EGiTiM VE ÖGRETMEN FORUMU Forum Ana Sayfa EGiTiM VE ÖGRETMEN FORUMU

ATAMIZIN iZiNDE
EGiTiME HiZMET iCiN SiZLERLE
ZULFiKAR DEMİREL

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

büyü tükkanı

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    EGiTiM VE ÖGRETMEN FORUMU Forum Ana Sayfa -> FELSEFE GRUBU(FELSEFE,SOSYOLOJİ,PSİKOLOJİ vs.) İÇİN
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
ersinova
PAYLAŞIMSEVER
<marquee>PAYLAŞIMSEVER</marquee>


Kayıt: 17 Ekm 2006
Mesajlar: 79

MesajTarih: Pts Şub 04, 2008 5:10 pm    Mesaj konusu: büyü tükkanı Alıntıyla Cevap Gönder

büyü dükkanı

Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeşil tepelerin arasında, kışın
bembeyaz bir kar örtüsü ile, baharda rengarenk kır çiçekleri ile kaplanan
bir vadi vardı. Ortasından küçük bir ırmağın geçtiği bu vadi "büyülü vadi"
olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkân ile, bu
dükkânda yaşananlardı. Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkânın
adı "büyü dükkânı" idi.

Büyü dükkânı’nın sahibi, ak saçlı, ak sakallı bir ihtiyardı. Burası, aynı
zamanda onun yaşadığı yerdi. Bu nedenle dükkânın dışarıdan görüntüsü, tıpkı
bir ev gibiydi. Üç tarafında da yeşil çerçeveli pencerelerin olduğu, tamamı
ahşaptan yapılmış olan bu binaya, bir verandadan giriliyordu. İçeri girer
girmez, ilginç eşyalarla donanmış oldukça geniş bir oda ile
karşılaşıyordunuz. Büyük bir kütüphane, üzerlerinde çok sayıda eşyanın
bulunduğu raflar, masa ve konsollar, dükkânın dört bir tarafını kaplıyordu.

Ancak bu kalabalık görüntü içinde çok etkileyici bir düzen göze çarpıyordu.
Bütün eşyalar, belli bir estetik içinde duruyor ve bu estetik hiçbir zaman
bozulmuyordu.

Büyü dükkânını çevreleyen pencereler, içerdeyken bile günün aydınlığına ve
vadinin güzelliğine hakim olmanıza izin veriyordu. Dükkânın içinde, arka
taraftaki bölmeye açılan bir kapı vardı. Bu bölmede mutfak, banyo ve yatak
odası bulunuyordu. Dükkâna gelen müşteriler, arka tarafa açılan kapıyı daima
kapalı görürlerdi.

Her insanın yaşamında çok istediği ancak sahip olamadığı birşeyler vardır ya
da sahip olup kaybettiği şeyler. Bazen de sahip olduğu ancak kurtulmak
istediği şeyler. İşte bütün bunlar, o ülkede yaşayan insanların bir kısmı
için, büyü dükkânına gelme nedeniydi. Bu dükkânda, isteklerinizi sınırlamak
zorunda değildiniz. Müşteriler, hayal edebildikleri her şeyi isteme ve alma
hakkına sahiptiler. Tabii, bedelini ödedikleri takdirde. Her yerde olduğu
gibi bu dükkânda da almak istediğiniz şeyin bir bedeli vardı.

Bu bedelin ne olacağı, dükkân sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya
çıkardı. Ancak, büyü dükkânında yapılan pazarlıklar, günlük yaşamdakilerden
biraz farklı olur ve pek çok müşteriyi şaşırtırdı.

Dükkân sahibi yaşlı adam, her sabah gün ağarırken kalkar, kendine büyük bir
fincan kahve yapar ve bir insanın isteyebileceği her şeyin var olduğu
dükkânıyla gurur duyarak kahvesini yudumlardı. Kahvenin ardından gelen
zevkli bir kahvaltıdan sonra da pencerenin perdelerini sonuna kadar açarak,
sallanan koltuğuna oturur ve içeri dolan gün ışığının yardımıyla okumaya
başlardı.

Büyü dükkânında satıcı olmak bilgelik isterdi. O güne kadar dükkâna gelen
hiçbir müşteriyi geri çevirmemisti dükkân sahibi. Herkes, çok istediği
birşeye sahip olmak uğruna onca yolu göze alarak gelir ve mutlaka
alabileceği en iyi şeyi almış olarak çıkardı. Ama genellikle aldığı şey,
istediği şeydençok farklı olurdu.

Yaşlı adam ara sıra, okuduğu kitaptan başını kaldırır, yolu gören pencereye
bir göz atardı. Sabah dışarı baktığında, yağan karın yolu iyice kapattığını
gördü. Bu havada gelen giden olmaz diye düşünüp, hüzünlendi.

Büyü dükkânı, hemen her gün bir müşteri ağırlardı. Ancak, yılda birkaç kere
de olsa kimsenin uğramadığı günler olurdu. Yaşlı adam, o günün de bunlardan
biri olmasından korktu. Nedense işsizlik içini ürpertmişti. Tam o sırada
uzakta bir karartı gördü. Kar beyazının kamaştırdığı gözlerini kırpıştırıp
tekrar baktığında, bunun yaklaşmakta olan bir insan olduğunu anladı.

İçini bir sevinç kapladı. Gidip sobasına bir odun attı ve tam pencerenin
karşısındaki sallanan koltuğa oturup, müşterisini beklemeye koyuldu.

Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş, yorgun düşmüş olmalıydı.
Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu. İyice
kulak kabarttı. Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli verandadaki ayak
seslerini ve onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok hoşlanırdı.Beklediği
kişinin ayak sesleri, ikinci basamakta kesilirdi. Müşteri çalmadan, kapıyı
açmamayı prensip edinmişti yaşlı adam. Çünkü, hemen herkes o kapının önünde
durup, bir kez daha düşünürdü.

Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu. O gün de aynı şeyi
yaptı. Sonunda kapı çalındı. Açtığında, karşısında soğuktan kızarmış
elleriyle atkısını çıkarmaya çalışan bir erkek gördü. "İyi sabahlar,
girebilir miyim?" diye sordu müşteri.

Dükkân sahibi, müşterisini içeri aldıktan sonra, ısınması için ona bir kahve
ikram etti. Sessizce kahvesini içerken etrafı seyreden adam, karşısında
oturan yaşlı satıcının ikna edilmesi pek güç olmayan biri olduğunu düşündü.
Herhalde o da müşterisini anlar, onun haklı isteğini geri çevirmek
istemezdi. Acaba büyü dükkânından çıkarken istediği gibi bir alışveriş
yapmış olacak mıydı?

Bir süre söze nasıl başlayacağını bilemedi. Belki de dükkân sahibinin
birşeyler söylemesi gerekirdi. Ancak karşısında sabırlı bir ifade ile
müşterisinin gözlerinin içine bakarak oturan satıcının, alışverişi
başlatmaya niyetli olmadığını anladı. Bu sabırlı bekleyiş, onda hem cesaret
hem de yumuşak bir etki oluşturdu. Anlaşılan, başlangıç sözleri kendisinden
bekleniyordu.

Sonunda, fazla düşünmeden aklından ilk geçeni söyleyiverdi;

"Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya. İstediğim şeyi, bir
tek sizin dükkânınızda bulabileceğimi söylediler. Karşılığında ne isterseniz
vermeye hazırım."

"İstediğiniz şeyin ne olduğunu öğrenebilir miyim?"

"Bakın, ben elli beş yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu.
Söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaştım galiba. Bu gerçeğe
tahammülüm yok. Ben bugüne kadar ki hayatımı geri istiyorum. Mümkün mü?"

"Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkânımda her şey mevcut. Ancak tam olarak
ne istediğinizi anlayabilmem için, bana geri istediğiniz hayatınızı biraz
anlatabilir misiniz?"

Dükkân sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü. Gözünün
önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına ait olduğunu kabul etmek için
kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş içinde
birbirlerine karışarak geçip gittiler ve geride yalnızca ıssız bir hüzün
bıraktılar.

Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, yaşlı satıcının sorusu
karşısında ancak şunları söyleyebildi;

"Geçmiş yaşamımda birçok hata yaptım. Bunlar için pişmanlık duyuyorum.
Yanlış kararlar verdim, kayıplara uğradım. Zamanı hovardaca harcadım. Bir
gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor. Paniğe kapıldım ve bir
çare aramaya başladım. Dostlarımla konuşmayı denedim. Beni teselli edip
derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu, yardım etmeye çalışanlar da. Ama
hiçbiri kâr etmedi. Kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken, bir gün birisi
bana sizden ve büyü dükkânından söz etti. Bunu duyar duymaz sanki içimde bir
ışık yandı. Büyük bir umutla hemen yollara düşüp size geldim. Kendimi çok
çaresiz hissediyorum. Lütfen elli beş yılımı bana geri verin."

"Yani, siz pişmanlık duyduğunuz hayatınızı yeniden yaşamak mı istiyorsunuz?"

"Elbette hayır. Söylemek istediğim bu değil. Ben yalnızca kaybettiğim
yıllarımı geri istiyorum. Eğer bir şansım daha olursa aynı hataları
tekrarlamayacağım."

"Herhalde bunu çok istiyorsunuz."

"Evet, hem de her şeyimi verecek kadar."

"Peki, benim size vereceğim elli beş yılın karşılığında siz bana ne
verebilirsiniz?"

"Ne isterseniz?"

"Sanki bunun için her şeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz."

"Hiç kuşkunuz olmasın. Şu anda sahip olduğum her şeyden vazgeçebilirim.
Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin."

Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken, kendinisallanan koltuğunun
devinimlerine bırakmıştı. Bir süre düşündü. Müşterisinin, sabırsızlıkla,
pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi. Büyü dükkânına gelen kişiler,
genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek için acele ederlerdi. Bu
nedenle, yaşlıadam, pazarlığın başındaki düşünce yolculuklarında yalnız
kalırdı. Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi işine yaradığını biliyordu.

Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin gözlerinin içine baktı
ve ağır ağır konuşmaya başladı;

"Beyefendi, her ne kadar siz elli beş yıl karşılığında bana her şeyinizi
vermeye hazır olsanız da, ben sizden bir tek şey isteyecegim."

"Dileyin benden ne dilerseniz."

"Belleğinizi..."

"Anlamadım?"

"Belleğinizi dedim. Elli beş yılın yaşantısını içinde barındıran belleğinizi
istiyorum."

"Ah evet anladım. İlginç bir bedel. Kabul ediyorum. Tamam alın belleğimi."

"Emin misiniz?"

"Neden olmayayım? Elli beş yıl kazanacağım."

"Belleğinizi, içindeki her şeyle birlikte bu dükkânda bırakıp gideceksiniz.
Elli beş yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız, buraya neden geldiğinizi
bile."

"Daha iyi ya. Her şeye yeniden başlayacağım. Zaten geçmişi hatırlamak
istemiyorum ki."

"O halde, korkarım elli beş yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o
zaman benim yerime bir başkası size yardımcı olur."

"Hayır hayır. Emin olun ki, şu dakika belleğimi size bırakıp elli beş yılımı
geri alacağım ve dükkânınızı bir daha dönmemek üzere terk edeceğim. Ve yine
söz veriyorum, şu ana kadar yaptığım hataların hiçbirini tekrar
etmeyeceğim."

"İsterseniz başka sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleğinizle birlikte
bütün hepsini burada bırakıp gideceksiniz."

Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu. Bu
sözlerin anlamını kavrayabilmek için birkaç saniye düşünmek zorunda kaldı.

"Nasıl yani? Buradan çıktığımda hiçbir şey hatırlamayacak mıyım? Sizinle
konuştuklarimızı bile, öyle mi?"

".................................."

"Yani hiçbir şeyi mi? Buraya neden geldiğimi, sizin kim olduğunuzu ve
hatta..."

"Ne yazık ki!"

Yaşlı adam, şu anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu. Karşısında
oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma, pazarlık sahnelerinin en
hoşlandığı görüntüsüydü. Son sözleri müşterisinin söylemesini istediği için
bir süre sessiz kaldı ve bekledi. Bu seferki sessizliğin, müşterisinin işine
yaradığından emindi. Onun aydınlanan yüzünün ortasında parlayan
gözbebekleri, yaşlı satıcı için, sessizliğin içinden çıkacak sesli bir
coşkunun habercisi gibiydi.

Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı;

"Sanırım ne demek istediğinizi şimdi anlıyorum. Eğer elli beş yılın bedeli
bu ise, pes ediyorum. Belleğimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor
musunuz? Bir kadının, çok istediği bir tokayı, saçları karşılığında satın
almasına. Çok ilginç bir insansınız. Bana, büyü dukkanından almak
istediğimden çok farklı birşeyle çıkacağımı söylemişlerdi de inanmamıştım.
Ben, bugüne kadar ki yaşamımı almak için gelmiştim, ancak bugünden sonraki
yaşamımı alıp gidiyorum. Size teşekkür ederim."

"Birşey değil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşçakalın."
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
cenk
FORUM UZMANI
<marquee>FORUM UZMANI</marquee>


Kayıt: 25 Şub 2006
Mesajlar: 593
Konum: samsun

MesajTarih: Çrş Şub 06, 2008 6:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ÇOK GÜZEL BİR HİKAYE

_________________
Çocukken ne kadar küçük seyler için aglardik. Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek.Simdi büyüdük. Çok büyük olaylar bile aglatamiyor bizleri. Ölümler, iflaslar, savaslar.Simdi daha mi güçlüyüz Yoksa daha aliskin mi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
GizeMNUR
FORUMU ÇOK SEVEN
<marquee>FORUMU ÇOK SEVEN</marquee>


Kayıt: 18 Nis 2007
Mesajlar: 438
Konum: konya

MesajTarih: Sal Şub 12, 2008 1:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Confused
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    EGiTiM VE ÖGRETMEN FORUMU Forum Ana Sayfa -> FELSEFE GRUBU(FELSEFE,SOSYOLOJİ,PSİKOLOJİ vs.) İÇİN Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.073