ sıraları her tarafı kaplar. Kimi yerler hafif dalgalı bir düzlük halinde iken kimi yerler girintili çıkıntılı ya da düz kıyı halindedir. İşte yer kabuğunun üst kısmında görünen bu şekilde yeryüzü şekilleri ya da kısaca yer şekilleri denir. Yer şekilleri sürekli değişir.
Yeryüzüne görünümünü kazandıran güçler iç kuvvetler ve dış kuvvetler dediğimiz unsurlardır.

İç ve dış kuvvetlerin savaşı

Enerjisini yerin merkezinden alan kuvvetlere iç kuvvetler, enerjisini güneşten alan kuvvetlere dış kuvvetler denir.
• Volkanik olaylar,
• Depremler,
• Dağ oluşumları
Yerin iç enerjisinin sonuçlarıdır. Bu nedenle buralara iç kuvvetler diyoruz.
• Rüzgârlar,
• Akarsular,
• Buzullar,
• Dalgalar vb. dış kuvvetler içinde yer alı. Çünkü bunların oluşum esasları yeryüzündedir.
Yeryüzünün şekillenmesinde iç ve dış kuvvetler sürekli mücadele halindedir. İç kuvvetler, daha çok yapıcıdırlar ve yeryüzünün görünümünü oluşturan şekilleri meydana getirirler. Dış güçler ise yeryüzünü aşındırır, aşındırma ile kopardıkları maddeleri taşıyarak çukur yerlere doldururlar. İç ve dış kuvvetlerin etkinliği dünyanın her yerinde aynı değildir.
Örneğin;
• çöllerde rüzgâr aşındırması ön planda iken,
• kutup çevrelerinde buzullar, sıcak nemli yerlerde akarsular daha etkilidir.

YER KABUĞUNUN HAREKETLERİ

Yer kabuğunu oluşturan kıtalar, durağan değil, hareketlidir. Bu hareket kimi kez, depremlerde olduğu gibi hızlıdır ve gözlenebilir. Yer kabuğunu asıl hareketleri ise(kıtaların yer değiştirmesi, karaların yükselme ve alçalmaları, kıvrılma ve kırılmalar) çok uzun zamanda gerçekleşir ve çok geniş alanları ilgilendirir. Örneğin; İskandinavya Yarımadası, son buzul devrinden bu yana yılda 1 cm kadar yükselmektedir. Bu 1000 yılda 10 m eder ki, insan ömrü ile kıyaslandığında bunun ne kadar yavaş bir hareket olduğu kolayca anlaşıla bilir.
Yer şekillerinin oluşum ve gelişimi üzerinde yer kabuğu hareketlerinin belirleyici etkisi vardır. Bu hareketler geniş yer kabuğu parçalarının
• çanak biçiminde yükselmelerine,
• kırılıp çatlamalarına neden olurlar. Bütün bunların sonucunda da kıvrımlı dağ sıraları, çukur alanlar, kırıklı dağlar ve çukurluklar meydana gelir. Bu türden yer hareketlerine uğramış alanlarda dış kuvvetlerde de değişiklikler görülür. Söz gelimi, akarsuların aşınım ve biriktirme etkisindeki bir alan yükselerek sürekli kar sınırının üzerine çıkabilir. Bu durumda akarsuların yerini buzullar alır ve farklı yer şekillenmesi süreci başlar. Akarsular tarafından aşındırılıp peneplen haline getirilmiş bir kara parçası,
epirojenik hareketler sonucu yükselirse gençleşir. Burada akarsu aşındırması canlanır. Akarsular, vadilerini yeniden kazıp derileştirirler. Böylece plato oluşur. Akarsu yatakları ve kıyılar basamaklanır; akarsu taraçaları ve kıyı taraçaları gelişir.
Yer kabuğunu hareketlerinin nedenlerini açıklamaya yönelik değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bu görüşlerden biri kıta kayması teorisidir.

Kıta Kayması Teorisi
Bu teoriyi geliştiren ve bununla ilgili verileri sistemleştiren kişi A. Wegener(vegener) dir. Bu teoriye göre yeryüzü birinci zamanın ikinci yarısında toplu haldeydi. İkinci zamanda bu bütünden ayrı ayrı levha ya da tablalar belirdi. Bu karalar çeşitli kuvvetlerin etkisi ile birbirlerinden uzaklaşmaya başladılar. Karaların bu yatay hareketlerin sonucunda kıtalar oluştu. Kıtaların arasındaki boşluklara suların dolması ile de okyanuslar ve denizler meydana geldi.
Kıtaların kıyı şekilleri, tabakaları uzanışı ve yaşları, fosiller ile buzul birikinti tabakaları incelendiğinde şimdi ayrı olan kıtalar arasında benzerlikler olduğu ortaya çıkar. Söz gelimi, okyanusu yüzerek geçmesi imkânsız olan bir sürüngenin türünün kalıntıları, sadece Güney Afrika’nın batısında ve
Brezilyada bulunmuştur. Bu da bu iki kıyının önceleri bitişik olduğunu gösteriyor.

Levha Tektoniği Teorisi

Wegener’in teorisi geliştirilerek 1950 de levha tektoniği adıyla yeni bir teori ortaya atıldı. Bu teori, orojenez olayını tutarlı bir biçimde açıkladığı ve kıtaların kayması, deniz gibi yayılması, Volkanizma ve deprem olaylarını mantıklı bir bütünlük içinde bağdaştırdığı için günümüzde kabul görmüştür.
Bu teoriye göre, Yerkabuğu; kalınlığı 70-100 km arasında değişen levha ve tabla denilen çeşitli büyüklükteki kara parçalarından oluşmaktadır. Bu kara parçaları mantonun esnek olan üst bölümünde yüzer vaziyetedir. Bunların hareket yönleri ve hızları birbirinden farklıdır. Bu nedenle kimi zaman birbirlerine yaklaşır, kimi zamanda birbirlerinde uzaklaşırlar. Bu yaklaşma ve uzaklaşma hareketleri sonucunda çeşitli olaylar görülür. Örneğin levhaların birbirlerinden uzaklaştıkları yerlerde oluşan kırıklıklar magma yeryüzüne çıkar. Çeşitli volkanik olaylar meydana gelir.
Levhaların birbirinden uzaklaştığı yerlerde okyanus tabanlarına bazaltik lavlar çıkar. Bunlar katılaşarak, kıtaların kenarlarına eklenirler. Bunun sonucunda kıtalar birbirlerinden uzaklaşırlar ve okyanus tabanları genişler.
İki okyanusal levhanın çarpışmasıyla derin okyanus çukurları ve volkanik ada yayları oluşur.
İki kıtasal levhanın yada bir kıtasal levha ile bir okyanusal levhanın çarpışmasıyla da kıvrımlı dağ sıraları oluşur.
Örnek; kuzeyde yer alan Avrasya kıtası ile güneyde yer alan Gondwana kıtasının çarpışması sonucu güney Avrupa ile Kuzey Afrika arasında yer alan Tethys(tetis) denizindeki tortullar sıkışmış, kıvrılıp yükselerek alp-himalaya dağ sisteminin oluşmasına yol açmıştır. Bu olay, 1. zamandan, 3. zamanın başlarına kadar sürmüştür.

1.DAĞ OLUŞUMU(OROJENİK HAREKETLER)

Dış kuvvetler aşındırma sonucu kopardıkları maddeleri taşıyarak deniz, göl, okyanus diplerine biriktirirler. Bunun sonucunda milyonlarca yıl boyunca kalınlığı binlerce metreyi bulan kalın bir tortul tabakası oluşur. Bu tortul tabakasının yer aldığı çok geniş alanlara jeosenklinal(yer teknesi) denir.
Yer kabuğunu oluşturan kara parçalarının, yarı plastik ve akışkan özelliği olan sima üzerinde hareket ettiğini belirtmiştik. Yeryüzünde 7 büyük ve birçok küçük parçadan oluşan yer kabuğu, sima üzerinde hareket ederken bazı kara parçaları birbirine yaklaşmakta bazı kara parçaları da uzaklaşmaktadır.
İşte birbirine doğru hareket eden kara parçaları, deniz diplerinde birikmiş olan kalın tortul tabakaları iterek bu tabakaların kırılmalarına ya da kıvrılmalarına neden olurlar.
Kıtaların yer değiştirmesi sonucu jeosenklinaller şiddetli yan basınçlara uğrarlar. Eğer jeosenklinaldeki tortul tabakalar esnek yapıda ise kıvrılırlar. Böylece kıvrımlı dağlar oluşur. Bu kıvrımların kubbe şeklindeki yüksek kısımlarına antiklinal, çukur kısımlara senklinal adı verilir.
Dağ oluşumu hareketleri büyük dağ sıralarını oluştururlar. And dağları, Alpler ve Himalayalar gibi büyük kıvrım sistemleri bu hareketler sonucu oluşmuştur.
Kıvrım dağların en yenisi Alp-Himayala sistemidir. Kuzey Anadolu Dağları ile Toroslar bu oluşum sisteminin birer bölümüdür. Alp sistemi yaş bakımından dünyanın en genç dağ silsilesidir. Dünyanın en eski kıvrımları ise, Doğu Avrupa Kanada’nın güneyi, Brezilya’nın güneydoğu kısımlarındaki arazilerdedir.
Jeosenklinallerde, yan basınçlara uğrama sonucu her zaman kırılma olmaz. Bazen tabaka kırılmayacak kadar sert yapıdadır. Bu durumda kırılmalar meydana gelir. Bu kırıklar boyunca bir kısım yer tümüyle yükselirken bazı kısımlar da alçakta kalır ya da çöker. Kırık yerlere fay, çöken yerler graben, çevresine göre yüksekte kalan yerlere horst denir.

2.EPİROJENİK HAREKETLER

Epiro kıta, kara; jenes ise oluşum anlamına gelmektedir. Buradan da anlaşılacağı gibi epirojenik hareketler kara ve deniz oluşumu hareketleridir. Bu hareketler sonucunda yeryüzünün geniş bir kesimi denizler altında kalabileceği gibi, eskiden deniz olan bir yer, yükselme ya da denizlerin çekilmesi ile kara haline dönüşebilir. Bu hareketler sonucunda dünyadaki kara ve deniz dağılışında önemli değişikliler meydana gelir. *Yer kabuğunda meydana gelen geniş alanlı alçalma ve yükselme hareketlerine epirojenez denir.
*Bir yerde epirojenik hareketlerin olabilmesi için İzostatik dengenin bozulması gerekir.
İzostatik denge: Katı haldeki yer kabuğunun sıvı haldeki Manto üzerinde batmadan kalabilmesine denir.
İzostatik dengeyi bozan faktörler:
1)Karalarda aşınmanın, denizlerde birikmenin fazla olması,
2)İklim değişmeleri,
3)Dağ oluşumu hareketleridir.
*Epirojenez yeryüzünü en uzun sürede şekillendiren iç kuvvettir.
Epirojenez sonucunda;
1)Jeoantiklinal ve jeosenklinal meydana gelir.
2)Deniz ilerlemesi (Transgrasyon) ve deniz gerilemesi (Regrasyon) meydana gelir.
*Türkiye’de epirojenez sonucunda, Anadolu yarım adası yükselirken; çevresindeki Akdeniz, Ege, Karadeniz çanakları ile Ergene havzası çökmektedir.
*Dünya üzerinde ise İskandinavya yarım adası yükselirken, Almanya ve Hollanda çökmektedir.
Epirojenik hareketler, türlü nedenlerle oluşa bilir.
• Kıta hareketleri ve
• Kıtaların üzerindeki yükün artması ya da azalması bu nedenlerin başında gelir. Örneğin, buzul çağında İskandinavya Yarımadası ve Kanada üzerinde 1–2 km kalınlığında bir buz tabakası vardır. Sonradan buzulların erimesi ile bu karalar üzerindeki yük azaldı. Böylece içe gömülmüş olan bu kara parçaları, yükselmeye başladı. Bu yükselme, bugünde yavaş yavaş devam etmektedir.
Milyonlarca yıl boyunca dış güçler tarafından; karalardan koparılıp, taşınan milyonlarca tonluk taş, toprak ve çeşitli materyaller okyanus diplerinde toplanarak karaların yükünün azalmasına neden olmaktadır. Böylece hafifleyen karalar, simanın kaldırma kuvveti etkisiyle yükselmeye uğramamaktadır. Karalar yükselince deniz seviyesi gerilemekte deniz altındaki alanlar kara haline gelmektedir. Karaların yükselmesi sonucunda deniz seviyesinin gerilemesi olayına regresyon denir.
Karalardaki volkanik olaylar sonucu çıkan milyonlarca tonluk materyal, karaların yükünü arttırmaktadır. Aynı şekilde yine büyük iklim değişiklikleri sonucu oluşan buzullaşma ile milyonlarca tonluk ağırlık birikmektedir. Karaların yükünün artmasına bağlı olarak taşküre simaya daha fazla batar ve karalarda genel bir çökme meydana gelir. Karaların çökmesine bağlı olarak deniz suyu, karaya doğru ilerler ve bazı kara alanları deniz suyu altında kalır. Böylece transgresyon denilen denizlerin, karaya doğru ilerlemesi olayı görülür.

3.VOLKANİZMA

Yeryüzünü şekillendiren iç kuvvetlerden biri de volkanizmadır. Volkanizma olayları sonucu çeşitli yer şekilleri meydana gelir.
Yerin içindeki basınçlı kızgın magmanın, yer kabuğunun zayıf yerlerinden kırık, çatlak, oynak, ince vb.)yeryüzüne çıkmasıyla volkanizma olayları meydana gelir.
Yer’in derinliklerinde kızgın halde bulunan magma, yer kabuğunun zayıf direnç alanlarından ya yeryüzüne çıkarak tek dağları oluşturur ya da yeryüzüne çıkamaz; ama üstteki tabakaları yukarı doğru iterek kubbeleştirir.
• Magmanın, Yerkabuğu’nun direncini kıramadığı durumlarda yeryüzüne yakın tabakaları yukarı doğru iterek kubbeleştirmesi sonucu oluşan şekillere de iç püskürük şekiller denir.
• Magmanın yeryüzüne çıkarak oluşturduğu volkanik şekillere dış püskürük şekiller denir.
Volkanik şekillerin biçimlerini belirleyen en önemli etken, volkanik faaliyette çıkan malzemenin niteliği ve volkanik faaliyetin süresidir. Volkanik faaliyetin kısa veya uzun süreli olması; volkanik şeklin biçimini doğrudan etkilemektedir. Kısa süreli volkanik faaliyet sonucu çıkan malzeme de az olacağından daha sınırlı bir alanı kaplayacaktır. Uzun süren faaliyetlerden daha fazla materyal çıkacağından, daha geniş alanları kaplayacaktır.
Volkanik faaliyetler sonucu yeryüzüne gaz, sıvı ve katı maddeler çıkar. Gazların başlıcaları; azot, karbondioksit, hidrojen, klorür, su buharı, karbon monoksit ve hidrojen sülfürdür. Sıvı maddeler ise lavlardır. Lavların sıcaklıklarının miktarı, akıcılıklarını da etkiler. Sıcaklıkları yüksek olan lavlar daha akıcıdır ve daha geniş alanlara yayılırlar. Volkanlardan çıkan katı maddeler ise çeşitli büyüklükte kayalar, taşlar, volkan külleri vb. dir.
Volkanların çıkardıkları maddelerin özellikleri volkanın püskürme biçimini belirler. Örneğin, volkanik püskürmenin sakin ya da patlamalı olması; magmanın içindeki gazların miktarını ve lavım kimyasal özelliğine bağlıdır. İçinde çok gaz olan magmalar şiddetli patlamalara yol açar.
VOLKANİK YERŞEKİLLERİ
1.Patlama Çukurları
Volkanik etkenlik, yalnızca gaz patlamasından ibaretse bunun sonucunda patlama çukurları oluşur. İç Anadolu’da Karapınar ve Nevşehir dolaylarında bu tür patlama çukurları pek çoktur. Bu tür patlama çukurlarına maar denir.
Maarların çapları birkaç yüz metre ile birkaç kilometre arasında değişebilir.
2.Tüf Tabakaları
Yanar dağ küllerinin, bazı kırıntılarla birlikte çimentolaşması ya da yığılıp kalması sonucu tüf tabakaları oluşur. Nevşehir ve Ürgüp dolaylarında tüf platoları ve tüf konileri ile Kula çevresinde volkanik tepeler böyle ortaya çıkmıştır.
3. Volkan Konileri
Volkan, bol miktarda lav çıkarıyorsa bu lavları soğuyup yığılmasıyla volkan konileri oluşur. Magmanın akıcılık derecesine göre volkan konisinin yüksekliği ve biçimi değişiklik gösterir. Volkan konilerinin üstlerinde ya da yanlarında, bacanın son bulduğu çember biçimindeki çukurluğa krater denir.
Kraterlerin patlamalar ya da çökmelerle çok genişlemiş şekillere kaldera denir. Kalderaların diplerinde göller oluşabilir. Volkan konilerinin oluşmasına yol açar. Bu biçimlerin oluşmasında lavların akıcılık dereceleri çok önemlidir. Söz gelimi; çok akıcı lavlar geniş bir alana yayıldıklarından volkan konisi yayvan olur. Güneydoğu Anadolu’daki Karaca dağ volkanı böyledir. Kül, kum, çakıl vb. maddelerin püskürmesiyle de tüf konileri oluşur. Az akıcı lavların dar bir yerden çıkarak yeryüzünde birikmesiyle de kubbemsi kalkan biçimli volkanlar oluşur.
Yeryüzünde 500’e yakın etkin volkan vardır. Bu etkin volkanların üçte ikisi büyük okyanus çevresinde sıralanmıştır. Bu özelliğinden dolayı Büyük Okyanus kıyılarına “ateş çemberi” denilmektedir.
DEPREMLER:
Depremler: Yer kabuğu içindeki katmanların yerlerinden oynamalarıyla oluşan sarsıntının, dışa ve çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki hareketine deprem denir.
Volkanik depremler: volkanların püskürmeleri sırasında duyulan depremlerdir. Çöküntü depremleri: kolay eriyen kayaların bulunduğu yerlerde erime sonucu yeraltında büyük boşluklar oluşur. Zamanla bu boşlukların üzeri çöker.
Tektonik depremler: yer kabuğu içinde katmanların yerlerinden oynamalarıyla oluşurlar. Bunlar, yer kabuğunun derinliklerinden basınçlar ve gerilimler sonucunda oluşan yer değiştirme, kırılma, oynama gibi hareketlerin yaratığı sarsıntılardır.
Tektonik depremlerde bir iç merkez vardır. Burası depremin meydana geldiği yer kabuğu içindeki noktadır. Yer kabuğu üzerinde depremin iç merkezine en yakın noktaya dış merkez denir. Dış merkez, en çok sarsılan yerdir.
Depremler sismograf denilen araçlarla ölçülür.
Depremin büyüklüğü bir ölçeğe göre ifade edilir. Bu konuda genellikle Richter(rihter) ölceği kullanılır.
Depremin şiddeti, iç merkeze olan uzaklığına, tabakaların durumuna, bölge tabanında sert ana kayaç, tortul kayaçlar ya da gevşek yapılı dolgu malzemelerinin olup olmadığına göre değişir.
Deprem Alanlarının Dağılışı
Tektonik depremler özellikle son jeolojik devirlerde oluşmuş arazilerde daha çok görülür. Çünkü bu gibi alanlarda yer katmanları henüz tam yerine oturmamıştır ve kırıklarla parçalanmıştır. Bu nedenle sık sık yer hareketleri görülür.
• Akdeniz Bölgesi
• Pasifik Okyanusu
• Antil Adaları
• Japonya
• Doğu Hint Adaları
Dünyanın en çok deprem görülen yerleridir.
*Deprem, yer sarsıntısıdır. İnceleyen bilim sismoloji, ölçen alet sismograftır. Şiddeti Richter Ölçeğine göre belirlenir.
*Depremin kaynağını aldığı yere İç merkez (Hiposantr),yeryüzünde buna en yakın noktaya da dış merkez (Episantr) denir.
*Okyanus veya deniz diplerinde olan depremin etkisiyle dev dalgalar oluşur. Bunlara Tsunami denir.
Oluşumlarına göre depremler:
1)Çöküntü depremleri: Yeraltındaki mağaraların veya maden ocaklarının çökmesi ile oluşan depremlerdir.
2)Volkanik depremler
3)Tektonik depremler: Kıta ve dağ oluşumu hareketleri sırasında yer kabuğunda meydana gelen sıkışma ve kırılmalar sırasında olur. En fazla görülen deprem çeşididir. Etki alanı çok geniştir.
Not: Dünya üzerindeki volkanik alanlarla; deprem bölgeleri, fay hatları, genç kıvrım dağları ve sıcak su kaynakları arasında bir paralellik vardır. Sebebi bu alanlarda yer kabuğunun hareket halinde olmasıdır.

Türkiye’deki Deprem Bölgeleri
1)Kuzey Anadolu deprem Kuşağı: Saroz körfezinden başlar, Marmara denizinden geçtikten sonra Kuzey Anadolu Dağlarının güneyini takip ederek Van Gölünün kuzeyine doğru uzanır.
2)Batı Anadolu deprem kuşağı: Güney Marmara’dan başlar Ege Bölgesindeki çöküntü ovalarını takip eder.
3)Güney Anadolu deprem kuşağı: Hatay’dan başlar, Güney Anadolu Toroslarını takip ederek Van gölünün güneyine doğru devam eder.

Deprem tehlikesinin en az olduğu alanlar:
1)Konya, Karaman, Taşeli Platosu ve İçel çevresi.
2)Mardin-Şırnak çevresi.

Depremlerin meydana getireceği zarar derecesinde;
1)İç ve dış merkezlere olan uzaklık,
2)Depremin süresi ve şiddeti,
3)Zeminin özelliği,
4)Konutlarda kullanılan yapı malzemesinin özelliği etkilidir.

Depremlerden Korunma Yolları
1)Fay hatları üzerinde büyük yerleşim merkezleri kurulmamalı ve yüksek katlı binalar yapılmamalı.
2)Binalardaki yapı malzemesi ve yapı tekniği sarsıntılara dayanıklı olmalıdır.
3)Deprem konusunda halk eğitilmelidir.
4)Binaların yapıldığı zemin sağlam olmalı. Yer altı suyu bakımında zengin olan alüvyal alanlara çok katlı bina yapılmamalıdır.
5)Deprem sırasında merdiven ve tavan boşluklarında durulmamalı. Bina içinde üzerimize düşüp altında kalabileceğimiz mobilya ve eşyalardan uzak durulmalıdır.
6)Bina dışında ise ağaç, duvar ve elektrik telleri gibi devrilebilecek şeylerden uzak durmalıyız.

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
karakurum
PAYLAŞIMSEVER
<marquee>PAYLAŞIMSEVER</marquee>


Kayıt: 25 Eyl 2007
Mesajlar: 92

MesajTarih: Sal Eyl 25, 2007 7:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

teşekkürler öğretmenim

_________________
coğrafya sevgisi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
gkc_gokce
ÇOK YENİ ÜYEMİZ
<marquee>ÇOK YENİ ÜYEMİZ</marquee>


Kayıt: 06 Nis 2008
Mesajlar: 1

MesajTarih: Pzr Nis 06, 2008 7:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

öğretmenim iç kuvvetleri vermişsiniz çok teşekkürler ama bana etkileride lazım lütfen yardım edeilir misiniz?
Shocked

_________________
((((....susmayı sevmeye tercih ettim....))))
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Eğitim ve Öğretmen Forumu Forum Ana Sayfa -> COĞRAFYA ÖĞRETMENLERİ İÇİN Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.078