Eğitim ve Öğretmen Forumu  Forum Ana Sayfa Eğitim ve Öğretmen Forumu

İlköğretim ve Lise
Günlük Ders planları,belgeler,programlar,zümre,sosyal kulüpler
rehberlik,ödev ve tezler,yazılı ve testler

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Şiirin tarihi

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Eğitim ve Öğretmen Forumu Forum Ana Sayfa -> Tarih
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
cenk
FORUM UZMANI
<marquee>FORUM UZMANI</marquee>


Kayıt: 25 Şub 2006
Mesajlar: 556
Konum: samsun

MesajTarih: Pzr Eyl 24, 2006 3:19 pm    Mesaj konusu: Şiirin tarihi Alıntıyla Cevap Gönder

Şiirin tarihi


İlk şiirler dini kaynaklıdır. Din adamları halka dini inanışları aktarabilmek, onları heyecana getirebilmek için ses benzerlikleri ile duygulu bir anlatım tarzı geliştirmişlerdir. Nesire yakın olan bu tarz iptidai şiirler, zamanla tekâmül etmiştir.

Söz sihir gibi tesirlidir. Sözün sihir gücünü artırmak için şiir kullanılmış ve din adamları ile başlayan şiirler günden güne gelişmiştir. Öyle ki cahiliye devri Araplarında şiir zirve noktalara çıkmış, insanlar birbirlerine irticâlen söyledikleri şiirlerle hitap eder olmuştur. Cahiliye döneminde senenin belli mevsimlerinde düzenlenen panayırlarda şiir yarışmaları da yapılır ve birinci gelen şiirler Kabe’nin duvarına asılırdı. İşte şiirin ve sözün bu derece ileri seviyede olduğu bir topluma inen Kur’an ayetleri, bütün şiirleri ve bütün sözleri aciz bırakan bir mucize oldu.

Kur’an-ı Kerim, alabildiğine başı boş olan şiire de bir ölçü getirdi. Yapmadıkları şeyleri söyleyen, her vadide şaşkın şaşkın dolaşan şairlere ancak sapıkların tabi olabileceğini ifade ederken iman edip, yararlı işler gören, Allah’ı çok anan ve zulmedildikleri zaman bu zulme cevap verenleri bunun dışında tuttu. Böyle bir şairlik makbuldü. Rasulullah (S.A.V.) Efendimiz, Daha önceleri dili ile İslam’a saldıran Kab bin Züheyr’i yazdığı “Banet Suad”isimli kaside vesilesi ile affetmiş ve ona hırkasını hediye etmiştir.

Şanlı ecdadımızın da hayatında şiir çok önemli bir yere sahipti. Öyle ki Osmanlı yaşantısı demek şiir demek, Osmanlı demek de şair demekti. Osmanlı şiirinin kaynağı da dini idi. Kur’an-ı Kerim ayetleri, Hadis-i Şerifler, dini ilimler, İslam tarihi, peygamber kıssaları, mucizeler ve kerametler Osmanlı şiirinin muhtevasını oluşturuyordu. Ayrıca her şairin divanı tevhit (Allah’ın birliğini anlatan kaside) ile başlar, ardından münacaat (dua), ardından da naat (Peygamber Efendimize övgü) yer alırdı. Bu sıra hiçbir şekilde bozulmazdı. Bugün bile bizlerin ulaşamadığı nice kimselere bu şiirler güzel öğütler vermeye devam ediyor.

Günümüzde ise şiir hem konu hem de şekil itibariyle çok fazla çeşitlilik göstermektedir. Osmanlıdaki gibi din, ahlak ve hakiki aşk konularında yazan şairlerimiz olduğu gibi maalesef pek çok sayıda da insanları saptırmak üzere kalem oynatanlar var. Bu hengamede bizlere düşen vazife kendi şairlerimize ve bizim hayatımızı yansıtan şiirlere sahip çıkmak ve şairlerimizin sayısını artırmaktır. Şiire ve sanata karşı maalesef çok duyarsızız. Şiir ve sanatla ekseriyetle dini hayat tarzını benimsemeyen kimseler uğraşmakta ve bu kimseler şiiri ve sanatı kullanarak insanlara düşüncelerini empoze etmektedirler. Şiir ve musikinin insanlara tesir bakımından hiç yabana atılmayacak büyük bir tebliğ vasıtası olduğunu unutmayalım.

_________________
Çocukken ne kadar küçük seyler için aglardik. Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek.Simdi büyüdük. Çok büyük olaylar bile aglatamiyor bizleri. Ölümler, iflaslar, savaslar.Simdi daha mi güçlüyüz Yoksa daha aliskin mi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
cenk
FORUM UZMANI
<marquee>FORUM UZMANI</marquee>


Kayıt: 25 Şub 2006
Mesajlar: 556
Konum: samsun

MesajTarih: Pzr Eyl 24, 2006 3:20 pm    Mesaj konusu: Şiirin tanımı Alıntıyla Cevap Gönder

Şiirin tanımı



Şiir, kelime anlamı olarak "bilme, tanıma, anlama" manasındadır. Bizim için asıl önemli olan ıstılah (terim) manasıdır. Fakat eski zamanlardan günümüze kadar binlerce şiir tanımı yapılmıştır. Her yazarın veya her şairin kendisine göre bir şiir tanımı vardır:

Mehmet Doğan: "Vezne veya vezin tesiri oluşturan ahenge sahip, kafiyeli veya kafiye tesiri uyandıran ses uyuşumu oluşturan edebi eser" olarak tanımlar. TDK sözlüğü ise: "Zengin sembollerle, ritimli sözlerle ve seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimidir" şeklinde tarif eder. Osmanlı döneminde genel olarak “mevzun ve mukaffa söz” yani “vezinli ve kafiyeli söz” tanımı kabul görmüştür.

Yahya Kemâl'e göre şiir musikidir, fakat bildiğimiz musikiden farklı bir musikidir.

Cahit Sıtkı'ya göre, "Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır."

Ahmet Haşim şiiri: "Söz ile musiki arasında olan fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan" olarak tanımlar.

Necip Fazıl'a göre şiir: "Mutlak hakikati arama işidir."

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün... Bu kadar fazla şiir tanımının olmasını Ahmet Kabaklı şöyle izah etmekte: "Nesirde nasıl yazarın bir üslubu olursa, şiirin içinde de şairin bir sırrı olur. Ve şair adedince sır (üslub) vardır ki bu da şair adedince şiir tanımının olduğunu gösterir."

Bizler şiiri nasıl tanımlarsak tanımlayalım bunun pek önemli olmadığı kanaatindeyim. Önemli olan, şiiri ve sanatı kullanarak bu ümmete hizmet etmektir...

_________________
Çocukken ne kadar küçük seyler için aglardik. Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek.Simdi büyüdük. Çok büyük olaylar bile aglatamiyor bizleri. Ölümler, iflaslar, savaslar.Simdi daha mi güçlüyüz Yoksa daha aliskin mi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
cenk
FORUM UZMANI
<marquee>FORUM UZMANI</marquee>


Kayıt: 25 Şub 2006
Mesajlar: 556
Konum: samsun

MesajTarih: Pzr Eyl 24, 2006 3:20 pm    Mesaj konusu: Şiir türleri Alıntıyla Cevap Gönder

Şiir türleri


Lirik şiir
Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir. Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denen sazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir saz adı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divan edebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma, semai lirik şiire girer.

Epik şiir
Destansı özellikler gösteren şiirlerdir. Kahramanlık, savaş, yiğitlik konuları işlenir. Okuyanda coşku, yiğitlik duygusu, savaşma arzusu uyandırır. Daha çok, uzun olarak söylenir. Divan edebiyatında kasideler, Halk edebiyatında koçaklama, destan, varsağı türleri de epik özellik gösterir. Tarihimizde birçok şanlı zaferler yaşadığımızdan, epik şiir yönüyle bir hayli zengin bir edebiyatımız vardır.

Didaktik şiir
Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir. Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denen sazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir saz adı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divan edebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma, semai lirik şiire girer.

Pastoral şiir
Doğa şiirlerini, çobanların doğadaki yaşayışlarını anlatan şiirlerdir. Doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur bunlarda. Eğer şair doğa karşısındaki duygulanmasını anlatıyorsa “idil”, bir çobanla karşılıklı konuşuyormuş gibi anlatırsa “eglog” adını alır

Satirik şiir
Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.

Dramatik şiir
Tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum dram tiyatro türünün ( 19. yy. ) çıkışına kadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düz yazıyla yazılmaya başlanır.

Dramatik şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve kommedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üç kere çıkmıştır.

Bizde dramatik şiir türüne örnek verilmemiştir. Çünkü bizim Batı’ya açıldığımız dönemde ( Tanzimat ) Batı’da da bu tür şiirler yazılmıyordu; nesir kullanılıyordu tiyatroda. Bizim tiyatrocularımız da tiyatro eserlerini bundan dolayı nesirle yazmışlardır. Ancak nadirde olsa nazımla tiyatro yazan da olmuştur. Abdülhak Hamit Tarhan gibi...

_________________
Çocukken ne kadar küçük seyler için aglardik. Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek.Simdi büyüdük. Çok büyük olaylar bile aglatamiyor bizleri. Ölümler, iflaslar, savaslar.Simdi daha mi güçlüyüz Yoksa daha aliskin mi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Namzet
MODERATÖR
<marquee>MODERATÖR</marquee>


Kayıt: 29 Ekm 2006
Mesajlar: 330

MesajTarih: Sal Şub 06, 2007 7:36 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Teşekkürler hocam şiirin tarihi ve tanımı hakkında güzel bilgiler vermilşsiniz...

_________________
Gece karanlığında gündüze,
Genç beyinlere öğretmeye,
Bilgilerimi sevgi ile süzmeye

Namzetim sevgiyi öğretmeye
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Eğitim ve Öğretmen Forumu Forum Ana Sayfa -> Tarih Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.059