Eğitim ve Öğretmen Forumu  Forum Ana Sayfa Eğitim ve Öğretmen Forumu

İlköğretim ve Lise
Günlük Ders planları,belgeler,programlar,zümre,sosyal kulüpler
rehberlik,ödev ve tezler,yazılı ve testler

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Mesleki Teknik Eğitimin Sorunları ve Çözüm Öneri

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Eğitim ve Öğretmen Forumu Forum Ana Sayfa -> TEKNİK EĞİTİM VE MESLEK LİSELERİ GENEL
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5150
Konum: buradan

MesajTarih: Pzr Nis 23, 2006 9:55 pm    Mesaj konusu: Mesleki Teknik Eğitimin Sorunları ve Çözüm Öneri Alıntıyla Cevap Gönder

Mesleki ; Teknik Eğitimin Sorunları ve Çözüm Önerileri



Süleyman YAĞCIZEYBEK


MTEM Eş Uzmanı


SUNUŞ


Ülkemizde yıllardır tartışılan konuların başında mesleki ve teknik eğitimin sorunları gelmektedir. Mesleki ve teknik eğitimin problemleri, bunlara etki eden faktörler ve çözüm önerileri bugüne değin çeşitli toplantılarda tartışılmıştır. Özellikle 16. Milli Eğitim Şurasında çok kapsamlı çalışmalar yapılmış, ancak bu toplantı ve kongrelerde tartışılıp olgunlaştırılan hususlar uygulanamamıştır.


Mesleki ve teknik öğretimin ülkemizin gelişmesi ve kalkınmasındaki önemi büyüktür. Fakat bu gerçek yetkililer tarafından yapay bir kabul görmekte, mesleki ve teknik eğitimin geliştirilmesi için ciddi gayretler gözlenmemektedir. Özellikle Türk Milli Eğitiminin orta öğretim kademesi tam anlamıyla çökmüştür ve maalesef bu eğitim kademesinin sorunlarını çözmede ciddi çabalar da görülmemektedir. Herkes mesleki ve teknik eğitimin geliştirilmesi gerektiğini savunmakta, ancak bu eğitime gereken önem verilmemektedir.


Bugüne kadar mesleki ve teknik eğitimin sorunları üzerine çok şey yazıldı, çok şey söylendi. Ülkemizde mesleki ve teknik eğitim sisteminin geliştirilmesi için somut çözüm önerilerini içeren bu yazı, laf üretmek için değil çözüm üretmek ve çözüme katkıda bulunmak için hazırlanmıştır. Bu yazının ülkemizdeki mesleki eğitim sisteminin geliştirilmesine katkıda bulunmasını ümit ediyor, tüm meslektaşlarıma saygılar sunuyorum





MESLEKİ - TEKNİK EĞİTİMİN SORUNLARI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Bir toplumun en önemli varlığı insan kaynağıdır. Bu nedenle günümüzde tüm toplumlar işgücüne ve insan kaynaklarına yatırım yapma yarışındadırlar. Gelişmiş ülkeler arasında yer almak, onlarla bütünleşmek isteyen Türkiye;nin elindeki en önemli kaynak, genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahip olan insan gücüdür. Avrupa Birliğine giriş sürecinde, ülkemizin sahip olduğu bu genç ve dinamik insan gücü potansiyeli, diğer ülkelerle rekabet edebilme avantajı sağlayacak en önemli kaynaktır. Ancak bu genç nüfusun mesleki eğitimi ve istihdam edilebilirliği çok önemlidir. Bilim ve teknolojideki gelişmeler tüm ülkelerde insan kaynaklarında aranılan nitelikleri de etkilemektedir. Bu insan gücünü iyi kullanarak diğer ülkeler arasında rekabet edebilme imkanı vardır. AB;ye giriş sürecinde toplumsal kalkınmayı gerçekleştirecek nitelikli insan gücünün yetiştirilmesinin önemi açıktır. Günümüzde vasıflı işgücü uluslar arası platformda da en önemli unsur haline gelmiştir. Yoksa niteliksiz bir nüfus ile dünya rekabet yarışında başarılı olmamız mümkün değildir. Başarı ve rekabet daha çok bilgi-beceriye bağımlı hale gelmiştir. Nüfus artışı yüksek, okullaşma oranı yetersiz, dolayısıyla genel eğitimi düşük kalmış olan ülkemizde nitelikli iş gücüne olan ihtiyaç şiddetle hissedilmektedir.


Mesleki ve teknik eğitim, eğitim sisteminin ekonomik boyutu ile ilgilidir. Mesleki ve teknik eğitim, mal ve hizmet üretimi için gerekli her seviyedeki üretici iş gücünü yetiştirmeyi amaçlar. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle emek piyasasının taleplerine uygun olarak yetiştirilmiş iş gücünün istihdamının arttırılmasına ve kalkınmanın hızlandırılmasına, Türkiye;nin küresel pazarda rekabet gücünün yükseltilmesine anlamlı etkileri vardır. Mal ve hizmet üretiminde, küresel pazarda rekabet edebilmek için Türkiye;nin uluslararası standartları da dikkate alarak nitelikli işgücünü yetiştirmesi gerekir. İşgücünün niteliğinin yükseltilmesi, emeğin AB emek pazarında dolaşımı için de gereklidir. Avrupa Birliği ülkeleri arasında mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı sürecinde ülkemiz insan gücünün Avrupa piyasalarında çalışabilmesi için, orta öğretim çağında olan gençlerimizin mesleki ve teknik eğitim görerek yetiştirilmeleri, iş ve hizmet alanlarında çalışanların ise mesleki ve teknik eğitim seviyelerinin yükseltilmesi büyük önem taşımaktadır.

Yaşadığımız yüzyılda tüm çalışanların teknolojiyi anlayabilecek kadar temel becerilere sahip olmaları, ekip halinde çalışabilmeleri, değişikliklere kolayca uyum sağlayabilmeleri, bilgiyi yorumlayan, kullanan ve yeni teknolojiler üreten insan olmaları, karar verme ve problem çözebilmeleri, yazılı ve sözlü iletişim kurabilmeleri, kaliteli ürün ve hizmet üretiminde sorumluluk alabilmeleri beklenmektedir. Değişken şartlara uyum sağlayabilen, sorun gideren, çevresi ile iyi iletişim kurabilen, ekip çalışması yapabilen, mesleğinin gerektirdiği teknik becerilere sahip, yetişmiş mesleki ve teknik insan gücü, kalkınmanın itici gücüdür. Bu tür yeterlilikleri eğitim kurumlarının tek başına geliştirmeleri ise mümkün görünmemektedir. Bunun yolu temeli iyi atılmış okul-işletme işbirliğinden geçmektedir. İyi bir okul işletme işbirliği ise iş hayatının talepleri ve beklentileri doğrultusunda ülkemizdeki mesleki-teknik ortaöğretimi ve mesleki-teknik yüksek öğretimi şekillendirmekten geçmektedir. Ancak bunun tam olarak oluştuğunu söylemek de fazla iyimserlik olur.

Mesleki ve teknik eğitimin amacı, toplumun hedefleri ve iş çevrelerinin talepleri doğrultusunda bireylere belirli bir mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve uygulama yeterliliklerinin kazandırılmasıdır. Türkiye;de mesleki ve teknik eğitimin gerek nicelik ve gerekse nitelik olarak yeterli bir düzeyde olmadığı bilinen bir gerçektir. Günümüzde teknolojideki hızlı değişim ile birlikte ortaya çıkan yeni bilimsel ve teknik alanlar, nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyacı her geçen gün arttırmakta ve çağdaş teknolojileri içeren kaliteli bir mesleki eğitimi zorunluluk haline getirmektedir.


İş hayatına değişik düzeylerde eleman yetiştiren mesleki ve teknik eğitimin, dünyadaki değişimlere oldukça duyarlı olan dinamik yapısı, bu kurumların amaç, yapı ve programlarını sürekli geliştirmelerini zorunlu kılmaktadır. AB’ye uyum çalışmaları kapsamında, ülkemiz mesleki ve teknik eğitim sisteminde köklü değişikliklere ihtiyaç olduğu açıktır. Türkiye;de mesleki ve teknik orta öğretimin yeniden yapılandırılması gerekmektedir.





1. MESLEKİ TEKNİK ORTAÖĞRETİM


Mesleki; Teknik Orta Öğretimde Mevcut Durum, Temel Problemler ve Çözüm Önerileri:

Ortaöğretim; ilköğretime dayalı, en az üç yıllık genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Ortaöğretimin amacı; öğrencilere asgari ortak bir genel kültür vermek, birey ve toplum sorunlarını tanıtmak ve çözüm yolları aramak, ülkenin sosyo-ekonomik ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak bilinci kazandırarak öğrencileri ilgi, kabiliyet ve yetenekleri doğrultusunda, hem yükseköğretime hem mesleğe veya geleceğe ve iş alanlarına hazırlamaktır. İlköğretimi tamamlayan ve ortaöğretime girmeye hak kazanmış her öğrenci ortaöğretime devam etme ve ortaöğretim olanaklarından ilgi, kabiliyet ve yetenekleri


ölçüsünde yararlanma hakkına sahiptir. Ülkemizde Genel Ortaöğretimdeki okul sayısı, Mesleki ve Teknik Ortaöğretimdeki okul sayısından %30 az olmakla birlikte öğrenci sayısı iki


katından fazladır. Açık Ortaöğretimdeki öğrenciler dahil ve hariç olmak üzere öğretmen başına öğrenci sayısı Genel Ortaöğretimde, sırasıyla, 29 ve 21;dir. Diğer taraftan Mesleki ve Teknik Ortaöğretimde öğrenci/öğretmen oranı 15;tir.

Bugünkü mesleki ve teknik öğretim sistemimiz, ara kademelerde hizmet verecek işgücünü ortaöğretim düzeyindeki meslek okullarında yetiştirilmesini esas alan bir yaklaşımla şekillendirilmiştir.

Mesleki ve Teknik orta öğretimin sorunlarını önem sırasına göre sıralarsak;


1. Eğitimde Ayrımcılık ve Fırsat Eşitsizliği: Türkiye’de eğitim sisteminin en büyük sorunlarından birisi, eğitimde fırsat ve imkan eşitsizliği olarak da ifadesini bulan ayrımcılıktır. 14.06.1973 tarihinde kabul edilen 1739 No’lu Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 8. maddesinde “Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkan eşitliği sağlanır.” Hükümleri bulunmasına rağmen, ülkemizde meslek lisesi mezunlarına karşı bilinçli, kasıtlı ve sistemli bir şekilde ideolojik ayrımcılık uygulanmaktadır. Üniversiteye girişte meslek lisesi mezunlarının önüne katsayı engeli konarak, kendi alanlarının devamı niteliğindeki mühendislik bölümlerine bile devam edebilmeleri engellenmektedir. Hiçbir AB ülkesinde ortaöğretimden yüksek öğretime geçişte böyle bir adaletsizlik yoktur. Tam tersine meslek lisesi mezunları lehine daha da ayrıcalık tanınır. AB mesleki ve teknik eğitimin geliştirilmesi için çok büyük adımlar atarken, Türkiye bunun tam tersini yapmaktadır. Üniversiteye giriş sistemindeki adil olmayan ve eğitimde fırsat eşitliğini daraltan bu katsayı uygulaması Türk Eğitim Sistemi için önemli bir problemdir. Bunun bir an önce giderilmesi ve mesleki eğitimin önündeki engellerin acilen çözülmesi gerekir. Bu her şeyden önce eğitimdeki fırsat eşitliğini kısıtlayan bir uygulamadır.


Eğitimde fırsat eşitliği ilkesine aykırı olarak meslek lisesi mezunları aleyhindeki diğer ilginç bir çifte standart uygulama da şudur ki; Üniversiteye girişteki bu katsayı engelini aşmak isteyen bazı meslek lisesi mezunları, bu mağduriyeti aşarak üniversite yarışında düz lise mezunları ile eşit şartlarda yarışabilecek duruma gelebilmek için, Açık Öğretim Lisesi’nden ikinci bir diploma (düz lise diploması) almak istediklerinde ise çok ilginç bir şekilde burada da önlerinin kapalı olduğunu görmüşlerdir. Halbuki düz lise mezunu olan bir kişi isterse Açık Öğretim Meslek Lisesine kaydolarak veya meslek lisesi tamamlama programlarına devam ederek, istediği meslek alanında meslek lisesi diploması da (ikinci bir diploma) alabilmektedir. Düz lise mezunu olup da üniversiteyi kazanamayan geçlerimizin meslek sahibi olabilmeleri adına bu güzel bir uygulamadır. Fakat burada meslek lisesi mezunları aleyhinde çifte standart bir uygulama vardır. Yani meslek lisesi mezunu olan bir kişi, aynı şekilde düz lise diploması da almak isterse önü kapalıdır. Meslek lisesi mezunu olan bir kişi, Açık Öğretim Lisesi’nin akademik düz lise bölümlerine (fen, matematik vb.) kayıt olamaz. Bu eğitimde fırsat ve imkan eşitliği ilkesine aykırı bir uygulama olup eğitimde ayrımcılığın daniskasıdır! 15.03.2005 tarih ve 2378 sayılı Tebliğler Dergisi’nde yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Açık Öğretim Lisesi Yönetmeliği’nin kayıt, kabul şartları ile ilgili 24. maddesi acilen değiştirilmeli ve bu çifte standart uygulamaya derhal son verilmelidir.


Türkiye Eğitim Sistemi ile ilgili mevzuatını eğitimde her türlü ayrımcılığı ve fırsat eşitsizliğini ortadan kaldıracak şekilde yeniden düzenlemelidir. Bu hususta Başta Milli Eğitim Bakanımız olmak üzere, TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyelerine, parlamenterlerimize, bakanlarımıza, sendikalara ve demokratik sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir. Başta Milli Eğitim Bakanımız olmak üzere, Mesleki ve Teknik Eğitimden sorumlu Genel Müdürlerimiz ve konuyla ilgili diğer Bakanlık yetkililerinin gerekli duyarlılığı gösterip bu konulardaki ki yönetmelik ve mevzuat değişikliklerini en kısa zamanda yaparak, meslek lisesi mezunları aleyhindeki bu çifte standart ayrımcı uygulamalara acilen son vermelerini bekliyoruz. Yoksa bu durumda çocuklarımızı meslek lisesine göndermek hiç de akıllıca bir iş değildir!

2. Öğrenci Sayılarında Azalma:

1999 yılından itibaren mesleki ve teknik okullarda öğretmen ve okul sayılarında ciddi artışlar yaşanırken öğrenci sayılarında ise düşmeler görülmektedir. Mesleki ve Teknik ortaöğretime olan öğrenci talebi yetersizdir. Mesleki ve teknik okullara rağbet azalmıştır. Çünkü mesleki-teknik ortaöğretimden yüksek öğretime giriş umudu azalmıştır. Ülkemizde işsizlik problemi arttıkça üniversiteye talep sürekli artış gösterecektir. Dolayısıyla, mesleki ve teknik eğitime yönelişi artırmanın en önemli yollarından biri üniversiteye giriş umutlarının devam ettirilmesidir. Bireysel başarı esas alınarak herkese alanında üniversite yolu açık tutulmalıdır. Üniversiteye girişte mesleki-teknik orta öğretime uygulanan katsayı kısıtlaması (kendi alanları için) kaldırılmalıdır. Teknik liselere alanlarında üniversiteye girişte avantaj sağlanarak teşvik edilmelidir. Mesleki-teknik lise mezunları, alanlarıyla ilgili mühendisliklere gidebilmelidir. Mesleki ve Teknik Ortaöğretim kurumlarında okutulan programların devamı niteliğindeki lisans programlarına geçişte genel lise mezunları Mesleki ve Teknik Ortaöğretim okullarını bitirenlere göre daha avantajlıdır. Bu durum Mesleki ve Teknik Eğitime yönelecek öğrencileri düşündürmekte ve öğrenci akışını engellemektedir.


3. Uluslar Arası Akreditasyon Sorunu: Ülkemizin ihtiyaçları ve dünyadaki gelişmeler, mesleki yeterliliklerin belgelendirildiği ve uluslar arası akreditasyonu olan bir mesleki-teknik eğitim sistemine ulaşmamızı zorunlu kılmaktadır. Meslek standartları yeniden gözden geçirilmeli, mesleki ve teknik eğitim yeterlilikleri uluslararası standartlara uygun hale getirilmeli ve ulusal yeterlilik sistemi kurulmalıdır.İlgili sektörlerin de temsil edildiği bağımsız bir Meslek Standartları Kurumu oluşturulmalıdır. AB’ye uyumlu olarak Ulusal Sertifika Sistemi geliştirilmeli, denklik, belgelendirme ve sertifika ile ilgili işlemler yeniden düzenlenmelidir. Mesleki ve teknik eğitim orta öğretim programlarında ulusal bir standart oluşturulmalı, bu çerçevede orta öğretim düzeyinde uygulanan mesleki ve teknik eğitim programlarının çıktıları tanınmalı, unvanlar ve belgeler belirlenmelidir. Yeterliliklerin ve niteliklerin tanınması, mesleki ve teknik eğitimde kredi tarnsferinin mümkün hale getirilmesi gereklidir. Uluslar arası güvenilirliği olan bir yeterlilik sistemini içeren, kaliteli ve güçlü bir mesleki eğitim sistemi oluşturulmalıdır. Ulusal ve uluslar arası düzeyde geçerli ve etkin bir mesleki-teknik eğitim sistemi oluşturmak için ulusal bir kalite kontrol ve akreditasyon sistemi geliştirilmelidir.

4. İstihdam Analizinin Yapılmayışı: İstihdam analizinin yapılmayışı buna bağlı olarak Mesleki ve Teknik Eğitimde program esnekliğinin sağlanmayışı piyasa ihtiyaçları ile uygulanan programlar arasında uçurumlar oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde eğitimin dış değerlendirmesi giderek daha fazla önem kazanmaktadır.Bunun mesleki ve teknik öğretime yansıması, sistemin verimliliğinin ölçümünde mezunların eğitim gördükleri alanlarda işverenlerce istihdamının temel kriter olarak alınmasıdır. Kısaca sistemin müşteri odaklı hale gelmesi gerekmektedir. Mesleki ve teknik öğretimin müşterisi işverenlerdir. Onların ihtiyaçlarına uygun eleman yetiştiremediğimiz takdirde, verdiğimiz eğitimin hiçbir faydası yoktur. Sanayinin ihtiyaçları mutlaka belirlenmelidir. Arz ve talebin, mezunların durumunun ciddi olarak araştırılması ve bu doğrultuda programlar geliştirilmesi gerekir. Yerel ve ulusal ihtiyaçlara cevap verebilecek mesleki ve teknik eğitim yapılanması gereklidir.

5. Öğretim Programları: Mevcut öğretim programları yeniden gözden geçirilmesi ve günümüzde geçerliliğini yitirmiş olan eğitim programlarının revize edilerek, yeterliliğe dayalı öğretim programları reformu yapılması gerekmektedir. Yeterliliğe dayalı eğitim programları esas alınarak, mesleki ve teknik eğitimde program geliştirme işi sağlam temellere oturtulmalıdır. Mesleki ve teknik eğitimde kazandırılacak beceri ve yeterlilikler ise özel veya mesleğe özel olabilir.Yeni eğitim programları geliştirmede öncelikle yeterlilikler belirlenmeli, doğru iş ve meslek tanımları yapılmalıdır. Gelişmiş ülkelerde uygulanan DACUM analiz tekniği gibi bilimsel yöntemler kullanılarak iş/meslek analizleri yapılmalı, her meslek için bir yeterlilik profili geliştirilip sonra da öğrenme kılavuzu ve modüller geliştirilmelidir. Geliştirilen programlar pilot testler ile denemelidir. Mesleki ve teknik eğitim programlarında ulusal bir standart oluşturulmalı, bu çerçevede orta öğretim düzeyinde uygulanan mesleki ve teknik eğitim programlarının çıktıları tanınmalı, unvanlar ve belgeler belirlenmelidir.

6. Genel Eğitim – Mesleki Eğitim Ayrımı: Dünyada genel eğitim ile mesleki eğitim birbirine yaklaşırken, ülkemizde katı bir ayrımcılık sürdürülmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki eğilimler ışığında mesleki ve teknik öğretimimizi incelediğimizde ise genel eğitim-mesleki eğitim ayrımı giderek azalmakta ve bu sistemler birbirine yaklaştırılmaktadır. Ülkemizde ise söz konusu ayrım hala güçlüdür. Genel ve mesleki eğitim ayrımı sanayinin başlangıcında ortaya atılmıştır. Gerçekte böyle bir ayrım yoktur. Çünkü, sonuçta genel eğitime devam edenler de bir üst öğretim kademesinde mesleki eğitim görerek meslek sahibi olurlar. Böyle bir gruplamaya ihtiyaç duyulmasının sebebi, mesleki bilgiyi alabilmek için gerekli ön bilgilerin mesleklere göre farklılık göstermesidir. Bu eğitimleri birbirine rakip olarak görmek anlamsızdır. Ancak, bu anlamsızlık ülkemizde henüz anlaşılamamış, genel ve mesleki eğitim birbirine rakip hale getirilmiştir. Genel ve mesleki eğitimin birbirine yaklaştırılmasının pratikteki uygulaması, bu sistemler arasında yatay geçişlerin sağlanmasıdır. Ama, ülkemizde bu sistemler arasında adeta duvar örülmüştür ve her geçen gün bu duvar daha da aşılmaz hale getirilmeye çalışılmaktadır. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında Türkiye’nin en kısa zamanda, genel orta öğretim içerisinde mesleki ve teknik eğitimin payını %65 – 70 düzeyine çıkarmak durumunda olduğu ifade edilmiş olmakla birlikte uygulamanın hiçte böyle olmadığı görülmektedir. Halbuki Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile Milli Eğitim Şuralarında sürekli olarak belirtilen mesleki ve teknik eğitime katılım yüzdesinin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi %65- 70 oranlarına yükseltilmesi hedefi ancak mesleki ve teknik eğitimde köklü bir reform ile mümkün gözükmektedir. Kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda mesleki-teknik eğitimin ortaöğretim içindeki payı artırılmalıdır.


7. Mesleki Rehberlik ve Yönlendirme: Mesleki ve Teknik Eğitime giriş esnasında yeterli düzeyde rehberlik ve yönlendirme yapılamamaktadır. Mesleki-teknik eğitime yönelme azalmıştır. Son yıllarda mesleki ortaöğretim öğrenci oranı %30, diğer liselerin oranı ise %70’lere ulaşmıştır. Birçok gelişmiş Avrupa ülkesinde bu oranlar tam tersinedir. Mesleki-Teknik orta öğretime başvurularda %50’ye varan azalma olmuştur. Kalkınma planlarının hedeflerine rağmen ortaöğretimdeki öğrencilerin giderek artan bir bölümü genel liselere yönlenmektedir. Sekiz yıllık zorunlu eğitim nedeniyle, ortaöğretime talep artmıştır. İlköğretimde mesleki-teknik eğitime yönlendirme ve rehberlik hizmetleri yeterince yapılmamaktadır. Buna bağlı olarak yanlış seçim yapılmakta ve mesleki-teknik orta öğretimden mezun olanların öğrenim gördüğü alanda çalışma oranı ortalama olarak sadece %10-15 arasında değişmektedir. Yönlendirme gibi ilköğretimde verilmesi gereken bazı hizmetler de yerine getirilmediğinden, bu hizmetler de ortaöğretimden beklenmektedir. Başarılı öğrenciler, mesleki-teknik öğretim dışındaki orta öğretim kurumlarını tercih ediyorlar. Mesleki teknik öğretime gelen ilköğretim mezunlarının mezuniyet puanlarındaki düşüş, bu okulların kalitesinin önemli bir göstergesidir. Mesleki eğitimin başarılı olabilmesi için çağdaş ülkelerin yaptığı gibi okul öncesinden başlayarak lise sonuna kadar devam eden süreçte öğrencileri kişisel kabiliyetlerine göre yönlendirme yapılmalıdır. Öğrenciler, yatkın oldukları alanlara yönlendirilirken, okul, aile ve öğrenci işbirliği içinde olmalıdır


8. Nitelikli Mesleki ve Teknik İnsan Gücü Yetiştirilemiyor: Dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak iş sürekli olarak değişmektedir. İşteki değişmeler, bireyin bir işte istihdam edilebilmesi için gereken mesleki nitelikleri de farklılaştırmaktadır. İş için gerekli mesleki niteliklerin değişmesinin, mesleki ve teknik eğitime kapsamlı yansımaları olması gerekir. Mesleki ve teknik eğitimin güncelliğini koruyabilmesi, değişime zamanında etkili cevap verebilmesine bağlıdır. İşteki değişmeler, mesleki eğitimin amaçlarında, içeriğinde, izlenen öğrenme-öğretme stratejilerinde, kullanılan araç ve gereçlerde, öğretmen yeterliliklerinde değişiklik yapılmasını gerektirmektedir. Mesleki eğitim dinamik bir özellik gösterir. Bu nedenle, mesleki eğitimin güncel ihtiyaçlara cevap verebilmesi gerekmektedir. Nitelikli iş gücünden ne anlaşılmalıdır? Hangi nitelikleri kazanmış iş gücü, iş hayatında tercih edilmektedir? Bu sorulara doğru cevapların verilmesi, mesleki ve teknik eğitimi nitelik yönünden geliştirmeye yönelik çabalarda izlenecek strateji yönünden çok önemlidir. Mesleki ve teknik eğitim sisteminin, işteki gelişmeleri sürekli izlemesi, bu değişmelerin mesleki eğitime etkilerini analiz etmesi, yorumlaması ve değişikliklere cevap verecek düzenlemeleri gerçekleştirmesi şarttır. Nitelikli işgücü, yapacağı görevlerin gereklerine uygun yeterliliklere sahip olan işgücüdür. Bu tanım, işin analiz edilerek işgücünün yeterliliklerininin tanımlanmasını gerektirir. İşin gereklerine uygun yeterliliklere sahip işgücünün ülkemizin rekabet gücünün yükseltilmesine önemli etkisi olacaktır. Yüksek becerili bir işgücü üretmek için öğrencilere olabilecek en yüksek kaliteli mesleki ve teknik eğitimi sunmamız gerekir. Mesleki ve Teknik Ortaöğretim kurumları 1986 yılına kadar kendisinden beklenilen görevleri büyük ölçüde yerine getirmiş ve nitelikli teknik elemanlar yetiştirilmiştir. Fakat daha sonraki yıllarda farklı bir yaklaşım benimsenerek, işletmelerde meslek eğitimi uygulamasına geçilmesiyle birlikte, mesleki ve teknik ortaöğretimde kalite düşmüştür. Mesleki ve teknik ortaöğretimde son sınıf öğrencilerine uygulanan işletmelerde meslek eğitimi, etkili ve verimli değildir. Mesleki eğitimi için işletmeler gönderilen öğrencilerin çoğunluğu meslekleri ile hiç alakası olmayan işlerde çalıştırılmaktadırlar. Türkiye, işgücü verimliliği yönünden OECD ülkeleri arasında yetersiz bir görünüm sergilemektedir. Verimliliğin arttırılması, işgücünün nitelik seviyesinin yükseltilmesi, anlamlı katkı yapabilir. Bu alanda gelişme sağlayabilmek için öncelikle işgücünden beklenen yeterliliklerin ilgili tüm tarafların katılımı ile tanımlanmasına, mesleki ve teknik eğitim sistemimizin yeterlilikler referans alınarak yapılandırılmasına ihtiyaç vardır. Belirlenen meslek standartlarına uygun eğitimin yapılmaması burada belirleyici bir sebep olarak görülmektedir. Çünkü sanayici ve KOBİ’ler EML çıkışlıların bilgi ve becerilerinden memnun değildirler. Mesleki ve Teknik orta öğretim okullarından mezun olanlar, işgücü piyasasının talep ettiği niteliklere tam anlamıyla sahip değildir. İşletmelerde nitelikli ara eleman açığı olduğu halde, mezunların çoğu işsizdir ya da başka alanlarda çalışmaktadırlar


9. Eğitim Kurumu – İşletme Diyaloğu: Türkiye genç nüfusa sahip bir ülkedir. Gençlerimizin çağın gerektirdiği bilgi ve teknolojilerle donatılması ve emek piyasasının taleplerine uygun nitelik kazandırılması Türkiye’nin rekabet gücünün yükseltilmesine önemli katkıları olacaktır. Gençliğe emek piyasasının taleplerine uygun mesleki nitelikler kazandırılması ise mesleki ve teknik eğitimin temel işlevidir. Mesleki ve Teknik eğitimin önceliklerinden biri, kişilere işgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikleri kazandırmaktır. Bu da eğitim kurumları ile işletmeler arasındaki diyaloğu gerekli kılmaktadır. Sanayi kuruluşlarının, EML’lerin gelişen teknolojiye uygun olarak donatılmasında katkıları ise yok denecek kadar azdır. İşletmelerden uygulama amacıyla yeterince faydalanılamamaktadır. İşletmeler ile mesleki ve teknik eğitim kurumları arasında halen yetersiz düzeyde bulunan diyalog ve işbirliğini geliştirmek ve sorunlara ortak bakış açıları oluşturmak gerekir.


10. Ölçme ve Değerlendirme: Yeterliliğe dayalı, objektif, mukayeseli ve şeffaf bir ölçme değerlendirme sistemi geliştirilmelidir.


11. İmam Hatip Liseleri: İmam-Hatip Liseleri, Mesleki-Teknik Orta öğretim kapsamından çıkarılmalı, bu okullardan mezunların yüksek öğretime geçiş şartları ayrıca düzenlenmelidir.


12. Yasal Teşvikler: İş yerlerine, eğitimli insan gücü (EML-TL mezunları) istihdamı için yasal teşvik (prim ödeme desteği vb) getirilmelidir. Meslek ve Teknik eğitim gören öğrenciler, öğrenim kredisi ile desteklenmelidir.





2. MESLEKİ VE TEKNİK YÜKSEK ÖĞRETİM


Mesleki – Teknik Yüksek Öğretimde Mevcut Durum, Temel Problemler ve Çözüm Önerileri:


Yükseköğretim; ortaöğretime dayalı, en az iki yıllık yüksek öğrenim veren eğitim kurumlarının tümünü kapsar. Yükseköğretimin amacı; “ülkenin bilim politikasına, toplumun yüksek düzeyde ve çeşitli kademelerdeki insan gücü gereksinimine göre öğrencileri ilgi, yeti ve yetenekleri doğrultusunda yetiştirmek, bilimsel alanlarda araştırmalar yapmak, araştırma-inceleme sonuçlarını gösteren ve bilim – tekniğin ilerlemesini sağlayan her türlü yayını yapmak, Hükümetçe istenecek inceleme ve araştırmaları sonuçlandırarak düşüncelerini bildirmek, Türk toplumunun genel seviyesini yükseltici ve kamuoyunu aydınlatıcı bilimsel verileri sözle ve yazı ile halka yaymak ve yaygın eğitim hizmetinde bulunmak” olarak tanımlanmıştır. 1997–98 ve 2002–03 yılları arasındaki liseden mezun olan öğrencilerin sayılarını gösteren istatistiklere bakıldığında en fazla mezunun 541.163 ile 1998-99 akademi


yılında verildiği görülmektedir. Her ne kadar bu sayı sonraki iki öğretim yılında düşmüş olsa da 2001–2002 ve 2002–2003 yıllarında artmış ve yine yarım milyonun üstüne çıkmıştır. Bu da göstermektedir ki; yakın gelecekte de yine her yıl yüksek öğretim talebini oluşturan yaklaşık yarım milyon yeni öğrenci üniversite sınavlarına başvuracaktır.


Mesleki ve Teknik Eğitim, üretici insan yetiştirmeyi hedefler. Emek piyasasının becerili ve teknik işgücü ihtiyaçlarına nitelik ve nicelik yönünden cevap verebilen mesleki ve teknik eğitim sistemi, Türkiye’nin küresel pazarda rekabet gücünün arttırılmasına olumlu katkıda bulunabilir. Mesleki ve Teknik Eğitim sisteminin etkinliği ile meslek dersleri öğretmenlerinin niteliği arasında güçlü bir ilişki vardır.


Mesleki ve Teknik yüksek öğretimin sorunlarını önem sırasına göre sıralarsak


1. Meslek Dersleri Öğretmen Eğitiminde Niteliğin Yükseltilmesi


Eğitim sisteminin en önemli öğelerinden birisi öğretmendir. Öğretmen niteliklerinin eğitim öğretim kalitesine çok yönlü yansımaları vardır. Öğretmen nitelikleri ile eğitim ve öğretimin niteliği arasında olumlu bir ilişki vardır. Nitelikli meslek dersleri öğretmeni, yapacağı görevlerin gerektirdiği yeterlilikleri kazanmış öğretmen olarak tanımlanabilir. Yeterlilik ise bireyin meslekle ilgili görevleri yapabilme gücü olarak tanımlanabilir. Günümüzde, yeterliliğe dayalı öğretmen eğitiminde pek çok ülkede güçlü bir eğilim vardır ve yeterliliğe dayalı öğretmen eğitimi, gelişmiş ülkelerdeki çağdaş öğretmen eğitim sistemlerinde yaygın biçimde uygulanmaktadır. Öğretmen nitelikleri ile eğitimin nitelikleri arasında çok güçlü bir ilişki vardır. Mesleki ve teknik eğitimin temel işlevi emek piyasasının talebine uygun iş gücü yetiştirmek olduğuna göre, nitelikli iş gücü yetiştirilmesi, meslek dersleri öğretmenlerinin yapacakları eğitim-öğretim göreviyle uyumlu yeterliliklere sahip olmalarını gerektirir.Yapacağı görevin gerektirdiği yeterlilikleri kazanmış meslek dersleri öğretmenleri ülkemizdeki mesleki ve teknik eğitim sisteminin nitelik yönünden gelişmesine anlamlı katkıda bulunabilir ve iş ülkemiz iş gücünün AB ve dünya emek piyasasındaki hareketliliğini kolaylaştırabilir.


2. Yeterliliğe Dayalı Meslek Dersleri Öğretmen Eğitimi: Meslek dersleri öğretmen eğitimi, ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel özellikleri ile mesleki eğitim sisteminin yapısına göre biçimlenmektedir. Türkiye, becerili ve teknik iş gücünün mesleki eğitiminde, mesleki-teknik okula dayalı bir gelişim modelini benimsemiştir. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile çıraklık eğitim ve işletmelerde meslek eğitimi düzenlenmiştir. Günümüzde Türk Mesleki Eğitim Sistemi iş gücünün mesleki eğitiminde mesleki-teknik okul ağırlıklı özelliğini korumaktadır. Ekonomik ve teknolojik gelişmeler AB ülkelerinde iş gücünün mesleki eğitiminde değişikliklere neden olmakta, bu değişikliklerin meslek dersleri öğretmen eğitimine yansımaları olmaktadır. Türkiye’de meslek dersleri öğretmen eğitiminin öncelikli sorunlarının başında, öğretmen nitelikleri ile becerili ve teknik iş gücü yetiştirme görevi arasındaki uyumun güçlendirilmesi gelmektedir. Yeterliliğe dayalı meslek dersleri öğretmen eğitimiyle bu alanda anlamlı ilerleme sağlanabilecektir. Bu nedenle eğitim programları yeterlilikler esas alınarak tasarlanmalıdır. Görevin gereklerine uygun yeterlilikleri kazanmış meslek dersleri öğretmenlerinin, mesleki eğitimin niteliğinin yükseltilmesine anlamlı etkisi olur. Yeterlilikler, meslek dersleri öğretmen eğitiminin nitelik yönünden ulusal ve uluslar arası seviyede mukayesesine ve akredite edilmesine imkan verir.


3. Meslek Dersleri Öğretmen Standartları ve Uluslar Arası Akreditasyon: Meslek Standardı; Bireyin meslekle ilgili görevleri etkili biçimde yapabilmesi için gerekli yeterlilikleri ve performans ölçütlerini gösteriri. Meslek standartları, öğrenme-öğretme sisteminin çıktısını/ürününü tanımlar. Meslek Dersleri Öğretmen Standardı; Emek piyasasının taleplerine uygun işgücü yetiştirmeye ilişkin eğitim-öğretim görevlerinin gerçekleştirilebilmesi için gerekli yeterlilikleri ve performans ölçütlerini gösterir. Görevin gereklerine uygun yeterlilikleri kazanmış meslek dersleri öğretmenlerinin, mesleki eğitimin niteliğinin yükseltilmesine anlamlı etkisi olur. Yeterlilikler, meslek dersleri öğretmen eğitiminin nitelik yönünden ulusal ve uluslar arası seviyede mukayesesine ve akredite edilmesine imkan verir.

Öğretmen eğitiminde , Ulusal Yeterlilik Sistemi henüz kurulamamıştır. Yeterlilikler “Ulusal yeterlilik Sistemi”nin kurulmasına temel oluşturur. Türkiye, meslek dersleri öğretmen eğitiminin standartlarını geliştirmek, öğretmen eğitimini standartlara dayalı olarak yapılandırmak zorundadır. Meslek dersleri öğretmen eğitimine ilişkin olarak Türkiye ve AB ülkelerinde izlenen politika ve stratejilerin kapsamlı bir analizi yapılmalıdır. Mesleki-Teknik Yükseköğretim kurumlarının AB ve gelişmiş ülkelerde akredite olabilecek eşdeğeri ve programların diploma denkliği bulunmamaktadır. Türk yükseköğretim sistemi içerisinde yer alan, temel amacı mesleki-teknik orta öğretim kurumlarına öğretmen yetiştirmek olan, bölüm ve programları bu amaç doğrultusunda hazırlanan Teknik Eğitim Fakültelerinin benzeri, hiçbir Avrupa ülkesinde bulunmamaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki Teknik Öğretmen yetiştirme sistemleriyle benzerliği yoktur. Avrupa ülkelerinde ve dünyanın gelişmiş birçok ülkesinde mesleki ve teknik eğitime öğretmen yetiştirme, mühendislik ve mühendislik teknolojisi programları üzerine kuruludur. Örneğin İngiltere’de, belirli bir süre mühendislik yaparak endüstri ve piyasa deneyimi kazanmış kimseler, bir yıllık sürede verilen pedagojik formasyon ile meslek öğretmeni olabilmektedirler. Fırsatlara erişimin sağlanması için şeffaf akreditasyon uygulamaları ile daha önceki öğrenimler tanınmalıdır. Açık ve esnek eğitim yapıları oluşturulmalıdır. Mesleki-teknik eğitim programlarında ulusal bir standart oluşturulmalı, bu çerçevede orta ve yüksek öğretim programlarının çıktıları tanınmalı, unvanlar ve belgeler belirlenmelidir. Ulusal ve uluslar arası düzeyde geçerli ve etkin bir mesleki-teknik eğitim sistemi oluşturmak için ulusal bir kalite kontrol ve akreditasyon sistemi geliştirilmelidir. Mezunların unvan ve statüsü belirlenmeli, unvan, statü, nitelik ve yeterlilikler ile ilgili standartların sağlanması amacıyla sağlam bir kalite güvence sistemi oluşturulmalıdır. Değerlendirme, akreditasyon ve belgelendirmeye dayanan kapsamlı bir sistem geliştirilmelidir. Ulusal Meslek Standartları oluşturulmalıdır. Meslek dersleri öğretmenleri ulusal meslek standartları geliştirilmelidir. Bu meslek standartlarına dayalı olarak hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitim programları geliştirilmelidir. Mesleki ve Teknik Eğitim Fakülteleri AB kredi tarnsfer sistemine dahil edilmeli, AB ülkelerinde benzer işlevleri yapan yüksek öğretim kurumlarıyla kurumsal bazda ilişki kurulmalıdır. Bu okulların uluslar arası akreditasyona uygun olarak Teknoloji Fakültelerine dönüştürülmesi, ülkemiz endüstrisi için büyük bir itici güç olacaktır. Bu yapılanma, aynı zamanda mesleki-teknik orta öğretimi de yeniden cazip hale gelmesini sağlayacaktır.


4. Meslek Dersleri Öğretmen Eğitiminde Arz -Talep Dengesi Bulunmamaktadır:Son yıllarda ülkemizde açılan Teknik Eğitim Fakültelerinin sayısı 23’e yükselmiştir. Bu fakültelerden mezun olan öğrencilerin Teknik Öğretmen unvanı alarak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Endüstri Meslek Liseleri, Mesleki Eğitim Merkezleri ve Çok Programlı Liselerde Teknik Öğretmen olarak istihdam edilmeleri planlanmıştır. Teknik Eğitim Fakültelerinden mezun olan Teknik Öğretmenlerin başka bir alanda (örneğin endüstride) istihdam edilmesi amaçlanmamıştır. Buna rağmen, geçmiş yıllarda olduğu gibi bugün de Teknik Eğitim Fakültesi mezunları endüstrinin her alanında görev almaktadırlar. Ancak öğretmenlik yapmayan bu teknik elemanların belirli bir unvan ve statüleri yoktur. Dolayısıyla; mezunların üretim ve hizmet sektöründe çalışmaları teşvik edilmemekte aksine cesaretleri kırılmaktadır. Son yıllarda mesleki ve teknik orta öğretime ilginin azalması ile Milli Eğitim Bakanlığının Teknik Öğretmen ihtiyacı da hemen hemen ortadan kalkmış durumdadır. 1998-2002 yılları arasında atanan Teknik Öğretmen sayısındaki hızlı azalma Teknik Eğitim Fakültelerinin bugünkü durumunu açıkça ortaya koymaktadır. Mesleki ve teknik eğitim fakültelerinden mezun olan meslek dersleri öğretmen adaylarından pek çoğu öğretmen olarak görevlendirilememektedir.Teknik eğitim fakültelerinden mezun olan öğretmenlerden Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarına atanabilenlerin toplam mezunlara oranı %5’in altındadır.

. Mesleki ve Teknik Eğitim Fakülteleri Yeniden Yapılandırılmalıdır: Ülkemizde öğretmenlik özel bir eğitimi gerektiren profesyonel bir meslek olarak tanımlanmıştır. Öğretmenlik mesleğine giriş asgari lisans seviyesinde bir eğitimi gerektirmektedir. Türkiye’de meslek dersleri öğretmenleri, mesleki ve teknik eğitim fakültelerinde lisans programlarıyla eğitilir. Lisans programları fakültelerin sınıf ve laboratuar ve atölyelerinde uygulanır. Günümüzde sayıları 20’yi aşan Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının %5 gibi çok az bir kısmı Milli Eğitim Bakanlığı tarafında öğretmen olarak istihdam edilmektedir. Geri kalan %95’lik büyük bölüm, endüstriye ve iş piyasasına yönelik yetiştirilmedikleri için endüstride iş bulamamakta, bulabilenler ise bir unvan almakta güçlük çekmektedirler. Bütün bu nedenler, Teknik Eğitim Fakültelerinde yeni bir yapılanmaya gitmeyi zorunlu kılmaktadır. Bunun için bu fakültelerdeki programların endüstri ve iş piyasasına eleman yetiştirecek şekilde hazırlanması, bu programları bitirip de meslek öğretmeni olmak isteyenlere, gerekirse belirli bir süre endüstride çalışmış olma koşulu da getirilerek, pedagojik formasyonun verilmek suretiyle öğretmen olabilmeleri sağlanmalıdır. Mesleki ve teknik eğitim fakültelerinden mezun olanlar, teknik öğretmen olarak eğitim almış olmalarına rağmen eğitim sektörü dışında iş aramak zorunda kalmıştır. Bu fakültelerin teknik öğretmen eğitimi fakülteleri olarak gelecekteki rolleri sorgulanmalıdır. Mesleki ve teknik eğitim kurumlarına öğretmen yetiştirme yöntemi mutlaka gözden geçirilmelidir. Hem pedagojik formasyonun hem de temel bilim ve alan derslerinin birlikte verilmesi, aşırı yoğun müfredata yol açmaktadır (250-270 saat). Bu durumda ne endüstrinin ihtiyaç duyduğu nitelikli teknik eleman, ne de yeterli alan bilgisine ve becerisine sahip nitelikli öğretmen yetiştirilebilmektedir. Öğrenci sayıları giderek artan, mezunlarının çok azı öğretmen olarak istihdam edilen mesleki ve teknik eğitim fakültelerinin amaç, yapı ve programları yeniden değerlendirilmelidir. Bu bağlamda, Teknik Eğitim Fakültelerinde yapısal bir değişikliğe ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç ve buna bağlı olarak ilgili fakültelerde halen devam eden düzenlemeler dikkate alınmalıdır. Mesleki ve Teknik Eğitim Fakülteleri, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının ihtiyacı olan öğretmenlerle, iş hayatının ihtiyacı olan yüksek nitelikli profesyonel teknik elemanları yetiştirecek şekilde yapılandırılmalıdır


6. Meslek Yüksek Okullarının Durumu: Meslek Yüksek Okullarının sayıları çoğalmış ancak yeterli fiziki ve akademik alt yapı olmadığından öğretim kalitesi çok düşmüştür. 4702 Sayılı Kanunla getirilen Mesleki ve Teknik Lise mezunlarının Meslek Yüksek Okullarına sınavsız geçişi son yıllarda tartışılan önemli konulardan biridir. Meslek yüksek okullarında özellikle sınavsız geçiş nedeniyle sayısal bakımdan önemli artışlar olmuştur. Bu durum gelecek yıllarda Türk iş dünyasına büyük sıkıntılar getirebilecektir. MYO’lara sınavsız geçiş imkanı veren düzenleme, yeterli alt yapının oluşturulmadığı ortamda 2 yıl daha fazla zaman kaybına yol açmaktadır. Onun için MYO’lara sınavsız geçiş uygulaması kaldırılmalıdır. Tekniker yetiştirmeye yönelik bu eğitim devam edecekse mutlaka gerekli fiziki ve akademik şartlar sağlanmalı ve belirli başarı kriterlerine göre öğrenci kabul edilmelidir.


Kaynakça:


1. Mesleki – Teknik Eğitimin Sorunları ve Çözüm Önerileri




Endüstriyel Teknik Öğretim Dergisi, Sayı: 6


Süleyman YAĞCIZEYBEK


2. Bilgisayar Teknolojileri Meslek Dersleri Öğretmen Eğitimi Modül Eğitim Programları


Değerlendirme Raporu. ANKARA – 2005


Prof. Dr. İlhan SEZGİN – MTEM Uzmanı Süleyman YAĞCIZEYBEK

3. Elektrik-Elektronik Teknolojileri Meslek Dersleri Öğretmen Eğitimi Modül Eğitim

Programları Değerlendirme Raporu. ANKARA – 2005

Prof. Dr. İlhan SEZGİN – MTEM Uzmanı Süleyman YAĞCIZEYBEK

4 Eğitimde Ayrımcılık ve Fırsat Eşitsizliği.

Endüstriyel Teknik Öğretim Dergisi, Sayı: 6

Süleyman YAĞCIZEYBEK

5. Meslek Dersleri Öğretmen Eğitimi İhtiyaç Analizi.

MTEM Bülteni. Aralık-2004 Sayı:1

Prof. Dr. İlhan SEZGİN

6. Mesleki ve Teknik Öğretmen Yetiştirilmesindeki Gelişmeler.

MTEM Bülteni. Aralık-2004 Sayı:1

Prof. Dr. Tayyip DUMAN

7. Meslek Dersleri Öğretmen Yeterlilikleri.

MTEM Bülteni. Temmuz – 2005 Sayı:3

Prof. Dr. İlhan SEZGİN

8. Meslek Dersleri Öğretmen Eğitiminde Niteliğin Yükseltilmesi.

MTEM Bülteni. Ekim-2005 Sayı:4

Prof. Dr. İlhan SEZGİN

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



En son Eğitimci tarafından Cum Nis 04, 2008 4:46 pm tarihinde değiştirildi, toplam 4 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5150
Konum: buradan

MesajTarih: Pzr Nis 23, 2006 9:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Meslek Liseliye Katsayı Engeli Kopenhag Deklarasyonuna Aykırı !






Süleyman YAĞCIZEYBEK


MTEM Eş Uzmanı


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!







Avrupa Birliği;ne üye devletlerin eğitim bakanları, aday ülkeler, EA ve Avrupa Sosyal Ortakları, Kasım 2002 tarihinde Kopenhag;da Mesleki Eğitim ve Öğretim alanında işbirliği gerçekleştirilmesi yönünde anlaşmaya varmışlardır. 2002 Kopenhag Deklarasyonu’ndaysa mesleki eğitim ve öğretimin uygulanması, kalitesi ve çekiciliğinin arttırılmasına ilişkin bir strateji geliştirilmiştir. Kopenhag Deklarasyonu;nun temeli olarak kabul edilen Yaşam Boyu Öğrenme prensiplerine göre;yalnızca tercih ettikleri alana yönelmek isteyen bireyler değil, kendi uzmanlık alanlarında ilerlemek isteyen bireyler de bu yönde kısıtlanmamalıdır; Fakat AB;ye giriş yolundaki Türkiye;de mesleki ve teknik ortaöğretim okulları mezunları üniversiteye girişte hala sınırlamalar ile karşılaşmaktadırlar.





14.06.1973 tarihinde kabul edilen 1739 No;lu Milli Eğitim Temel Kanunu;nun 8. maddesinde ;Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkan eşitliği sağlanır; hükümleri bulunmasına rağmen, ülkemizde meslek lisesi mezunlarına karşı bilinçli, kasıtlı ve sistemli bir şekilde ideolojik ayrımcılık uygulanmaktadır. Üniversiteye girişte meslek lisesi mezunlarının önüne katsayı engeli konarak, kendi uzmanlık alanlarının devamı niteliğindeki mühendislik bölümlerine bile devam edebilmeleri engellenmektedir.





Üniversiteye girişte, meslek lisesi mezunları aleyhindeki bu farklı katsayı uygulaması, ülkemizde ekonomik olarak düşük gelir düzeyindeki sosyal tabakalara mensup vatandaşlarımıza karşı yapılan ekonomik koşullara dayalı bir ayrımcılık olup, ekonomik durumu iyi olmayan yoksul kesimden vatandaşlarımızın meslek liselerinden mezun olan çocuklarına karşı uygulanan dışlama, sınırlama ve eğitimde davranış eşitliğini ortadan kaldıran bir ayrımcılıktır. Eğitimde bu ayrımcılık , fırsat eşitsizliği ve engelleme devam ettiği sürece, ilköğretimden sonra meslek liselerine yönelen öğrencilerin sayısı gün geçtikçe azalacaktır. Meslek liselerine olan talebi arttırmak, yetenekli öğrencilerin mesleki ve teknik öğretimi tercih etmelerini sağlamak için meslek lisesi öğrencilerinin ÖSS;deki kat sayı uygulamasındaki cezalandırma kaldırılmalı, kendi alanlarının devamı niteliğindeki mühendislik bölümlerine girişte ek puanlarla teşvik edilmelidir.





Hiçbir AB ülkesinde ortaöğretimden yüksek öğretime geçişte böyle bir adaletsizlik yoktur. Tam tersine meslek lisesi mezunları lehine daha da ayrıcalık tanınır. AB mesleki ve teknik eğitimin geliştirilmesi için çok büyük adımlar atarken, Türkiye bunun tam tersini yapmaktadır. Üniversiteye giriş sistemindeki adil olmayan ve eğitimde fırsat eşitliğini daraltan bu katsayı uygulaması Türk Eğitim Sistemi için çok önemli bir problemdir. Bunun bir an önce giderilmesi ve mesleki eğitimin önündeki engellerin acilen çözülmesi gerekir. Bu her şeyden önce eğitimdeki fırsat eşitliğini kısıtlayan bir uygulamadır. Eğer ülkemizin kalkınması için mesleki ve teknik eğitimin yaygınlaştırılması gerektiğine gerçekten inanıyorsak, insan haklarına gerçekten saygılıysak ve Avrupa Birliği;ne girmek istiyorsak eğitimdeki bu ayrımcılık ve eşitsizlik sorununun acilen çözülmesi gerekmektedir.





Süleyman YAĞCIZEYBEK

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Eğitim ve Öğretmen Forumu Forum Ana Sayfa -> TEKNİK EĞİTİM VE MESLEK LİSELERİ GENEL Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.121