BÜTÜN ANNE VE BABALAR DEĞERLİDİR
Sabahları sobayı hep annem yakardı. Çok erken kalkardı. Her şeyi hazırlar daha sonra bizi kaldırırdı. Biz kalktığımızda evin içi sımsıcak olmuş olurdu. Bütün yüzler neşeyle gülerdi. Hazır olan kahvaltımızı yaptıktan sonra biz okula giderdik annemde yarım kalan işlerini yapardı. Hiçbirimiz neyin nasıl olduğundan haberdar değildi. Herkes her gün rutin işlerini yapar ve akşam gene aynı sofrada buluşurdu. Akşam olduğunda gene yemeğin nasıl hazırlandığından kimsenin haberi olmazdı.
Biz okuldan döner dönmez olan işimizi halleder sonra televizyonun başına geçerdik. Çoğu zaman bize denilen ‘önce ödevinizi yapın’ sözünü tutmazdık. Aslında yapmayın deseler belki de yapardık. Sanırım yeni serpilmeye başlayan,aklı bir karış havada olanlar için bir şey tersinden ifade edilmeliydi. Belki o zaman tersini yaptığımızı düşündüğümüz şeyi doğru yapmış olurduk.
‘Anneler babalar onlarca evladını ufacık bir yüreğe sığdırıyorlar ama evlatlar kocaman villalarına anne ve babalarını sığdıramıyorlar.’ Böyle diyordu ünlü bir sanatçı. Gözleri yalancı camların üstünde böyle konuşuyordu. Böyle haykırıyordu hayata. Çok güzel bir cümle aslında. Baksın insan geriye dönüp. Alsın vicdanının saatini asumanın gölgesinden. Ağaçların,taşların, böceklerin kısacası her türlü mahlukatı getirsin şahit göstersin. Acaba kendi lehine konuşacak birini bulabilecek mi.
Evet insan düşünmeden bir şeyi yapmaz. Fakat bir düşünün acaba anne ve babanıza dair. İçinizdeki bütün iyi ve kötü cümleleri atın. Bomboş bırakın kendinizi. Yeni doğmuşsunuz ve size yeryüzünün en güzel bakışlarıyla ve en gözleriyle bakıyorlar. Sizin hiçbir zaman bakmadığınız,bakamadığınız gözlerle sizi seyrediyorlar. İmkanı olanlar her türlü teknolojiyi kullanarak bunu geleceğe taşıyor. Ola ki bir ayrılıkta devamlı beraber olmak için bu kasetlere gözleri gibi bakıyor.
Yüreğimiz yerle yeksan olsa da bir anne ve baba bakamıyoruz. Sanırım bunu anlamanın en güzel yolu anne ve baba olmaktan geçiyor.
Bazıları diyebilir benim annem veya babam kötüydü yada şöyle biriydi. Şunu unutmamak lazımdır ki insan kötü olabilir ama annelik ve babalık kötülüğün bittiği yerdir. Anne veya babanız insan olarak iyi huylara sahip olmayabilir ama emin olun ki sizin için her şeyi yapacak gene onlardır. Onlar gerçektende kötü olsa dahi sizin onlara karşı kötü olma diye tercihiniz yok. Eğer var diyorsanız siz gerçekten siz değilsiniz.
Şimdi düşünüyorum da sobayı annem yakar evin nasıl ısındığını anlamazdık, yemeği annem yapar nasıl doyduğumuz bilmezdik, sabah bize süt kaynatıp okula gitmeden içirirdi. Ki bir daha hiçbir zaman o sütün tadını bir yerde bulamadım. Ve babam nede sert bir adamdı. Fakat sertliğinin yanı sıra yumuşak bir kalbi vardı. Her gün eve elinde bir şeylerle gelirdi. Annem ‘sen yedin mi?’ diye sorduğunda ise ‘çocuklar yemeden boğazımdan geçmez’ derdi. Ah o çocuklar…
Bütün anne babalar böyledir sevgili dostlar. Ama maalesef çocuklar öyle değildir. Onlar evlat ve torun küçücük yüreklerinde ki saraylarda yaşarken bir anne ve bir baba evlatlarının koskocaman dünya saraylarının bir köşesinde yaşayamıyor. Ne hazin bir durum,ne elem verici. Sanırım ‘kim ne yaparsa onu bulur’ diyorsunuz. Olsun ama onlar bir hata yaptı diye bizimde mi o hatayı yapmamız gerekiyor. Eğer anne ve babalarımızın çocukları, ademin piştiği toprağın evlatları ise bu hataya düşmememiz gerekiyor.
Biliyorum bir daha hiçbir zaman o sıcak sobanın gölgesinde oturduğum gibi oturmayacağım, bir daha o kadar oraya ait olmayacağım, içtiğim sütün tadını bir daha bulamayacağım, yediğim yemeğin lezzetini duymayacağım. Bunların hepsini iyi biliyorum. Ama şunu da iyi biliyorum. Hiçbir anne ve baba bu zulme layık değil.
Evlatların kör yürekleri bunu duysun.
Bütün anneler ve babalar değerlidir.
Evlatlarınızın size verdiği lezzet kadim olsun…
26/11/2007
Ünal Çağabey
(alıntı)