Toprak bereket; su hayat; yol ise yol olmakta yolcu olana... Sevginin gücünün sabırla birlikte geldiğini öğrendim anlayana.
Mal ve canlarımızla denendiğimiz dünya, bizleri cananlarımız
dan Sen etme cüda... Mal canın yongasıdır denir, uğruna ca
nımızı verdiğimiz yongalar. Sevmedim, sevemedim Beni ben
ile çatıştıran yongalar. Anlayınca uğruna verilesi yongalar...
İşte gidiyorum uzaklara, ardıma bakmaya cesaretim var sen
hüzünlenme. Biriken gözyaşlarımı kavuşunca paylaşırım elbet
seninle... Seni iyi bilirim İzmir Otogarı ve Truva Atı. Hayata ve
kavuşmaya sallanan onca el ve süzülen gözyaşı... Bir damla gözyaşında büyüyen bir dünya vardır. Her veda bir vurgun hali o kadar vefalıdır...Herkesin içinde kalabalık sen nerdesin?
Ben uzakta. Sanki sallanan ellerin hepsi bana. Karşılık verme
mek olmaz hasretli el ve gözyaşlarına...
Biliyorsun hep derdim, ne kadar güzel ellerin. Kalem tutmak
tan parmakları kabaran o güzelim ellerin... Üşümüş ellerini avuçlarımda kıyamadığım ellerin... Esmere çalan o buğday teni nazenin ellerin...Gelmezdi aklıma ellerini bu kadar uzaklar
da özleyeceğim, özlediğim ellerin... Uykumda da aklımda olan ellerin, artık uykusuzluklarımda yaradana yakaran bir dua gibi
özlediğim, ellerin,ellerin...
(Yılların Güncesinden)