Eğitim ve Öğretmen Forumu  Forum Ana Sayfa Eğitim ve Öğretmen Forumu

İlköğretim ve Lise
Günlük Ders planları,belgeler,programlar,zümre,sosyal kulüpler
rehberlik,ödev ve tezler,yazılı ve testler

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

BASKETBOL ANTREMAN BİLGİLERİ
Sayfaya git Önceki  1, 2
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Eğitim ve Öğretmen Forumu Forum Ana Sayfa -> Spor
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5156
Konum: buradan

MesajTarih: Prş Ekm 12, 2006 5:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ŞUT NE ZAMAN ATILMALI
Dikkat ettiniz mi? Her şut atıldığında…
1. Girerse, alkışlarlar.
2. Girmezse, Acele etti, ilk eline geleni attı, zamansız attı derler.

Öncelikle, “ zamanında “ ne demek ? “ şut bulunduğu an, en iyi zamandır ”. Çünkü, 2 inci şans garanti mi?

Ayrıca : - Top kaybı da azalır. Her pas, bir miktar tehlike taşıdığına göre...

- Sut kaçtığında,5 oyuncumuz, yapılması gerekeni biliyorsa problem yok. Avantaj var. Hücum rebountu.


Bakın, neler yapılabiliyor….
Şut 3 bölgeden atılır : Gard bölgesi, Forvet ve Pivot bölgesi.


1. Gard bölgesi şutu, ( dikkat… Gardın şutu değil ).A. Girmeyen şut için rebount organizasyonu çok zayıftır. Sadece şutu atanın “ ufak bir HR avantajı vardır. Ötekiler tarihi Osmanlı metodu ile HR almaya çalışacaklar.
B. Geriye koşuda organize olmak zor. ( Hangi F, hangi P önce koşacak ) İyi Fastbreak oynayan takımlar problem yaratır.

2. F ve P bölgesi şutlarıda ise, mükemmel organize olabiliriz.a. Point Gardımız, karşı takımın ilk ileri koşanını alır. Kim olursa… Koşan yoksa, karşı gard’ın bulunduğu koridora girip “ emniyet “ sağlar.
b. Şut atan forvet, top kendisine doğru sekmedi ise, geriye koşan 2inci adam.
c. Pivotlarımız her şartta HRebountu girişiminde bulunacak. HR na giremeyen pivot, bir an kaybetmeden boyalı alanımıza koşacak. “ Hatta, bazen, Şut atan forvetimiz ile yarış halinde olurlar “.
Şimdi duruma bir bakalım. Gardımız geriye koştu bile. Şut tarafındaki forvetimiz de geriye gelen 2inci adam. HR giremeyen pivot da boyalı alanımızda veya gelmekte. Etti üç oyuncu. Peki, karşı takım nasıl FB atacak ?
d. Peki, geriye koşan 4üncü adam kim? Öteki pivotumuz. ? Peki, Niçin gecikti? Önce topun oyuna sokulmasını zorlaştıracak. Sonra boyalı alana koşacak da.
e. Peki, 5inci adam nerede? Görevi çok ağır, takıma katkısı da o kadar büyük oyuncu o işte. Çoğu insanın “ şutlar girmedi yenildik “ dediği yerde o, girmeyen şutları “
yenici güç kaynağı “ yapan oyuncudur.



A – Şut atıldığında faul çizgisine koşar. Pivotlar yer kapma derdinde iken, onun hedefi boyalı alana düşecek toplamak. ( İki forvet toplam HR >12 alır )
B – HR alınamazsa, derhal karşı takım point gard’ ının İlk pası almasına mani olmaya çalışır. Gard gene de ilk pası alırsa, dribl müdafaası ile onun sahanın ortasına girmesine mani olur. Yani, FB organizasyonunu yok eder.

Netice :
1 – Karşı takım uzun pas ile sayı yapamaz. Gardımız topu kapar.
2 – karşı takım kımıldayana kadar bizim gard ve forvetimiz müdafaaya yerleşir. Birinci pivot boyalı alana girmek üzere.
3 – MR aldıklarında, topun garda ulaşması zordur. Ayrıca zaman kaybı da var. (a - Pivot’un perdelemesi, b - Rebount ’a giren Forvetin garda presi).
4 – Gard ilk pası alsa da, bir forvetimiz onun üstündedir. Ayrıca gardımız yardıma hazır durumda ve pozisyonda ( Kanal konusu ) ve ilk kosan forvetimiz de müdafaaya gelmiş durumda. Topa uzak pivotumuz, çember altına yerleşmek üzeredir.

İleriye erken bir oyuncu göndermiş olsalar bile, bizim 3 oyuncumuz müdafaada hazır, 2inci pivot da boyalı alana gelmek üzere. Onların kac oyuncusu var? Sadece 2. Yani, sürpriz ihtimali dahi yok edilmiştir. En hızlı takımlara karşı bile, iki fazla adamımız var. Gard, bir şekilde bulup şut atsa, girmezse rebount 99% bizimdir. Gördüğünüz gibi, bize Fastbreak ile sayı yapamazlar. Hücum rebountunda, ve müdafaada fazla adam ile oynuyoruz. Her maç, 20 üstünde, onlardan fazla rebount yaparız. Bu fark bizim basketbol bilgimizin farkıdır. Hucum rebountlarımız. Her şut sonrası, taktik müdafaa için hazır bir diziliş halindeyiz.

Bu makina, forvet enerjisi ile çalışıyor. Bu makine, şut kaçsa da yener. Gördünüz mü? Şut kaçırmanın faydalarını.

Demek ki, ilk pozisyonda şut atmak ne kadar da avantajlı ve doğru imiş. Tabii ki, takım doğru hazırlanmış ise. Ufak bir nasihat. Konuşmaya “ ama ” ile başlayanları dinleyip zaman kaybetmeyin. Onlar, ( -1 ) ile çarpılmışlardır. Bütün sonuçları eksi çıkar.

Cavit ALTUNAY



18.01.2006 11:56 - BBforStudents.com

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5156
Konum: buradan

MesajTarih: Prş Ekm 12, 2006 5:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

DRİPLİNG
Dribling çok önemli bir silahtır. Dribl yapılmayan bir oyun çekilir mi ? Her silah gibi tehlikelidir de. Dikkatli ve kararında kullanılmalı.
İyi Dribling mi yapmak istiyorsunuz? Hemen başlayalım.


1. Top, sol veya sağ omuz hizasına getirilip başlanacak.
2. 4 arkadaşını 5 defans oyuncusunu da görecek kadar iyi ol.
3. Topu korumak gerektiğinde topsuz el ve ayağını kalkan yapıp, top ile müdafaa arasına getir. (otomatik olana kadar da çalış) Böylece müdafa topa yaklaşamaz. Artık istedigini yapabilirsin. Çember-müdafaan-sen ve top aynı çizgi üstünde olmalıdır.
4. El değiştirme tekniği çok önemli. Ana prensip “Top, defanstan hep uzak olacak”a. Müdafa uzak ise, önde el değiştirip topu ondan uzak tut.
b. Yakın ise, bacak arasından değiştirmelisin.
c. Pres yapıyorsa, mutlaka behind the back tekniği lazım.
d. Ana gayemiz, müdafaanın bize doğru gelmesini sağlamak.

Ben buna pressing offens diyorum. Defans ya sağınızdadır, ya da solunuzda. Topu ondan uzak ele geçirdiğimizde dominant oluruz. Defansı oyundışı bıraktık. Topu düşünme, hücumu düşün.
5. Pick-&-roll da böyle oynanacak. Adamını geçtin ( Şimdi takım oyunu başladı ) ikinci adam karşına çıktı, sakın topu tutma.a. Bu adamdan daha uzak koridora gir, adam sana gelsin. Şimdi behind the back tekniği kullan, Aksi yöne gidip, yeni duruma uygun hücumu organize et .
b. İki müdafa da oyundan düştü, açık jump şut da var.

6. Topu sadece pas veya şut bulunca tutacaksın. Pas verdiğin anda, toptan uzağa koş. Arkadaşına alan yarat. ( Bu hareketi bilen veya kullanan oyuncu o kadar az ki….)


Dribling esasında çok basit. Takım için kullanan büyük oyuncu oluyor. Her takımın aradığı… Kendisi için kullanan ise, hayat boyu oynayacak takım arıyor. İyi dribling yapan oyuncudan iyi oyuncu yaratılabilir. ( Elzem şart fakat yeterli değil ). Ama driblingi iyi olmayandan iyi oyuncu yaratılamaz.
Şimdi driblingin ne kadar önemli olduğunu anladınız. Değil mi ?

Cavit ALTUNAY



18.01.2006 12:16 - BBforStudents.com

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5156
Konum: buradan

MesajTarih: Prş Ekm 12, 2006 5:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ANTRENMAN BİLGİSİ
Bu bölümde temel antrenman bilgisi ile ilgili sık kullanılan kavramları ve bazı temel bilgileri bulacaksınız. Konu ile ilgili daha detaylı bilgileri kaynaklarımızdan alabilirsiniz. Sorularınız var ise bize e-mailimizden ulaşabilirsiniz. Bilgimiz çerçevesinde yanıtlamaya çalışırız.

1- Performans nedir ?
Bir fiziksel aktivite sırasında, o fiziksel aktivitenin gerektirdiği fizyolojik, biyomekanik ve psikolojik verime “performans” adı verilir. Bu verimin yarışma sırasında ortaya koyulabilme düzeyi de performansın düzeyi hakkında bilgi verir.

2- Performansı oluşturan öğeler nelerdir?
Performansı oluşturan öğeler Astrand ve Rodalh’a göre üç ana başlık altında toplanır. Bunlar sırasıyla şunlardır:
a-Enerji oluşumu (aerobik-anaerobik)
b-Nöro-müsküler(sinir-kas) ileti
c-Psikolojik faktörler (motivasyon)

3-Performansı etkileyen faktörler nelerdir?
Performansı çeşitli faktörler etkiler. Bu faktörler öncelikle iç ve dış faktörler olmak üzere ikiye ayrılırlar.

İç faktörler veya internal (kişisel) faktörler adını verdiğimiz faktörler şunlardır:
a. Antrenman düzeyi
b. Yaş
c. Cinsiyet
d. Fiziksel uygunluk (physical fitness)
e. Irksal faktörler
f. Stres düzeyi
g. Motivasyon durumu
h. Beslenme
ı. Ergonomik destekleyiciler
j. Sağlık durumu
k. İlaç kullanımı

Dış faktörler veya eksternal faktörler ise şunlardır:
a. İrtifa
b. Nem
c. Sıcaklık
d. Zemini durumu
Yukarıda sıralanan faktörler durumlarına göre performansı olumlu ya da olumsuz yönde etkilerler.

4- Antrenman nedir?
Belirli bir sistem içinde hedeflenen sportif performansı elde etmek için bir program çerçevesinde, sportif performans öğelerini geliştirmeye yönelik çalışmaların tümüdür. Fizyologlar antrenmanın tanımını şöyle yapmaktadır:
Vücuda yapılan tüm yüklenmelerde fonksiyonel ve morfolojiye uygunluk, yüklenmeler sonucu organizmada bir değişikliğin meydana gelmesi ve sonuçta verim artışına neden olunma. Bir başka antrenman tanımını ise şöyle görmekteyiz:Alıştırmalar yardımı ile sporcuların fiziksel, teknik, taktik, zihinsel, psikolojik ve motorsal hazırlığıdır.

5-Antrenmanın etkileri nelerdir?
Doğru ve sistemli yapılan bir antrenman ile tüm performans öğeleri geliştirilebilinir. Antrenman enerji oluşum sistemi üzerinde olumlu etkilerde bulunur. Bu şekilde kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi antrenman ile gelişerek sporcunun aerobik gücü (oksijenli-güç) arttırılır. Yorgunluğa karşı direnç artar. Nöro-müsküler (sinir-kas)ileti antrenmanla iyileştirilir. Kuvvet artırımı sağlanır. Koordinasyon, esneklik gelişir. Hareketlilik ve beceri gibi özellikler, iyileştirilir. Ayrıca sporcunun, teknik, taktik, zihinsel ve psikolojik özellikleri de gelişir. Özet olarak antrenman ile sporcuların enerji oluşum sistemleri, kuvvetleri ve motorik özellikleri geliştirilebilinir.

6- Aerobik enerji oluşumu nedir?
Organizmanın oksijenli enerji oluşum sistemidir. Burada hücre düzeyinde kan aracılığı ile gelen oksijen, enerji verici maddeleri yakar. İnsan organizması genelde aerobik yaşam (oksijenli ortamda) süren bir canlıdır. Burada solunan hava akciğerde alveolleri (hava keseleri) doldurur. Alveollerin (hava keseleri) çevresi kapiller (kılcal) damarlarla örümcek ağı gibi örülüdür. Burada kılcal damarların içindeki kanda bulunan ve eritrositlere(alyuvarlar) kırmızı rengini veren bir demiroksit bileşimi olan hemoglobin, alveollerin(hava keseleri) içindeki havada bulunan oksijenle difüzyon yolu (az yoğun ortamdan, çok yoğun ortama geçiş)ile birleşir ve oksihemoglobin yapar. Bu madde kan içinde kalbe gelir ve kalp onu hücre düzeyine kadar pompalar. Hücre düzeyine kadar pompalar. Hücre düzeyinde hemoglobin karbondioksitle birleşip, oksijeni bırakır ve tekrar kalbe gelip, kirlenmiş kanın temizlenmesini sağlar. İşte burada hücre düzeyine gelen oksijen, enerji verici maddeleri öncelikle karbonhidrat(şekerler) yakar ve aerobik yolla (oksijenli yol) enerji (atp)oluşur.

7- Aerobik güç nasıl geliştirilir?
İnsan organizmasının, aerobik gücünün (Bu uygulamada dayanıklılık olarak bilinir), yani oksijenli enerji oluşum sistemlerinin güçlendirilmesi için geliştirilen çeşitli antrenman yöntemleri vardır. Bu yöntemler genelde şu ana başlıklar altında toplanır:
a-Maraton tipi antrenman :Burada kısmen yavaş uzun mesafe koşular (Spor türüne göre yüzme de olabilir) söz konusudur.
b-İnterval antrenman:Aralı antrenman adı da verilen interval çalışma, sporcuların aerobik güçlerini en süratli geliştiren antrenman metodudur.
İnterval çalışmanın dört temel unsuru vardır. Bunlar sırasıyla mesafe, ara, tempo ve tekrar sayısıdır. Kısaca MATT ile ifade edilir. İnterval antrenman iki çeşittir.
Bunlar extensiv (yaygın) internal ve intensiv (yoğun)interval.
c-Fartleks:Tempolu oynaş koşusu diye de adlandırılan bu antrenman şeklinde sporcular minimum 30-45 dakika arasında engebeli arazide, çeşitli çıkışlar, inişler yaparlar.

8- Anaerobik enerji oluşumu nedir?
Organizmanın oksijensiz enerji oluşum sistemidir. İki bölümü vardır: ATP-CP’li sistem (alaksit) ve laktik asitli sistem (laktasit). Tüm fiziksel aktiviteler sırasında önce kas hücresi içinde bulunan hazır ATP (adenozintrifosfat) devreye girer. Daha sonra eğer ortamda yeterli oksijen yoksa enerji verici maddeler oksijensiz olarak yakılırlar. Bu işlem sonunda laktik asit (süt asidi) adı verilen bir yan ürün ortaya çıkar. İşte bu sisteme de laktik asitli sistem de laktik asitli sistem denir.

9- Anaerobik güç nasıl geliştirilir?
İnsan organizmasının anaerobik gücü genel olarak, aerobik güçten daha zor geliştirilen bir özelliktir. Burada temelde iki noktadan hareket edilir. Bu noktalar;supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler ve tekrar metodudur. Özellikle supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler ve tekrar metodu ile organizmanın laktik aside (süt asidi) olan dayanıklılığı artırılır. Bu yüklenmeler devamlı yüklenme yönteminden daha kısa süreli, fakat daha yoğundur.

10- Steady state (hazır durum) nedir?
Steady state (hazır durum);bir fiziksel aktivite sırasında o fiziksel aktivite için gerekli olan enerjinin sağlandığı, alınan oksijen ile kullanılan oksijenin dengelediği durumdur. Fiziksel aktivite sırasında aktiviteye uyum için kalp vurum sayısında lineer (çizgisel) bir artış görülür. Bu artış eğer steady state (hazır durum) sağlanmış ise durulur, kalp vurum sayısı dengelenir ve değişiklikler minimale indirgenir. Burada alınan ve harcanan oksijenin dengelenmesi söz konusudur. Genelde fizyologlar tarafından organizmanın steady state (hazır durum) haline gelmesi, kalp vurum sayıları arasındaki farkın dakika 5’in altına düşmesi olarak kabul edilir.

11- Kalp vurum sayısı (nabız) nasıl sayılır?
Kalp vurum sayısı antrenman sırasında genelde iki noktadan alınır. Bu noktalar el bileğinde arterioradialis ve boyundaki arteriocarotis’tir. Kalp vurum sayısı normalde bir dakika süre zarfında sıfırdan başlamak koşuluyla alınır. Ama antrenman pratiği içinde bir dakikalık sürede kalp vurum sayısında düşme görüleceğinden, genelde 10 veya 15 saniyelik sürelerle kalp vurum sayısı alınır. 10 saniye alındığında bulunan sayı 6, 15 saniye alındığında bulunan sayı 4 ile çarpılır. Burada unutulmaması gereken nokta 10 saniye alındığında + 6, 15 saniye alındığında +4 hata payı olacağıdır.

12- Hangi spor dalında, hangi enerji oluşumu etkindir?
Spor dallarında enerji oluşum sistemlerinin hangisinin etkin olduğu çeşitli araştırmacılarca ortaya konulmuştur. Kuşkusuz bir fiziksel aktivite sırasında tüm enerji oluşum sistemleri kullanır. Ama burada önemli olan hangisinin etkinliğinin daha yoğun olduğudur. İşte bu aşamada spor dalları enerji oluşum yolları açısında çeşitli sınıflandırmalara ayrılmıştır. Süresel olarak değerlendirildiğinde, bir dakika ve altında süren tüm aktivitelerde etkin olan enerji oluşum şekli anaerobik enerji oluşumudur. Örneklemek gerekirse 100 m, 200 m 400 m, uzun atlama, yüksek atlama, sırıkla yüksek atlama. gülle atma, 50 m ve 100 metre yüzme, bisiklet pist yarışları, cirit atma, disk atma, çekiç atma, kayakta slalom ve iniş yarışları v. b gibi spor dalları da etkin olarak kullanılan enerji oluşumu anaerobiktir. 5. 000 m, 10. 000 m, 20. 000 m, maraton bisiklet yol yarışları, yürüyüş, kayak kros, kürek çekme v. b gibi spor dalları da aerobik enerji oluşumunun etkin olduğu dallardır.
Futbol, basketbol, voleybol, hentbol gibi takım oyunları göz önüne alındığında, burada her iki oluşum sisteminin de etkinlikleri söz konusudur. Örneklemek gerekirse bir futbol, basketbol veya hentbolde hızlı hücum sırasında atılan deparlarda yoğun olarak anaerobik enerji oluşumu devrededir. Ama bu deparların ardından geriye jog ile dönüşürler, savunma alanından hücum alanına geçişte paslaşmalar, süratli olmayan top sürmelerde aerobik enerji oluşumu devrededir. Sportif oyunlarda kullanılan enerji oluşum sistemleri iç içe geçmiştir. Birlikte kullanılır. Ama bu takım oyunlarını süresel olarak değerlendirdiğinizde 2 x 45 dakika süren bir fotbolun, 2 x 20 dakika süren bir basketbolun ve 2 x 30 dakika süren bir hentbolün aerobik etkinliğinin tartışılmaması gerekir.

13- Kaç çeşit kas vardır?
İnsan vücudunda üç çeşit kas vardır. Bunlar, düz kas, çizgili kas ve kalp kasıdır. Bunlardan düz kas, istem dışı çalışan kaslardır. Ve bu kaslar iç organlarımızın çevresinde yer alır. Çizgili kaslar istemli olarak kasılan kaslardır. Kalp kası ise çizgili kas görüntüsünde olan, ama düz kas gibi çalışan özel bir kastır.

14- Çizgili kaslar kaç çeşittir?
Vücudumuzda istemli olarak kasılan çizgili kaslarımızı oluşturan lifler, beyaz ve kırmızı lifler olarak ikiye ayrılır. Burada beyaz lifler, çabuk kasılan liflerdir ve FT veya Tip 2 diye adlandırılır. Ayrıca bu lifler kendi arasında da Tip 2 a veya Tip 2 b olmak üzere ikiye ayrılır. Bu lifler sürat ve kuvvet geliştirmede önemli olan liflerdir, çabuk kasılır. Özellikle sıçrama, sürat koşuları gibi alanlarda etkilidir. Ayrıca süratli yavaş kasılan fibriller arasında bir geçiş şekli olan Tip 2 c’den de söz edilmektedir.
Kırmızı lifler ise ST veya Tip 1 olarak adlandırılan lifllerdir. Bu lifler dayanıklılık lifleridir. Kısaca araştırmalarda sürat koşucularında beyaz liflerin, dayanıklılık koşucularında kırmızı lif sayılarının daha fazla olduğu görülmüştür.

15-Kas lifi sayısı artar mı?
Kas lifi sayısı doğuştan geldiği sayı ile devam eder. Kas antrenmana bağlı olarak belirli oranda enine kesitinde kalınlaşır. Kas kütlesi büyür. Buna hipertrofi adı verilir. Kütlenin büyümesi, her kas lifinin kalınlaşmasıyla, bu da miyofibril sayısının artmasıyla oluşur. Bunun yani hipertrofinin bir başka nedeni de belirli gerilim dalgası MSS (merkezi sinir sistemi)’nin kasılmaya katılmasıyla görüldüğüdür. Hettinger’e göre her 2mc kas 6 kg ağırlık kaldırabilmektedir. Dolayısıyla kasın enine kesiti arttıkça üreteceği kuvvet de artmaktadır. Temelde kas lifi sayısı artmaz. A m a Goldberg ve arkadaşları 1975 yılında, kas lifinin enine kesitinin belirli bir değere geldikten sonra çatallandığını tespit etmişlerdir. Bu dallanmaya da hiperplazi adı verilmiştir

16-Kasların ortak özellikleri nelerdir?
Kasların beş ortak özelliği vardır. Bu özellikler şunlardır:a. Uyarılabilme, b. İletebilme c. Kasılabilme, d. Elastik olma, e. Viskoz kitle olmalıdır. Her canlı doku gibi kaslar kendilerine yapılan uyarana yanıt verir. Bu yanıt kasılma şeklindedir. Genelde kaslar sinir yolu ile uyarılırlar. Ve bu uyarıyı iletebilme özelliğine sahiptir. Kasın kendisine gelen uyarılara yanıt verme şekli, kasılabilmedir. Kası istirahat uzunluğundan daha öteye germeye çalışırken, bir direnç ile karşılaşırız ve kası gerip uzatan kuvvet kesildiğinde, kas eski boyuna döner. Bu elastikiyet özelliğidir. Kas, şeklini değiştirmek isteyen kuvvete karşı, iç sürtünmelere bağlı bir direnç gösterir. Bu iki kuvvet arasında bir süre içinde denge oluşur. Bu kasın viskozite(akışkanlık) özelliğidir.

17-Kuvvet nedir?
Kuvvet tanımı çeşitli bilim alanlarında, değişik şekillerde yapılır. Sportif bağlamda bir direnci yenebilme kuvvet adı verilmektedir.

18-Kaç çeşit kuvvet vardır?
Üç çeşit kuvvet vardır. Bunlar maksimal (birim kuvvet, kaba kuvvet, temel kuvvet), çabuk kuvvet ve de kuvvete devamlılıktır.


19-Maksimal kuvvet nedir?
Maksimal kuvvet bireyin bir seferde üretebileceği en büyük kuvvet miktarıdır. Bir başka deyişle nöromüsküler (sinir-kas) sistemin istemimizle kasılması sonucu kaldırılabilecek en büyük ağırlığın kaldırılmasıdır. Maksimal kuvvet, sprint ve büyük sıçramalarda sürat ile birleştirilebildiği gibi, kürek sporunda dayanıklılıkla da birleştirilebilir.

20-Maksimal kuvvet nelere bağlıdır?
Maksimal kuvvetin büyüklüğü genelde beş faktöre bağlıdır. Bu faktörler sırasıyla şunlardır:
a. Kasın fizyolojik kesitinin büyüklüğü
b. İnter-müsküler koordinasyon (yapılan hareketlere katılan kaslar arasındaki koordinasyon)
c. İntra-müsküler koordinasyon (kas içi koordinasyon)
d. Kas fibril türü (FT dominant-baskın-olanlar daha fazla kuvvet üretir)
e. Motivasyon

21-Çabuk kuvvet nedir?
Çabuk kuvvet, en kısa sürede oluşturulabilen en büyük kuvvettir. Ya da nöro- müsküler (sinir-kas sistemi) sistemin bir direnci en kısa sürede yenebilme yeteneğidir. Bir kişinin vücudunun farklı bölümleri, farklı çabuk kuvvet üretir.

22-Çabuk kuvvet nelere bağlıdır?
Çabuk kuvvet şu faktörlere bağlıdır:
a. İntra-müsküler koordinasyon (kas içi koordinasyon)
b. Aktif hale getirilebilen liflerin kasılma hızına (burada aktif halr gelen liflerdeki FT-hızlı kasılan ve ST, yavaş kasılan lif oranları önem taşımaktadır)
c. Devreye giren kas liflerinin kasılma kuvvetine.
Burada patlayıcı kuvvet ve çabuk kuvvet karıştırılan kavramlardır. Ama birbirleri ile yakın ilişkisi olan kavramlardır. Patlayıcı kuvvetin, çabuk kuvvetle yakın ilişkisi vardır. Patlayıcı kuvvet mümkün olduğu kadar dikey artışı sağlayabilme yeteneğidir. Burada birim zamandaki kuvvet artışı gündemdedir.

23-Kuvvette devamlılık nedir?
Kuvvette devamlılık, bir ağırlığın uzun süre kaldırılabilme yeteneğidir. Bir başka deyişle, uzun süre devam eden kuvvet uygulamalarında organizmanın yorgunluğu yenebilme, yorgunluğa karşı koyabilme yeteneği de denebilir

24-Kuvvette devamlılık nelere bağlıdır?
Kuvvette devamlılıkta iki ana faktör etkindir. Bu faktörler sırasıyla şunlardır:
a. Uyarının şiddeti ve uyaranların kapsamı
b. Kassal yorgunluk.

25-İzometrik kas kasılması nedir?
İzometrik kas kasılması, kas boyunun sabit kaldığı bir kasılmadır. İzo;eşit, metrik;uzunluk demektir. Bu tür kas kasılmasında kasın boyu sabit kalırken, tonusu(gerimi) artmaktadır. Buna statik kas kasılması adı verilir. Örnekleme gerekirse, ayakta dik durma, yerçekimine karşı (antigrativite)kaslarının izometrik kasılması ile gerçekleşir. Sabit bir duvarı itmeye çalışma da bu kasılma türüne bir örnektir. Sportif aktiviteler içinde izometrik kasılmaların en yoğun görüldüğü spor dalı güreştir.

26-İzotonik kas kasılması nedir?
Bu kasılma şeklinde kasın boyu değişirken, gerimi sabit kalmaktadır. Burada izo;eşit, tonik;gerim, demektir. Bu kas çalışmasında kas boyu kısalır (konsantrik) ve uzar (eksantrik). Dinamik kas kasılması da denir. Hareketin hızı değişebilir.

27-Eksantrik kas kasılması nedir?
Eksantrik kas çalışması sırasında kasın boyu uzar. Örneklemek gerekirse;barfikste kendini yukarı çeken kişinin yer çekimi etkisiyle bir süre sonra aşağıya sarkmaya başlamasında biceps kası (pazu kası) açılarak (boyu uzayarak ) çalışır.
Yani eksantrik kasılma, uzayarak bir kas çalışmasıdır. Ve kasın boyu değiştiği için izotonik bir kasılma şekli olduğunu da söyleyebiliriz. Eksantrik kasılma için bilim dünyasında iki ayrı görüş vardır Genelde egzersiz fizyologları, eksantrik kasılmayı bir izotonik kasılma olarak değerlendiremez. Onlara göre kasılma olabilmesi için kayan filamanlar teorisine göre, kasın boyunun kısalması gerekmektedir. Egzersiz fizyologları böyle düşünürken, spor bilimcileri de bunun tersini düşünmektedir. Spor bilimcilere göre de kasın boyu değiştiği için, bu kasılma da izotonik bir kasılma şeklidir. Bu çalışmalarda daha hızlı bir kuvvet gelişimi sağlanır.

28-Konsantrik kas kasılması nedir?
Dinamik bir kasılma şeklidir. Kasın tonusu (gerimi) sabit kalırken boyu kısalmaktadır. Yani kısalarak bir çalışmadır. Bir ağırlığın yerden yukarıya kaldırılması, bu kasılma türüne basit bir örnektir. Kas boyu değiştiği için konsantrik kasılma da bir izotonik kasılma şeklidir.

29-İzotonik kas kasılması nedir?
İzotonik kasılmada tüm haraket genişliği içinde sabit bir hız ve maksimal gerimin sağlandığı bir kas çalışması görülür. Bu durumda hız sabit kalır ve kaslara binen yük değişir.
İzokinetik kasılma özel aletlerle sağlanır. Mini-Gym veya Cybex aletleri değişik açılarda, sabit bir hız ile izokinetik kasılma yaptırabilen aletlerdir.

30-Oksotonik kasılma nedir?
Bu kasılma kompleks bir kasılma çeşididir. Oksotonik kasılmada ilgili kas grubu önce izotermik sonra konsantrik ve eksantrik kasılır. Yani üçü birlikte görülür. Oksotonik kasılma, eksatrik ve konsantrik kasılmaların peşi sıra veya kombine olarak kasılmasıdır.

31-Kuvvet nasıl geliştirilir?
Kuvvet gelişimi tekrar ve interval yöntemleriyle sağlanır. Bu yöntemlerden bazıları, serbest ağırlık ile çalışma (free weight training), ağırlık makinelerinde (weight machine) çalışmadır. Bu çalışmalarda mutlaka bir uzman tarafından program hazırlanmalıdır. Tekrar yöntemi ile interval yöntemi;dairesel (circuit) antrenman, setler (klasik halterci çalışması) halinde ve diğer bazı özel organizasyonlar şeklinde düzenlenebilir.
Ağırlık çalışmalarına başlarken, ağırlık çalışmalarına hazırlık çalışmaları yapılmalıdır En az7-8 antrenman yapılacak bu çalışmaların ardından kaba kuvvet(birim kuvvet, maksimal kuvvet, temel kuvvet ) çalışmalarına geçilebilir. Bu çalışmaları çabuk kuvvet çalışması ve kuvvet devamlılık çalışması izlemelidir.

32-Ağırlık çalışmalarında nelere dikkat edilmelidir?
Ağırlık çalışmaları sırasında bazı konulara dikkat edilmelidir. Eğer bu konulara dikkat edilmez ise sporcuların sakatlanma risklerinin artması söz konusudur. Ağırlık çalışması öncesi mutlaka iyi bir ısınma ve stretching (germe) çalışması yapılmalıdır. Çalışmalar sırasında eğer serbest ağırlık ile çalışılıyorsa, öncelikle ağırlık tutma şekli, soluk alıp verme gibi ayrıntılarıyla teknik öğretilmelidir. Serbest ağırlıkların bağlantı ve sıkıştırma yerleri her kaldırma öncesi kontrol edilmelidir. Ağırlık çalışmaları sırasında sporcuların birbirlerine kesinlikle şaka yapmaları engellenmelidir.

33-Sürat nedir?
Fizyolojik açıdan sürati değerlendirdiğinizde ;sinir sisteminin hareketlilik temeline bağlı olarak kas isteminin hareketleri en kısa zaman içinde yapabilme yeteneğidir. Ve sürat, kuvvet ile direkt bağlantı bir özelliktir. Bir başka deyişle hareket uyaranı ile uyaranın kesilmesi arasındaki hızlı değişim sonucu kas sistemi amaca uygun yüksek bir hareket frekansı oluşturur. Bu hareketlere ancak uygun kuvvet uygulanmasıyla erişilebilinir. Sürat, çok yönlü ve karmaşık bir özelliktir. Antrenman bilimindeki en karmaşık konuların başında gelmektedir. Bu konuda yapılacak çalışmalarda mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.

34-Sürat nasıl geliştirilir?
Kuvvet olmaksızın sürati geliştirmek olası değildir. Sporcunun sürati geliştirilmek isteniyorsa kuvvetin geliştirilmesi gerekir. Süratin artımı için maksimal hareket sürati ve maksimal kuvvetin artırılması gerekmektedir. Unutulmaması gereken, maksimal hareket süratinin geliştirilmesi olağanüstü güç iken, kuvvetin geliştirilmesinin kolaylılığıdır. Sürat üç ana öğeye ayrılır. Bunlar a. Reaksiyon zamanı, b. Hareket sürati (her bir hareketin sürati) ve c. Hareket frekansı (temposu). İşte bu noktada süratin geliştirilmesi sürati oluşturan bu öğelerin her birinin ayrı ayrı geliştirilmesi ile sağlanır.

35-Dayanıklılık nedir?
Dayanıklılık kavramı için çeşitli tanımlamalar söz konusudur. Genel olarak, yorgunluğa karşı direnme niteliği ya da yorgunluğa dayanabilme gücü olarak değerlendirilir. Jonath’a göre dayanıklılık, çalışmanın kalitesini düşürmeksizin durağan(statik) ya da dinamik bir yüklenmeyi, olabildiğince uzun süre yapabilme yeteneğidir. Simkin’e göre ise dayanıklılık, insanın güç yeteneğini koruyabildiği sürenin uzatılması, bir çalışmanın ya da dış çevrenin elverişsiz koşullarının etkisine rağmen yorgunluğa karşı organizmanın artırılmış direnme gücüdür. Dayanıklılık için uzmanlarca çeşitli sınıflandırmalar ve gruplandırmalar yapılmış. Bunlardan ilki, enerji oluşum sistemleri açısından değerlendirmedir. Burada dayanıklılık, aerobik (oksijenli) dayanıklılık ve anaeorobik (oksijensiz) dayanıklılık diye ikiye ayrılmaktadır. Bir diğer sınıfladırma da Harre’ye göre süresel açıdan yapılmıştır. Bu da kısa orta ve uzun süreli dayanıklılıktır. Son olarak da dayanıklılık, temel ve özel dayanıklılık olarak değerlendirilmiştir.

36-Dayanıklılık nasıl geliştirilir?
Dayanıklılığın geliştirilmesine yönelik antrenman yöntemleri üç ana başlık altında toplanabilir.
a. Devamlı yükleme yöntemleri
b. İnterval (aralı) yüklenme yöntemleri (intensiv/yoğun ve ekstensiv/yaygın interval olarak da ikiye ayrılır)
c. Yarışma ve kontrol yöntemleri. Bu üç yöntemin her biri değişik şekilde organize edilerek kullanılır.

37- Koordinasyon nedir?
Koordinasyon, amaca yönelik bir hareketle iskeletle kasları ile merkezi sinir sisteminin uyum içinde çalışması. etkileşimidir. Koordinasyon, bir sınıflama şekline göre genel ve özel koordinasyon olarak ikiye ayrılır. Burada genel koordinasyon, bir kişinin hangi spor dalıyla uğraşırsa uğraşsın çeşitli hareket becerilerini kazanmasıdır. Özel koordinasyon ise bir spor dalında çeşitli ve bir seri hareketin hızlı, akıcı ve uyumlu bir şekilde yapılmasıdır.

38-Çabukluk nedir?
Çabukluk, kasların mümkün olan en kısa zamanda dış dirençlere vücut, ya da vücudun bir kısmının direncine rağmen eklemleri harekete geçirebilme özelliğidir. Yani çabukluk veya çeviklik ile bütün motorik davranışların kondisyonel ve koordinatif kalitesi anlatılmaktadır.

39- Beceri nedir?
Beceri, iş yapana nispeten daha az bir eforla daha fazla iş yapma olanağı sağlar. Beceri daha ziyade değişik kas grupları arasında iyi bir koordinasyon sağlanır. Yani beceride, inter müsküler (kaslararası) koordinasyon önemlidir. Kassal bir işin kolaylıkla yapılması becerikli bir hareket özelliğidir. Becerili bir vücut hareketinde merkezi sinir sisteminden (MSS) kaslarda emirler entegre hareketleri doğru ve iyi bir şekilde yaptıracak miktar ve de sırada gelir. Yeni hareketler karşısında insan aşırı duyarlılık ve aşırı aktivite gösterebilir. Fakat pratik yapa yapa hareketleri kontrole yardım eden aktif inhibitör (engelleyici, bastırıcı) bir kuvvet gelişir ve bu hareketler daha direkt ve etkili olmaya başlar. Beceri, özünde hareket aygıtı bölümlerinin hassas motor (hareketsel)davranışlardaki koordinasyon kalitesini anlatır.

40-Hareketlilik nedir?
Spor biliminde hareketlilik kavramı, ya da hareket genişliği Harre’ye göre insanın hareketleri açısal değer olarak büyük bir genişlik içerisinde yapabilme yeteneği olarak tanımlanabilmektedir. D. Martin ise bu kavramı, eklemlerin her yönde optimal (en uygun) hareket edebilme yeteneği olarak tanımlar. Spor pratiğe hareketlilik çoğu kez değişik alıştırmalarda belirli hareket büyüklüğü standartları olarak ele alınır Örneklersek, otururken, dizleri bükmeden gövdeyi öne doğru götürüp, eller ile ayak burunlarına değmek. Genelde spor dünyasında esneklik ve hareketlilik kavramları karıştırılır. Burada esneklik, hareketliliğin bir parçasıdır. Esneklik salt kasla ilgilidir. Hareketlilik ise eklemlerin, kasların, bantların ve kirişlerin belirlediği bir ortam içerisinde ve nöro fizyolojik yönlendirme süreciyle belirlenir.

41-Hareketliliğin spordaki önemi nedir?
Hareketlilik gerek nitelik (kalite) gerekse nicelik (kantite) bakımından iyi bir hareketin ortaya koyuluşunda temel ön şartı oluşturmaktadır. Eklemlerdeki yetersiz hareketlilik, beraberinde şu sorunları getirir:
a- Belirli hareket becerisini kazanmak imkansızlaşır ve hareket öğrenimi yavaşlar.
b- Sakatlanma riski artar. Kondisyonel ve koordinatif gelişim yeteneği yavaşlar, bu özelliklerden tam yararlanılmaz.
Dayanıklılığın önemli olduğu spor dallarında hareketlilik yüksek düzeyde hareket ekonomisi sağlar. Sürat açısından da sınırlı bir hareket genişliği yani hareketliliğin yeterli olmaması, çoğu kez hareket süratinde, ivme yolunu kısaltıp, dezavantaj sağlar.

42-Süper kompenzasyon(Fazla tamlama) nedir?
Bir fiziksel aktivite sırasında, insan organizması içindeki çeşitli maddeler kullanılmaya bağlı olarak eksilir. Jakowlew’e göre fiziksel aktivite sırasında oluşan bu eksilmenin, aktivite ardından tamamlanması eksilenden daha fazla olmaktadır. Bu olaya süper kompenzasyon (fazla tamlama) adı verilir.

43-Circuit training (Dairesel çalışma )nedir?
Circuit training, gerek formel (o spora özgü) gerekse genel motorik özellikleri geliştirici (informel) çeşitli istasyonların arka arkaya dizildiği, belirli süre dizildiği, belirli süre dinlenmeyi içeren kuvvet gelişimine yönelik bir çalışma şeklidir. Genelde 8-12 istasyondan oluşan bir sıralama içindedir. İstasyon sayısı, yaş, geliştirilmek istenen özellik ve güç düzeyi göz önüne alınarak seçilir.
İstasyonlardaki çalışma süresi 20 ile 40 saniye arasındadır İstasyonlar arasındaki dinlenme süresi sporcuların güç düzeyine, amaca göre ayarlanır. Burada dinlenme süresi 1:1 (yani yüklenme süresi kadar dinlenme süresi), 1:1. 5 veya 1:2 gibi ayarlanır. Dairesel çalışma özellikle kuvvette devamlılık veya genel kuvvet çalışmalarında kullanılır.

44-Yükseklikte sportif performans nasıl etkilenir?
Deniz seviyesinden yukarılara çıkıldıkça, hava basıncı azalır. Doğal olarak da havanın içindeki oksijen miktarı düşer. İnsan organizması bu koşullara, kalp vurum sayısı ve soluk alma sayısını artırarak adapte olmaya çalışır. Yaklaşık üç haftalık bir sürede bu oksijen azlığına bağlı olarak ortaya çıkan hipoksi, birtakım mekanizmaları uyararak kandaki hemoglobin miktarının artmasını sağlar. Böylece kandaki hemoglobin miktarının artmasını bağlı olarak, kalp vurum sayısı ve soluk alma sayısı eski haline döner. Bu durum belirli bir süre için sporcu normal seviyeye inince, özellikle dayanıklılık gerektiren durumlarda avantaj sağlar.

45-Yükseklik çalışmasının yararı var mıdır?
Eğer bir takım tüm sezonu göz önüne alıp, yükseklik çalışması yapmaya çıkmış ise bunun hiçbir yararı yoktur. Çünkü, üç haftalık süre içinde yüksekliğe adapte olan ve hemoglobin miktarını artıran organizma, deniz düzeyine inince;yeniden deniz düzeyinin koşullarına adapte olur. Doğal olarak da hemoglobin miktarı eski düzeyine döner. Bir tek maç yapılacak ise (o maç deniz düzeyine inildiğinde kimi araştırmacılara göre ilk üç dört gün içinde ;kimilerine göre de ilk altı yedi gün içinde yapılmalıdır) o zaman bir avantaj söz konusu olabilir. Bu arada bu tür bir dağ kampının tüm sporcuları bir arada tutma, gün boyu o branşa yönelik teorik çalışma yapma olanağı ve de yaz sıcağından belirli oranda kurtulma olanağı sağladığı göz önüne alınmalıdır. Bunların dışında başka bir şey beklemek, kendini aldatmadır.

46-Sporcunun nabzı neden düşüktür?
Fiziksel aktivitenin kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi üzerine yapmış olduğu olumlu etki (adaptasyon) nedeniyle sporcunun nabız sayısı düşüktür. Bu noktada düzenli fiziksel aktivite, sporcuda kalp kasının gelişmesine ve sol ventrikülün (karıncık) büyümesine neden olur. Bu da beraberinde kalbin bir seferde vücuda pompaladığı kan miktarının artmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla pompalanan miktar arttığı için, pompalama adedi azalmış olur.

47-Nabız maksimum kaça kadar çıkar?
Pratikte kişinin maksimum nabız sayısı Hollman’a göre 220 sayısından yaşının çıkartılması ile elde edilir. Burada 220 doğum öncesi çocuğun eristiği nabız sayısıdır. Örneklersek, 25 yaşındaki bir sporcunun nabız sayısı yaklaşık 195‘e kadar çıkabilir.

48-Overtraning (Sürantrenman )nedir?
Süratrenman daha ziyade psişik olan, antrenman periyodunun genelde sonlarına doğru oluşan kronik (uzun süreli) bir yorgunluğun ifadesidir. Burada kassal faktörlerle birlikte, sinirsel ve psişik faktörler de etkilidir.

49-Sürantrenman belirtileri nelerdir?
Sporcuların sürantrene durumlarında şu belirtiler görülür: Sporcu huzursuz hale gelir. Çabuk yorulur. Baş ve sırt ağrılarından şikayet eder. Çok terleme olur. Nefes darlığı görülür. Düzensiz uyku durumu ortaya çıkar. Yarışma arzusu azalır. İştah azalır. Kilo kaybı gündeme gelebilir. Sabahları taşikardi görülür, yani nabız sayısı artar.

50-Sürantrenman nasıl önlenir?
Burada antrenör mutlaka spor hekimi ile işbirliği yapmalıdır. Antrenman dozu iyi ayarlanmalı, öncelikle yoğunluk düşürülmeli, uyku düzene sokulmaya çalışılmalı, beslenmeye dikkat edilmelidir. Antrenman sezonu sporcu için cazip şekle getirilmelidir. Arada sırada program dışı izinler verilmeli veya değişik aktiviteler gündeme getirilmelidir.

51-Sürantrenman nasıl tedavi edilir?
Burada en iyi ilaç antrenman sayısı azaltmak, belirli antrenmanları iptal etmektir. Bununla beraber değişik ortamlarda yürüyüş ve değişik aktiviteler yapılmalıdır. Mutlaka bir spor hekimi ile işbirliği yapılmalıdır.

52-Sigaranın performansa zararı nedir?
Sigara insan sağlığına verdiği zararların dışında performansı da olumsuz yönde etkiler. Özellikle dayanıklılık içeren sporlarda, sigaranın zararı ve performansa olumsuz etkisi daha belirgindir. Sigara içindeki nikotin, akciğer alveollerinin (hava keselerinin) tam olarak şişmesini sağlayan surfaktan isimli maddenin salgılanması azaltır.
Bu da alveollerin tam olarak şişmesine ve de oksijen ile çevresindeki kapiller (kılcaldamarlar) içindeki kanın, birleşme oranını;yani oksijen taşıma kapasitesini düşürür. Ayrıca, sigara dumanında yüzde 4 oranında bulunan karbonmonoksit de, hemoglobin ile oksijenden daha kolay birleşebildiği için kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Sigaranın damar sertliği ve böbrekler üzerinde yıkıcı etkileri de saptanmış gerçeklerdir.

53-Rejenerasyon (Normale dönme, toparlanma) nedir?
Bir fiziksel aktivite sırasında organizmanın homeostasis adı verilen iç dengesi bozulur. Aktivitenin şiddeti ve süresine göre dinlenik durumdaki organizmanın çeşitli değerleri (kalp vurum sayısı, tansiyon, soluk alma sayısı, kan ph’sı v. d leri) değişiklikler gösterir. Fiziksel aktivite bitince de bu değerlerin her biri farklı sürelerde normale yani dinlenik durumdaki değerlere dönerler. İşte, bu olaya normale dönme, toparlanma veya rejenerasyon adı verilir. Burada normal süresi yapılan fiziksel aktivitenin şiddeti ve süresine göre değişir. Ayrıca, dinlenme şekli ve kondisyon düzeyi de bu süreyi etkiler. Literatürler göstermiştir ki aktif dinlenme, normale dönme veya toparlanma süresinde kısaltmaktadır.

54-Sporcunun cinsel yaşamı nasıl olmalıdır?
Cinsel yaşantıya bakış açısı toplumdan topluma değişen değerler taşır. Genel olarak muhafazakar toplum yapımız içinde sporcuların eğitilmediği ve kafalarında her zaman bir soru işareti şeklinde kalan konulardan birisi de cinsel yaşantılarıdır. Bu konuda bilgi dağarcığı spor dallarına göre büyük farklılıklar gösterir. Ve birçok sporcu bu konuyu deneyimli sporcu ağabeylerinin öğütleri çerçevesinde değerlendirir.
Bu konuda yapılan araştırmalar bir cinsel ilişki sırasında harcanan enerji değerinin, birkaç basamak merdiveni hızlı çıkmaya eşdeğerde olduğu yolundadır. Cinsel birleşme sırasında kalp vurum sayısı yaklaşık 100-120 arasında olmaktadır. Eğer bir örnekleme yapmak gerekirse, cinsel ilişki sırasında gereken tüm enerji, 100 metre sprint koşusu kadar gerekli bir enerjidir. Dolayısıyla cinsel ilişkiden sonra yeterli toparlanma süresi verilirse, fizyolojik açıdan bir zararı olmayacağı ortadadır. Ayrıca araştırmalar yarışmadan 24 saat önce ve 24 saat sonra cinsel ilişkinin herhangi bir fizyolojik soruna yol açmadığını gösterir.

55-Sportif teknik nedir?
Sportif teknik, en engel anlatım tarzıyla belirli bir sportif hareketin amacına en uygun ve en ekonomik şekilde gerçekleştirilmesidir. Djackov, sportif teknikteki mükemmelliği şöyle tanımlamaktadır: En zor yarışma koşulları altında sportif alıştırmanın hareket yapılarını ekonomik ve mükemmel şekilde yapabilmek ve maksimal verime ulaşmak

56-Sportif taktik nedir?
Zech'e göre sportif taktik, bireysel ve takım yarışmalarında kendi rakibin performansı ile çevre koşulları üzerine kurulmuş planlı davranışlardır.

KAYNAKLAR
1-Açıkada, C;Ergen, E:
Bilim ve Spor. Büro-Tek Matbaası. Ankara. 1990
2-Akgün, Necati:
Egzersiz Fizyolojisi. Ege Üniversitesi Matbaası. II. Baskı. 1991
3-Astrand, P. O;Rodahl, K:
Textbook of Work Physiology. Mc Graw Hill Book Company. 3. Edition. pp1-5 1986
4-Çolakoğlu, H:
Antrenman Bilgisi Ders Notları. Manisa. 1982
5-Devries, A. H:
Physiology of Exercise. Wm. c. Brown Company Publishers. Dubuque, lowa. 1980
6-Dündar, U:
Antrenman Teorisi. Onlar Ajans. 1994
7-Fleck, J. S;Kraemer, J. W:
Designing Resistance Traning Programs. Human Kinetics Books. 1987
8-Fox, L. Edward:
Sports Physiology. CBS College Publishing. 1984
9-Harre, D:
Principles of Sports Traning. Sportverlag Berlin. 1982
10-Morehouse, E. L;Miller, T. A:
Egzersiz Fizyoloji. C. V Mosby Com. Çev:Necati Akgün. Ege Üniversitesi Matbaası. Bornova. 1973
11-Muratlı, S:
Antrenman Bilgisi Ders Notları. 1992
12-Muratlı, S:
Yüksek Lisans İleri Antrenman Bilgisi Ders Notları. 1992
13-Muratlı, S:
Çocuk ve Spor Bağırgan Yayımevi. Ankara. 1997
14-Prokop, L:
Spor Hekimliği Giriş. Hekim Sporcu ve Antrenörler için 3. Düzenlenmiş baskı. BayerTürk Kimya San Ltd. Şti. İstanbul. 1983
15-Yaman, M;Çoşkuntürk, O. S:
Sportif Performans Sınırları. Ankara. 1992

Spor Bilim . com

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5156
Konum: buradan

MesajTarih: Prş Ekm 12, 2006 5:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

SAVUNMA RİBAUNDU


Savunma ribaundları oyunun en önemli parçalarından biridir. Çünkü hücum, ribaundda alınan topla başlar.

Seyirciler genellikle isabetli şutlarla ilgilenirler, ama isabetsiz şutlar da oyunun bir parçasıdır ve ribaundçuları asıl bu şutlar ilgilendirir. Ribaund mücadelesinden galip çıkmak, en az sayı atmak kadar önemlidir.



Şut atıldı... O'neal ribaundu alabilmek için topa doğru yöneldi... Mehmet Okur pozisyonunu almış drumda... O'neal Mehmet'in etrafından dolaşmaya çalışıyor... Ancak Mehmet onu engelliyor... Ribaund Mehmet'in...



Nasıl oluyor da 2.10'luk Mehmet Okur ribaundda 2.20'lik Shaquil O'neal'a üstünlük sağlıyor? Sorunun cevabı çok basit; Çünkü Mehmet, savunma ve hücum ribaundlarında son derece basit bir teknik kullanıyor. Ne kadar güçlü, zayıf, uzun yada kısa olursanız olun, ribaund almak istiyorsanız sizin de bu tekniği öğrenmeye ihtiyacınız var.



Basketbol bir temas sporudur. Bu temasların da büyük bir kısmı ribaund sırasında gerçekleşir. İyi bir ribaundçu olabilmeniz için, bu temasın ne zaman ve nerede gerçekleşeceğini bilmeniz gerekir. Herşeyden önce ribaundun, oyunun çok fazla çaba gerektiren, zor bir parçası olduğunu kavramalı, itiş kakışla, dirseklerle birlikte yaşamayı öğrenmelisiniz. Ribaundda en önemli şey, olaya kafaca hazır olmaktır. Fiziksel temastan çekinmeden her ribaundu almayı istemek gerekir. Mehmet Okur arkadan gelen Shaquil O'neal'in önünde pozisyon aldğında, onun gelip sırtına yükleneceğini de çok iyi biliyordu, bunun oyunun önemli bir parçası olduğunu da...



Şüphesiz en iyisi, basketbolu temiz oynamaktır. Kimseyi sakatlamamaya, kendiniz de ters pozisyonlara girmemeye dikkat etmelisiniz. Bununla birlikte oyunda itişmelerin,



Savunmanın her anında olduğu gibi ribaundda da pozisyon alma ve yardımlaşma çok önemli. Ribaund mücadelesini en uzun olanlar değil, en iyi pozisyon alanlar kazanır.

pozisyon kapmak için kıyasıya bir mücadelenin var olduğunu da aklınızdan çıkarmamalısınız. Bu, ribaundda başarının

bir parçası olduğu için hazırlıklı olmalısınız. Sertliği siz başlatmayabilirsiniz, ancak biri size karşı kullandığı zaman da cevabını vermeniz

gerekecektir. Kesinlikle yapmamanız gereken şey ise: "ASLA RAKİBİNİZ SIÇRADIĞI ZAMAN ONU İTMEYİN." Çünkü insanın havada dengesini koruması çok zordur ve dengesiz biçimde yere düşmesi, çoğu zaman tedavisi mümkün olmayan sakatlıklara yol açtığı gibi, zaman zaman da ölümle sonuçlanabilir.



POZİSYON:

Savunma ribaunduyla hücum ribaundu arasındaki en büyük fark, şut atılırken oyuncuların bulunduğu yerlerdir. Eğer savunmadaysanız, çok bilinen deyimle "TUTTUĞUNUZ ADAMLA POTA ARASINDA DURMANIZ GEREK" Bu pozisyon size avantaj sağlar. Avantajınızı iyi kullanırsanız, ribaundu alırsınız. Ribaund sırasında en çok dikkat etmeniz gereken üç şey:
• Topu izlemek.
• Rakibinizin önünü kesmek (Box-out).
• Topun düşeceği yeri önceden hesaplayıp, herkesten önce oraya ulaşmak.

TOPU İZLEMEK:
İlk amacınız Gözünüzü toptan ayırmamak olmalı. Bu bir oyuncunun saha üzerindeki en önemli görevidir. Sahanın neresinde olursanız olun, saat ve skor ne durumda, top kimin elinde olursa olsun, sadece sizin elinizdeyken topa bakamazsınız. Bunun dışındaki tüm


Box-out ve topu takip etmek ribaundun en önemli kuralları.

durumlarda ister hücumda, ister savunmada olun, oyunun her anında topu görmek sizin oyuncu olarak başlıca görevinizdir. Topa iyi konsantre olmak, onun ne zaman, nereye düşeceğini hissetmenizi sağlar ki, bu ribaundlarda şarttır. Oyunun her anında topa bakmayı bir alışkanlık haline getirin. Sahanın diğer bölümlerinde olup bitenleri göz ucuyla takip etmelisiniz.
Böylece olacaklara önceden önlem alabilir ve her zaman siz karlı çıkabilirsiniz.

RAKİBİNİZİN ÖNÜNÜ KESMEK:
Bunu yapabilmek için her zaman rakibinize bakmanız gerekmez. Onun hangi yöne hareketlendiğini göz ucuyla izleyerek yada temas ederek anlayabilirsiniz. Ona dokunacak kadar yakın olmak ve hafif bir temasla hareketlerini kontrol etmek, pozisyon alırken size yardımcı olabilir. O, topa doğru hareketlendiği anda, siz de çabuk davranıp onun önünü kesmelisiniz. (Buna basketbol deyimiyle "BOX-OUT" denir) Rakibinizi tamamen engellemeniz mümkün olmasa bile, onun hareketini yavaşlatıp geciktirmeniz size avantaj sağlar. Tabii bütün bunları yaparken gözlerinizi toptan ayırmamayı ihmal etmeyin.

TOPA DOĞRU HAREKET:


Alan savunmasında ribaund alabilmek için en önemli unsur doğru yerde pozisyon alabilmektir.

Topun havadaki hareketini iyi takip ettiğiniz zaman, onun çemberin neresine çarpacağını ve daha sonra nereye sekeceğini anlarsınız. İlk yapmanız gereken, tuttuğunuz adamın o noktaya ulaşmasını engellemektir. Rakibinizin, topun düşeceği noktaya saniyenin onda biri kadar bir zaman geç ulaşması, sizin ribaundu almanıza yetebilir. Onun yolunu kestiğinizden iyice emin olduktan sonra, siz oraya doğru hareketlenmelisiniz. Bir film senaryosu gibi anlattığımız bütün bu olaylar aslında bir saniyelik bir zaman dilimi içinde olup biter. Bu nedenle çok çabuk olmalı, her şeyi bir refleks haline getirmelisiniz.
Rakibi engellerken vücudunuzu, özellikle kalçanızı iyi kullanmanız gereklidir. Dengenizi sağlamak için de kollarınızı yana doğru açmalısınız.

SIÇRAMAK:
Top çemberden aşağı düşerken, öne ve yukarı doğru sıçrayın. En yüksek noktaya ulaştığınız anda da topa uzanın ve onu iki elle yakalamaya çalışın. Bu sırada rakibinizi arkada bırakmayı başarabilmişseniz, onun sizin üzerinizden topu alması güçleşecektir. Topu tuttuğunuz anda, çabuk bir şekilde aşağı doğru çekin ve hem gövdenizle, hem de dirseklerinizle topu koruyun.

RİBAUNDU ALDIKTAN SONRA:
Ribaundu alıp yere indikten sonra, topu oyuna sokmak da en az ribaunt almak kadar önemlidir. Bu sırada etrafınızda topu kapmak için fırsat kollayan bir sürü rakip olacaktır. Eğer etrafınızda baskı varsa sakın dripling yapmaya kalkmayın. Pas verebileceğiniz arkadaşınızı arayın. Topu dikkatli bir pasla oyun kurucunuza ulaştırmaya çalışın. Unutmayın, ribaundu aldıktan sonra tam hücuma hazırlanırken topu rakibe kaptırıp sayı yemek kadar kötü bir şey olamaz.

ALAN SAVUNMASINDA RİBAUND:
Yukarıda anlattığımız bütün ilkeler, adam adama savunmada ribaunt almaya ilişkindi. Alan savunmasında durum pek de farklı olmasa da, bazı ilkelerde farklılıklar bulunmaktadır. bazen ribaundu kovalayan iki rakiple karşı karşıya kalabilirsiniz. Rakip takım hücumda sahanın bir tarafına yüklenmişse, şut atıldığı anda sizin bölgenizde birden fazla rakip oyuncu bulunabilir. Bu durumda önce topun nereye düşeceğini kestirip, doğru noktada pozisyon almalısınız. Daha sonra da o bölgeye hareketlenen bir rakip oyuncu varsa onu box-out



Eski Chicago oyuncusu Dennis Rodman NBA'de en çok ribaund alan oyuncuların başında gelirdi. ANcak Rodman rakiplerinin çoğundan kısaydı.

etmelisiniz. Rakiplerini topun düştüğü noktadan uzak tuttuktan sonra ribaundu almamak için hiçbir sebep yok. Alan savunmasında sorumlu olduğunuz bölgede birden fazla rakip bulunabileceği gibi, hiçbir rakip oyuncunun olmadığı pozisyonlarda doğabilir. Bu durumda daha da dikkatli olmalısınız. Son anda çabuk bir rakip oyuncu sizi sizi aldatıp, arkanızdan topa uzanabilir. Bu arada bir arkadaşınızın da en az iki rakiple mücadele ettiğini unutmayın. Ona yardım etmek de sizin göreviniz.



KISALARIN GÖREVLERİ:

Ribaund genellikle, maçın maçın büyük bölümünü pota altında geçiren uzun oyuncuların göreviymiş, kısalar ribaunda hiç karışmazlarmış gibi düşünülür. Oysa ribaundda kısaların da çok önemli sorumlulukları vardır. Ribaundda bütün toplar çember altına düşer diye bir kural yok. Bazı toplar, özellikle de uzak mesafeden

atılan şutlardan seken toplar, faul çizgisi yakınlarına düşer. Bu durumda sorumluluk kısalarındır. Kısaların da doğru pozisyon alıp, rakiplerini topun düştüğü noktadan uzak tutmaları ve takımlarına ribaund katkısı sağlamaları gerekmektedir. İsterseniz şimdi, savunma ribaundlarında başarılı olmak için yapmanız gerekenleri bir kez daha hatırlatalım:



• Topu dikkatle takip etmek.
• İyi pozisyon almak.
• Rakibin önünü kesmek.
• Topun düşeceği noktaya doğru yönelmek.
• İyi bir zamanlamayla sıçramak.
• Topu aldıktan sonra iyi korumak.



Ribaund basketbol oyununun en önemli parçalarından biridir ve başta da söylediğimiz gibi sıkı çalışma gerektirir. İyi bir ribaundçu olabilmeniz için saatlerce antrenman yapmaya ihtiyacınız var. Güçlü olan yanlarınızı korumalı, zayıf yanlarınızı geliştirmelisiniz. Bütün bunları yaptığınız anda takımınız için vazgeçilmez bir oyuncu olursunuz.



PÜF NOKTALARI
1. Şut atıldığında birden fazla olaya konsantre olmanız şart. Hem topa, hem rakibinize, hem de topun düşmesi muhtemel alana dikkat etmelisiniz. Top çembere çarpıp sektiğinde ise bütün dikkatiniz onun üzerinde toplanmalı. Ancak topa sahip olduğunuz anda gözlerinizi ondan ayırabilirsiniz.
2. Rakipleriniz sizden uzun yada daha çok sıçrıyor olabilir. Hiç fark etmez. Siz doğru pozisyonu alıp, onları "box-out" edebiliyorsanız, ribaundlar sizindir. Ribaund bir anlamda "uzun ile genişin mücadelesi" olarak tanımlanabilir. Bacaklarınızı ve kollarınızı iyice açarsanız, pota altında kaplayacağınız yer artacak, rakibinizin boy avantajını ortadan kaldırma ihtimaliniz kuvvetlenecektir.

3. Top çembere çarptığı anda nereye sekeceğini kestirmek biraz da tecrübeye dayanan bir beceridir. Basketbola yeni başlamış bir oyuncuysanız bunu yapabilmeniz pek kolay değil. (Ancak bazı yeni başlamış oyuncuların ribaunt sezgilerinin kuvvetli olduğunu da unutmamak gerekir. Onlar doğuştan ribauntçudur.) Önceleri şansınızın yardımıyla doğru yerde olmaya gayret edeceksiniz. Tecrübeniz arttıkça, topun düşeceği yeri tahmin etmeniz kolaylaşacaktır.

4. Kısa oyunculara da ribaund sırasında rakiplerin önünü kesmek ve onları pota altından uzak tutmak gibi görevler düşer. Ribaund sadece uzunların işi değildir.

5. Ribaunda çıktığınızda iki elinizi de kullanın. En yüksek noktaya eriştiğiniz anda iki kolunuzun da yukarı kalkmış olması gerekmez. Ancak topa tek elinizle hakim olup ta, onu aşağı doğru çekerken mutlaka diğer elinizi de devreye sokun.

6. Siz ribaundu alıp, topa hakim olduktan sonra rakibiniz topu çalmaya çalışıyorsa dirseklerinizi kullanarak topu korumaya çalışın. Ancak bu, hareketinizin doğal bir parçası gibi olmalı. Göstere göstere rakibi dirseklerseniz, hakemin kararı faul olacaktır. Buna çok dikkat etmelisiniz.

7. Hakemin pota altında olup biten her şeyi görmesi imkansızdır. Bazen tam ribaundu almayı beklerken rakip tarafından itildiğinizi ve pozisyonunuzun bozulduğunu fark edersiniz. Kıyasıya bir ribaund mücadelesinde bu doğaldır. Aynı şeyleri sizin de rakibinize yapma şansınız var.

8. Pozisyon kapmak için rakibinizle itişirken hiç bir zaman ellerinizi kullanmayın. Onun pozisyonunu bozmak için sırtınızı, kalçanızı, omuzlarınızı kullanabilir, kollarınızı açarak da kapladığınız alanı genişletebilirsiniz.

9. Dengeli olmak ve yere sağlam basmak ribaundda en önemli olaylardan biridir. Bunun için güçlü bacaklara ihtiyacınız olduğunu unutmayın.




Kaynak: Bilinmiyor

Murat POLAT - 9 Eylül 2005

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5156
Konum: buradan

MesajTarih: Prş Ekm 12, 2006 5:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

POZİSYONLARINA GÖRE OYUNCULARIN TARİFLERİ (POINT GUARD)
POINT GUARD:
Oyun kurucular antrenörler için saha içindeki takımın kaptanlarıdır. Oyun kurucularla oyunu yönlendirmek antrenörler için daha kolaydır. Bu yüzden bir oyun kurucunun antrenörünün kendisinden ne istediğini bilmesi gereklidir. Yani iyi bir oyun kurucunun birinci görevi hücum değil müdafaadır. Müdafaada, oyun kurucu dripling müdafaasını iyi yapmalı, rakibin hızlı hücumlarını durdurmalı ve set düzeninde de iyi bir dripling müdafaası yaparak rakibin driplingcisini durdurmalıdır.

Bir oyun kurucu transition dediğimiz hücumdan müdafaaya ve müdafaadan hücuma geçişi çok iyi bilmelidir. Biz antrenörler için en önemli şeylerden biri de geriye iyi koşabilen, rakibe fast break oynatmayan oyun kuruculardır. Bu da, bir oyun kurucunun birinci görevinin rakibin hızlı hücumlarını durdurmak olduğunu ortaya koyar. Geri koşamayan bir oyun kurucuyla hiç bir antrenör oynamak istemez.

İyi bir oyun kurucu oyunun temposunu ayarlamakta uzman olmalı. Bunun için ilk olarak rebounddan sonra nereden nasıl top alacağını hissetmeli ve topu aldıktan sonra etkili ve tempolu bir şekilde rakip sahaya götürmeli, hızlı hücumlarda koşan arkadaşlarını bulabilmeli veya kendi temposu yüksekse, kendi pozisyonu varsa skor yapmalı. Oyunun temposu sadece oyunu hızlandırmak değil, aynı zamanda oyunun gidişine göre oyunu yavaşlatmak şeklinde de olur. Bunun için iyi bir dripling fundamental’ı almış olması gereklidir.

Oyun kurucuların etkili bir şut tehdidi olmalıdır. Şutu olmayan bir oyun kurucuyu ve onun oynadığı takımı müdafaada durdurmak çok kolaydır. Özellikle oyun kurucular, hızlı hücumlar sonundaki dripling üzerinden stop şutlarda yüksek yüzdeyle oynamalıdırlar. Set oyununda şut tehdidi olan oyun kurucular daha rahat oynar, arkadaşlarına daha iyi pozisyon hazırlarlar. Şut tehdidi olan oyun kurucuların penetre etme oranları yükselir. Ayrıca serbest atışlarda da yüksek bir yüzdeye sahip olmalı. Çünkü oyun kurucular en çok faul yapılan oyunculardan biridir.

Oyunun akışına göre oyun kurucular oyunu satranç oynar gibi yönetmeli ve bir sonraki hamleyi görmelidir. Takımının kuvvetli yönlerini bilmeli ve buna göre hücumları organize etmelidir. Oyunu okumalı ve oyunun gidişatına göre oyunu yönlendirmelidir.

Yukarıda yazılanlara baktığımızda oyun kurucuların sahadaki en komple oyuncu olması gerekmektedir. Fiziksel olarak, fundamental olarak ve psikolojik olarak sahadaki en yetenekli ve lider oyuncu olmalıdır. Fiziksel olarak hem çabuk hem kuvvetli olmalı, çabuk karar vermeli ve liderlik özelliklerine sahip olmalıdır. Çelik gibi sağlam sinirleri olmalı, oyunun her anında sorumluluk alabilmelidir.

Şunu unutmamak gerekir ki bir antrenör olarak eğer iyi bir oyun kurucunuz yoksa başınız beladan kurtulmaz. İyi bir oyun kurucusu olan antrenörler ise, düşüncelerini daha kolay sahaya yansıtabilirler. Antrenörler öncelikle iyi ve etkili bir oyun kurucuyla oynamak isterler. Bunun doğrultusunda antrenör olarak bize düşen görev ne tür bir oyun kurucu tarzıyla oynamak istiyoruz bunu tespit etmektir. Yukarıda ki tanımlar benim kendi tanımlarım olup üzerinde çalıştığım oyuncu tarzıdır. Altyapı antrenörleri olarak bundan sonraki aşama ne tarz bir oyun kurucu istediğimizi bilip ona göre bir oyuncu yetiştirmek için çalışmalarımızı programlamaktır.

Şuna inanıyorum ki, Türkiye'de şu zamanda iyi oyun kuruculara ihtiyacımız var. Altyapıda bunu yapacak malzeme var. Bu kadar çok kısa oyuncunun olduğu bir ülkede oyun kurucu yetişmiyorsa bunun sorumlusu herhalde antrenörlerdir. Gördüğüm kadarıyla altyapılardan gelen yeni oyun kurucu adayları bulunmakta. Ama bunların sayılarını yeterli görmüyorum.

Tamer KARAKOÇ

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5156
Konum: buradan

MesajTarih: Prş Ekm 12, 2006 5:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

YILDIZ ERKEK MİLLİ TAKIMININ TEKNİK HAZIRLIK PLANI
BİREYSEL HAZIRLIKLAR:
• KENDİNE GÜVEN (Hazır olmakla ilgili).
• ANTRENÖRE ve TAKIM ARKADAŞLARINA GÜVEN.
• POZİTİF DÜŞÜNME.
• KENDİNE ve ÇEVREYE SAYGI.
• KURALLARDAN ÖNCE İYİ ALIŞKANLIKLAR KAZANDIRMA.
• TEKIM HERŞEYDEN ÖNCE GELİR.
• SPORCU GİBİ YAŞAYABİLME – FEDAKARLIK.

SAVUNMA İLE İLGİLİ HAZIRLIKLAR:
• STANCE.
• SAVUNMA ADIMI İLE KAYMA.
• TEKE TEK SAVUNMA.
• TOPSUZ SAVUNMA.
• KAT MÜDAFASI.
• YARDIM.
• BOX & REBOUND.

HÜCUM İLE İLGİLİ HAZIRLIKLAR:
• KOŞULAR.
• SÜRAT ve YÖN DEĞİŞTİRMELER
• STOP ve PİVOT ÇALIŞMALARI.
• PAS ALMAK ve VERMEK.
• DRİPLİNG.
• SCREEN.
• SHOOT TEKNİĞİ.

SAVUNMA İLE İLGİLİ PRENSİPLER:
• ERKEN GERİ KOŞ.
• GERİ KOŞARKEN ADAMINI GÖR.
• TOPA BASKI YAP. (TOPUN İLERLEYİŞİNİ DURDUR)
• BİR PAS ARALIĞINDAKİ ADAMLARA TOP ALDIRMA.
• POST MÜDAFASINI İYİ YAP.
• KAT MÜDAFASINI İYİ YAP. (TOPLA ARANA HÜCUM OYUNCUSU SOKMA)
• TOPUN ÇEVRİLMESİNİ ÖNLE.
• BİRE BİR YENİLME !!!
• YARDIMLARINI ERKEN YAP.
• YARDIM BAŞLARSA DEVAMLILIK İÇERDİĞİNİ BİL.
• BOX ET.
• YERE DÜŞEN TOPLAR BİZİM OLMALI.
• TOPLU ADAM SCREEN KULLANARAK OYNAMAK İSTERSE SHOW-UP YAP.
• SCREEN’E TAKILMA, ÜZERİNDEN GEÇ.
• TOPSUZ ADAMLARIN SCREENLEŞMESİNDE TOPA GÖRE ADAMLA ARANA MESAFE KOY ARADAN GEÇ.

HÜCUM İLE İLGİLİ PRENSİPLER:
• 4 FAST BREAK KULVARI VAR TANIMLA.
• GENİŞ KOŞ.
• GEÇİŞ OYUNU ORGANİZASYONU.
• GENEL ANLAMI İLE HAREKETLİ HÜCUM PRENSİPLERİNİN ÖĞRETİLMESİ

PLANLANAN MÜDAFA:
• MAN TO MAN.
• RUN &JUMP.
• MATCH UP ZONE.
• ROTATIN ZONE DEFENCE.
• ZONE PRESS (Tam saha, ¾ saha ve yarı saha).
• KOMBİNE MÜDAFALAR.

GENEL PRENSİPLER:
• OYUN TEMPOSUNU KONTROL EDELİM.
• UYGULANMASI DÜŞÜNÜLEN SETLERİ DOĞRU YAPALIM.
• FAST BREAK ve SETTE PAS MESAFE ve AÇILARINI BOZMAYACAK ŞEKİLDE HAREKETLENELİM ve YERLEŞELİM.
• ROL TANIMLAMASINI İYİ ANLAYALIM.
• İÇERİ TOP VERMENİN ANLAMINI İYİ ANLAYALIM.
• MÜDAFA KAZANMA NEDENİMİZDİR, UNUTMAYALIM.

KENAR OYUNU HAZIRLIKLARI:
• KENARDAN.
• DİPTEN.

ÖZEL OYUNLAR:
• OYUN İÇERİSİNDE KULLANILACAKLAR.
• SON SANİYE.

Hurşit BAYTOK - 1997

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5156
Konum: buradan

MesajTarih: Prş Ekm 12, 2006 5:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

PAS TEKNİĞİ
* Pas tekniği kolun pozisyonu ile olduğu kadar, bileğinizin hareketi ve topa nasıl dokunduğunuz yada tuttuğunuzla ilgilidir.
* Pas vermek ve verilen pası yakalamak (tutmak), pivot yapmayı da içerir.
* Bounce pas, kalabalık içinde en etkili olan pas türüdür, ancak çok iyi zamanlama ister.
* Atılan pası yakalamak için beklemeyin, topu tutmak için topa doğru küçük bir hamle yapın.
* Paslaşma sırasında sessiz iletişim (vücut dili) çok önemlidir.
* İyi müdafaacı gözleri okumayı bilir, onun için pası verirken dikkatli olun. Direk olarak pası vereceğiniz yere bakmayın.
* Konuşmak, pasör ile kat edenin zamanında hareket etmeleri, dolayısıyla pasın kat edenle zamanında buluşmasını sağlamak açısından çok önemlidir.
* Gerçekçi bir pas idmanı müdafaalı yapılandır ve konsantre olmayı gerektirir.

Hurşit BAYTOK

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5156
Konum: buradan

MesajTarih: Prş Ekm 12, 2006 5:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

SÜREKLİ ve TAHMİN EDİLEMEZ HAREKETLİ HÜCUM (MOTION OFFENSE)
Güney Miami - Dade’de uyguladığımız “Hareketli Hücum” un prensibi, top ve hücum eden 5 oyuncunun sürekli ve tahmin edilemeyen bir hareket içinde olmaları ve savunma için çözülmesi güç sorunlar ortaya çıkarmasıdır.
Bizim anlayışımıza göre, sürekli hareket eden 5 hücum oyuncusunun savunma üzerinde yarattığı etki, 4 hücumcunun top süren 1 hücumcuyu izlemesi halinden çok daha güçlü bir etkidir. Hareketli hücum, paslaşmaya dayalı bir oyun olduğundan mecbur kalmadıkça top sürmekten kaçınırız.
Hareketli hücumu öngören dizilişimiz, oyuncularımızın yeteneklerini daha çok değerlendirebilmemizi, oyuncunun da savunmanın hatalarından daha kolay yararlanabilmesini mümkün kılar; aynı zamanda da yüksek yüzdeli şut atmayı temin etmek için gereken antrenör denetiminin oluşumunu sağlar.
Paslaşmamız, oyunu istediğimiz tempoda tutmamızı temin edecek ritmi yaratmamızı temin eder. Bunun yanısıra, tüm hücumcuların topla oynama şansı doğar ve topsuz hareket eden hücumcuların topla buluşup şut kullanmalarına olanak sağlanır.
“Paslaşma” ve “şahsi olmama” konularında oyuncularımıza benimsetmeye çalıştığımız kesin tavrımız, takım çalışmasının da oluşması ile sabırlı hücum ve dengeli hücum kavramlarının gelişimine yardımcı olur.
Hareketli hücumu oluşturan ögeler; paslaşma, hareket, perdeleme ve kontroldür. Hücum organizasyonu bir pota altı oyunu üzerine kurulur ve maç süresince pivot oyuncumuz topla en az 30 kere buluşur.
Hareketli hücum, hızlı hücumu takip eden çabuk atışı olanaklı kılacağı gibi, set hücumuna geçilinceye kadar dip çizgiden penetre etmeyi de olanaklı kılar.
Hareketli hücumu organize ederken iki temel noktaya önem veririz:
1. Topun hareketi
2. Oyuncunun hareketi
Bu hareketleri hayata geçirirken, kabul görmüş genel basketbol kurallarını kişisel ve antrenörlük felsefemize dayanarak geliştiririz.
Topun Hareketi:
Hücumcu topu alır almaz pivot hareketi yaparak hemen çembere yüzünü dönmelidir.
1. İlk olarak (içeri penetre ederek) post oyuncusuna pas vermeyi, ikinci olarak şut atmayı, üçüncü olarak içeri dalmayı, dördüncü olarak da pas verip hareket etmeyi düşünürüz.
2. Sadece iki amaç için top sürmeyi kabul ederiz:
Dalma için top sürüş: Top hızla çembere doğru sürülür.
Kontrol için top sürüş: Savunmanın baskısını azaltmak ya da baskıdan kurtulmak için ve daha uygun pas açısı bulabilmek için top sürülür.
3. Pozisyon bulabilmek için iyi yapılmış ön (hazırlık) hareketler şarttır. Hücumu başlatmak için post oyuncusunun perdelemelerini kullanırız: Bunlar; postun pivota, postun forvetlere, postun dip çizgideki dış oyunculara yaptığı perdelemelerdir.
· Pası veren oyuncu hemen kat eder. Hücumcu, kendisine perdeleme yapacak takım arkadaşını bulur ve perdeleme sonrası savunma olmayan boş ve açık alana yönlenir.
· Hücumcu pası almak için pozisyon alır; eğer alamazsa, bulunduğu bölgeyi boşaltır.
· Bütün oyuncular savunmanın boşlukların izlerler.
4. Top faul çizgisinin alt tarafına geçtiğinde, top kontrolü olan oyuncu iki kereden fazla topu zıplatmaz. Unutulmamalıdır ki, top kayıplarının % 80’i bir top sürüşün ardından olur.
5. Top çembere atılmadan önce oyuncularımız arasında en az 4 kere paslaşılır (tabii ki çok kolay bir turnike fırsatı çıkmamışsa...)
6. Top kullanılmadan önce post oyuncusunun eline değmelidir. Post, şut ya da pas yapamıyorsa, herhangi bir takım arkadaşına pas verebilmek için en fazla iki kere zıplatmak kaydıyla top sürebilir.
7. Top hakimiyetini sürdürebilmek için her zaman kolay pası tercih ederiz.
8. Bir pas aldıktan sonra hücumcu hemen çembere döner ve pas vermeden önce topu 3 saniye elinde tutar. Pası verdikten sonra ters yöne 2 adım atar. Bu hareket çember altında işlerin iyi gitmesine yardımcı olacaktır.
9. Topun her iki forvet bölgesine de mümkün olan en çok sayıda pas olarak verilmesini isteriz.
10. Oyuncularımızın topu hiç bir zaman gözden kaçırmamalarını ve her zaman topun nerede olduğunu bilmelerini isteriz.
Oyuncunun Hareketi:
1. Bir pas atıldığında, tüm oyuncular hareket etmelidir. Oyuncular toplu ya da topsuz olarak 3 saniyede içinde bir hareket yapmalıdırlar.
2. Tüm oyuncular pas alabilmek için açığa çıkmalarını sağlayacak hareketleri yapmalıdırlar. Eğer bir oyuıncu boşa çıkamamışsa, potaya doğru kat etmeli, ya da diğer bir oyuncuya perdeleme yapmalıdır.
3. Dip çizgiye yapılan perdeleme kuralı: Savunma oyuncusu hücum oyuncusunu üst tarafından savunuyorsa, perdeleme aşağıya doğru yapılır. Tam tersi durumda, savunma aşağı yönden savunma yapıyorsa, perdeleme yukarıya doğru yapılır. Dip çizgiye doğru ne kadar çok hareket yapılırsa, daha isabetli şut atma bölgelerinde pas alabilme şansı artar. Eğer bir hücumcu bir savunmacının yanından koşarak geçiyorsa, mutlaka o savunmacıya perdeleme yapmalıdır.
4. Bazı özel durumlar dışında, top elindeki oyuncunun savunmacısına yapılan, ya da kendi attığı pası takip eden hücum oyuncusunun yaptığı perdelemelere izin vermeyiz. Yalnızca oyun kurucu (1 numaralı oyuncu) kendi attığı pas sonrası pas verdiği arkadaşının savunmacısına perdeleme yapabilir. Post oyuncusu da (dört pas yapıldıktan sonra) top elinde olan oyuncunun savunmacısına perdeleme yapabilir.
5. Bir savunmacı, hücumcu ile dip çizgi arasında ise, o savunmacıya aşağıya doğru perdeleme yapılır. Hücumcunun altında savunmacı yoksa, o hücumcu dip çizgiye doğru 3 adım atar ve V - kat yaparak boş alana çıkar.
6. İki oyuncu aynı yönde birbirini takip eden iki kat yapamaz.
7. Post - pivot oyuncuları ve dış oyuncular sanki ip üstündelermiş gibi oynamalıdırlar. Dış oyuncular toptan yaklaşık 5 metre uzaklıkta pozisyon almalıdırlar.
Dış Oyuncu Kuralları:
Toplu Oyuncunun Hareketleri:
· Pas ver ve ters yöne perdelemeye git.
· Pas ver ve doğruca potaya doğru kat et, sonra ya top tarafına, ya da topsuz tarafa çık.
· Pas ver ve dip çizgiye doğru hareketlen, sonra ya top tarafına ya da topsuz tarafa çık.
· Pas ver ve boş alanı doldur.
· Posta pas ver, ya en yakın oyuncuya perdeleme yap, ya de boş sahaya kat et.
Topsuz Oyuncunun Hareketleri:
· Pozisyon uygunsa, toptan uzakta bir perdeleme yap.
· Seni savunan oyuncuyu devamlı meşgul et ki, başka bir pozisyona ikili sıkıştırmaya gidemesin ve gözünü toptan ayırmak zorunda kalsın.
· Atılan şutlara rebound yapabilmek için uygun rebound pozisyonu almaya çalış.
· Bir perdelemeden boşa çıkıp topu alamamışsan, potaya doğru kat et.
· Backdoor hareketleri; faul çizgisinin uzantılarında pas alamıyorsan, dip çizgiye doğru hareketlen.
Post - Pivot Oyuncuları Kuralları:
Post - pivot oyuncuları birbirleriyle yer değiştirebilirler. Sistemimiz gereği bu 2 oyuncuya sürekli olarak top geldiğinden, bunlar “kilit” oyunculardır.
Post Oyuncusu Kuralları:
· Oyuna her zaman pivotta başla.
· Her zaman toptan 1 pas mesafesi uzaklıkta ol.
· Pozisyon aldıktan sonra, 3 pas sonrası (ya da dış oyuncular arasında yapılan 2 ya da 3 pas sonrası) pas alamamışsan, pivot oyuncusuna perdeleme yap ve pivota yerleş.
· Post oyuncusu, top tarafındaki pivot bölgesine kayabilir.
· Arkadan perdeleme yapmak için dışarı adım bas, ya da pas alabilmek için taraf değiştir.
· Pas alırsan;
1. Yüzünü çembere dön,
2. Pivotun iç katına pas atmaya çalış,
3. Zayıf taraftan bir dış oyuncunun çembere doğru yaptığı kata pas atmaya çalış.
· Pivot pas alırsa, potaya doğru kat et.
· Dış oyunculara yapılan baskıyı azaltabilmek için gerektiğinde dışarı adım basarak top al.
· Top aşağıya indiğinde aşağıya in.
· Gerektiğinde topu terse çevirmek için yüksel, top alamazsan aşağıya perdelemeye git.
· Dört pas yapıldıktan sonra, top elinde olan oyuncunun savunmacısına perdeleme yapabilirsin.
· Her an topsuz taraftaki oyuncuya perdeleme yapmaya hazır ol.
Pivot Oyuncusu Kuralları:
· Çoğunlukla topun ters tarafında ol.
· Post pas aldığında öbür pivota kat ederek topu iste.
· Postla yer değiştirmek için hazır ol.
· Ters taraftaki dış oyuncuya dip çizgi perdelemesi yapabilmek için hazır ol; eğer dış oyuncu içeride kalmışsa, dış oyuncu kurallarını uygula.
· Top tarafına yalnızca pas alabileceksen git.
· Post oyuncusuna perdeleme yapabilirsin.
· Post aşağıya kayarsa, posta yüksel.
Coaching için Püf Noktaları:
1. Perdeleme yapan oyuncu (kat eden değil) toptan uzakta yapılan perdelemeler için çoğunlukla uygun pozisyondadır. Bu oyuncu bazen savunmayı aldatıp topa doğru hareketlenebilir. Bu durumda yapılan perdeleme, “omuz omuza perdeleme (sıyırarak yapılan perdeleme)” olup, savunma baskısı hissedildiğinde potaya doğru yapılacak hareketi sağlayabilir.
2. Zamanlama kilit faktördür.
3. Top süren oyuncu kendi takım arkadaşına doğru top sürüyorsa, kendisine yaklaşılan oyuncu ya yukarı adım basarak backdoor yapar, ya da (dört pas sonunda..) top süren oyuncunun savunmacısına perdeleme yapar.
4. Dip çizgiye doğru hareketlenen dış oyuncu ya çember altından kat ederek ters taraftan boşa çıkar, ya da kata başladığı forvete doğru savunmasına yapılan perdeleme üzerinden çıkar.
5. En önemli oyuncu (hem hücum hem de savunma için), pası alan, kendisine pas verilen oyuncudur.
6. Taraf değiştirirken, post oyuncusu zayıf tarafa pas yaptıktan sonra top elindeki oyuncuya perdeleme yapabilir.
7. Çalışmaların ilk iki haftasında perdeleme ve kat etme prensipleri üzerinde oyuncular çalıştırılmalıdır.
8. Post - pivot hareketleri: Top faul çizgisinin üzerindeki bir oyuncudaysa, post oyuncusu aşağıya doğru perdeleme yapar; top faul çizgisinin altındaysa, pivot oyuncusu yukarı ve uzağa doğru perdeleme yapar.
9. Dış oyuncular: Çembere doğru kat ederken, post - pivot oyuncularının oyunlarına karışıp bozmamak için kulvar dışından hareket etmelidirler.
10. Bir şuttan sonra, 1 numaralı oyun kurucu dışındaki tüm oyuncular reboundu kovalarlar ve savunmacı olurlar.
11. Herkes savunmaya dönmelidir.
12. Çok fazla “kural bağımlısı” ve “klişeci” olunmamalı, savunmanın yaratacağı en uygun fırsat beklenmelidir.
13. Post topla buluştuğunda, dış oyuncular toptan en az 2.5 - 3 metre uzaklıkta olmalıdırlar.
14. Topsuz oyuncu zihinsel olarak her zaman uyanık olmalıdır. Topsuz oyuncunun hareketinin ne yöne doğru olacağınının, toplu oyuncu, pası yeni alan oyuncu ve bunların savunmacıları tarafından bilinmeleri kuvvetle muhtemeldir.
15. Dış oyuncular post - pivot hareketlerini, post - pivot oyuncuları da dış oyuncuların hareketlerini bilmeli ve anlamalıdırlar.
16. Toptan uzağa doğru perdeleme yaptıktan sonra, dış oyuncular hareketlerini dip çizgiye doğru devam ettirmelidirler.
17. Post oyuncusu topu aldığında, dış oyuncular topun alt tarafına doğru hareketlenmelidirler.
18. Post oyuncusu topun geldiği yöne doğru dönmelidir.
19. Post oyuncusu her hangi 2 dış oyuncu 2 x 2 pozisyonu yakalayana kadar top sürebilir.
20. Pivot zamanlaması (hareket öncelikleri); şut atmak, post katı yapmak, bir dış adamın yarma katında boş olması halinde ona pas indirmektir.
21. Post zamanlaması (hareket öncelikleri); pas aldıktan sonra pivot hareketi yaparak potaya dönmek, kat eden pivota pas vermek, backdoor hareketi yapan dış oyuncuya pas vermek, taraf değiştiren oyunculara pas vermek, potaya yüklenmek, pas verip kat etmektir.
22. Post oyuncusu top aldığında uygun top kullanma pozisyonunda değilse, topu dış oyunculara çevirmelidir. Pivot oyuncusu oyuna başlamak için cephesini içeri doğru çevirmelidir.
23. Eğer savunma topu iyi savunuyorsa, pas yapılmalıdır. Savunma kuvvetli değilse, potaya doğru dalma hareketi yapılmalı, şut menzilindeyse şut atılmalıdır.
İyi Şut (Atış) Nedir?
Yerleşim: Çembere ne kadar yakın olunursa, o kadar iyi ve isabetli atış yapılır. İstatistiksel olarak bazı bölgelerden yapılan atışlar daha isabetlidir.
Şutör (atıcı): Kullanabilecek en iyi atışı mı kullanılıyor? Kötü bir dış atıcının turnikeden ya da yakın mesafeden yapacağı atışla sayı bulma şansı yüksekken, 6 - 6.5 metreden atış kullanması akıllıca bir seçim olmaz.
Savunma: Atıcı baskı altında mıdır? Eğer öyleyse, çoğunlukla atış kullanmamalıdır. Zorlanarak kullanılan bir atış, iyi savunmanın varlığına işaret eder. İstisna: Bir post ya da kanat oyuncusu çembere yakın bölgede hücum reboundu almışsa, topu çembere doğru yüklenerek kullanmalıdır.
Hücum Reboundu: Hücum reboundu için uygun pozisyonda bir oyuncu var mıdır? Rebound için uygun pozisyonda oyuncu varken kullanılan topun yüzdesi, rebound alacak oyuncu yokken kullanılan atışın yüzdesinden daha iyidir.
Takım Öncelikleri: Kullanılan atış acaba kullanabilecek en iyi atış mıdır? Set düzenindeki oyunda acaba daha iyi top kullanma olanakları ortaya çıkar mı?
Tempo Kontrolü: Hemen şimdi mi atış kullanılmak istenmektedir? Yoksa zaman ve skora göre oynamak daha mı akıllıca olacaktır?

Bruce HUCKLE (Güney Miami Dade Koleji Antrenörü)
Çeviren: Hayri Beygü SOLMAZ

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***