HAYATIN GİZLİ ANAHTARLARI
Sayın öğrenciler, İnsan bildiği şeyleri yeterli ; kendini ise her konuda yetenekli hissettiği oranda kaybeder. İnsanoğlu yaşamının her kesitinde ; her an ....
HAYATIN GİZLİ ANAHTARLARI
Sayın öğrenciler,
İnsan bildiği şeyleri yeterli ; kendini ise her konuda yetenekli hissettiği oranda kaybeder. İnsanoğlu yaşamının her kesitinde ; her an ; her yeni buluşu ile kaybeder. Ve her kaybedişte saklı olan korku ile gelişir. Çünkü bilim insanın sınırsız gücü yanında güçsüzlüğünü ; büyüklüğü yanında küçüklüğünü ; bildiği yanında bilmediğini ; çare buluştaki yaratıcılığı yanında çaresizliğini ortaya koymuş ve dolayısıyla her yeni gelişme bir sonraki gelişmenin arkasında kalmamıza ; her yeni buluş bir sonraki buluşun gerisine atmıştır. Bu gelişim zinciri içinde iki tür insan var olmuş biri zarar biri de yarar vermiştir.
Yani sen değerli öğrencim bu zincirin bir halkası olmak için mi yol alıyorsun yoksa bu zincirlerden birisinin paslanmasına mı uğraşıyorsun... Gerçek insanın bir hayat yemini vardır : “Sağ elime ve sol elime yemin ederim ki , yaptıklarımla yücelir yapmadıklarımla ölürüm.” Bu yemini eden insanlar vardır aramızda...
Bilimin ırmağında akıp gidiyorum
Yarı yolda köpüklü dalgalar yükseliyor
Kürekçilerin türküleri ile neyler davullar
Tam eğlencenin ortasında bir hüzün , çöküyor
“Gençlik ne kısa ! Yaşlanmak ne kesin ! Ölüm ne güçlü”
WU-Tİ
Sen değerli öğrencim hiçbir zaman sınırlarınla sınırlı kalma ... Bir şeyden birçok şey almak yerine her şeyden bir şey al... Küçük ve büyük her şeyden alacağınız birkaç şey adı ile satılan ve çok küçük delikleri olan hayat eleği size zaman içerisinde hayatta öyle kolay kolay kimsenin bulamayacağı bir güzellik biriktirir ki ; bu güzelliği ..... ( buradan sonrasını ancak ulaşan bilir ) Merak mı ettin ?Eğer cevabın hayır merak etmiyorum ise yırt at bu kağıt yığınlarını .... çünkü mektup yanlış adrese gelmiştir. Eğer -evet merak ettim bundan sonrayı-ise işte sana Hindistanlı bir bilim adamı olan Pankatantra’dan alınan
1. anahtar : “ Başarıya koşacaksan eğer onun altı düşmanından kaç : uyku , uyuşukluk , korku , öfke , dağınıklık ve gevezelik. “
Hayatın var olan şekline kendi hayal penceresinden kendi çizgilerinin şekline sokan insanlar kadar hayata bambaşka bir pencereden bak. Sana, kendi güzelliği ile hayata bakan bir insan örneği vereceğim. Şimdiki örnek vereceğim Yogesvara isimli bir şair. Şimdi sen değerli öğrencim onun bir şiirinden bir parça şiir okuyacaksın. Okuduktan sonra gözlerini kapat ve aklına gelenleri düşün .... düşün .... düşün ....
Şimdi başlıyoruz! Hazır mısın ?
O halde şimdi dikkatli oku ve hemen gözlerini kapat :
“Bulutlardan bembeyaz bir kedi
Şimşek gibi dilini çıkarmış
Ve gökyüzü tepesinde
Kaymak gibi duran
Ay ışığını yalıyor iştahla”
Manzarayı hayalinde canlandırabildin mi? Ve bu manzaranın sahibine aitliğini anlayabildin mi? İşte insanların çoğu evinin penceresinden baktığında dışarıda yağmur yağıyor der ve gerçekte öyledir zaten. Ama olaya kendine göreliği katıp yaşamak için kendini geliştirmeyi hedeflemiş insanlara sunulan bir güzellikle Yogesvara bu güzelliği küçük delikli eleğinin altından almıştır. Ama dikkat edersen kendisine hediye edilen bu hediyeyi hayal vitrininin en güzel köşesine koymamış. Hiç görmediği insanlarla bile paylaşma çoşkusunu da yaşamıştır. Yani kalkıp dünyanın herhangi bir ülkesinden benim evime gelme imkansızlığını kaldırmış ve düşünceleri ile binlerce insanı olduğu kadar beni de etkilemiştir. Bu türden güzellikleri gördükçe büyük kıskançlık duymuyor ve ben de OLMAK istiyorum demiyorsan boşa zaman harcıyorsun anahtarını da anahtarlığına takabilirsin.
“Ey beynim senin ürettiklerinle yaşıyorum” cümlesini her gün sabah, öğle ,akşam tok karnına söylersen bir zaman sonra göreceksin ki miden nasıl acıkınca doyurmak zorunda kalıyorsan beyninin de aç olduğunu hissedecek ; doyurmak zorunda kalacak ve doyurabildiğin oranda yaşayabileceğini doyuramadığın oranda sıradanlaşacağını göreceksin.
Unutma ! “Ey beynim senin ürettiklerinle yaşıyorum” ( 3 x 3 )
“Ancak yaşatarak yaşarlar insanlar birbirlerini, hayat meşalesini ellerinde taşırlar ve Devrederler birbirlerine ”
A.Vahit KOLDAŞ