 |
Eğitim ve Öğretmen Forumu
İlköğretim ve Lise Günlük Ders planları,belgeler,programlar,zümre,sosyal kulüpler rehberlik,ödev ve tezler,yazılı ve testler
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
sabahgüneşi

Kayıt: 07 Eyl 2007 Mesajlar: 180
|
Tarih: Pzr Eyl 16, 2007 8:00 pm Mesaj konusu: eskidendi o insanlık |
|
|
’İnsanların birbirine muhtaçlığı’’ kavramıyla tamamen çelişen materyalizm ve bazı sistemleriyle felsefe; Psikoloji ile de tamamen çelişmiyor mu? Psikoloji = Moral = Maneviyat… (Materyalizm ve felsefenin sözlük anlamına bir daha bakalım.)
Paranın yapamadıklarının yok sayılmaya çalışılmasının en büyük zararı, insanlarımızın ruh sağlığını; içinden çıkılamaz bir biçimde hatta geriye dönülemez biçimde iflas etmenin eşiğine getirmesidir. Ruh sağlığı = Beden sağlığı (büyük ölçüde). (Bunların da bir tüketim taktiği olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Çok uç bir düşünce olur…) Psikolojide tamamen ‘Madde’ olan nedir öyleyse? Öyle ya, insanların Psikolojik sağlığının ve Psikolojik hastalıklarının çoğu, madde olarak görülemeyen yapısındadır. Zihin, bellek, bilinç, bilinçaltı, hayal, ruh, gönül, moral…ve daha birçok ‘madde’ olmayan yapısal özelliklerimizi yazabilirim. Beynimizi ne kadar görsek ve görüntülesek de ‘madde’ olmayan sırlarını bilim hala çözebilmiş değildir. Bunca yüzyıllara ve tekniğe, bilgiye rağmen…(Yoksa Psikoloji; konuşarak, anlayıp-anlatarak ve terapi yoluyla tedaviyi bırakıp ta en kolay yolu; her türden psikolojik rahatsızlığı doğrudan ilaçla mı tedavi ediyor artık. Çünkü tek, ‘Madde’sel olarak ilaç görünüyor.)
Şunu hemen belirtmek istiyorum. ‘İnsanların birbirine muhtaçlığı’ kavramında paranın yapamadıklarını; yaratılışımız gereği hepimizin bildiğinden emin olduğum için yazmayacağım. Yazmak istediğim; biz insanlar, her şeyin en iyisini ve doğrusunu bildiğimiz halde ne yapmaya çalıştığımız konusunda olacak.
Materyalizm ve felsefe; kendi sistemini korumak ve kollamak adına, seçtiği insanları, yine kendi özel gözetimlerinde eğitmekte, adeta birer ‘Dahi’ olarak yetiştirmektedirler. Buralar dışında kalan diğer eğitim yerlerinde ise insanları; içi boşaltılmış binlerce kuramlarla adeta dumura uğratarak, öğrenmemeyi-anlamamayı sağlamaktalar.
(Dumura uğramak : Körelmek. -Mecazi anlamda- değer, önem veya yeteneğini yitirmek. T.D.K. Sözlük)
Varlıkların içinde en akıllı ve güçlü olan insanların, birbirlerine mutlak ihtiyaçları vardır. Çocuğun anne-babaya mutlak ihtiyaçlığından başlar; çevre, insanlık, diğer canlılar… ve anne-babaların, yaşlıların bu sefer; çocuklara, yetişkinlere tekrar mutlak ihtiyaçlığına kadar sürer gider…bütün dünyada. ( Hastalık, kaza, doğal afet, sakat kalma, bedensel ve zihinsel özür … vb. Allah hepimizi korusun.) Bunlardan başka insanlar; mutlu olmak, gülmek, eğlenmek, başarısını paylaşmak, sevmek, sevilmek ve yaşamdan tat almak için bile yine birbirlerine mutlaka ihtiyacı vardır, muhtaçtır. Öyle değil mi?... Çünkü biz insanlar, birey olarak çok zayıf, aciz ve mutsuz, birlik olarak çok akıllı, güçlü, mutlu ve başarılı varlığız.
Bunun için (bugün) bizlere, ‘eskidendi o insanlık’ dedirten materyalizm ve bazı felsefe düşünleri, insanları bireyselleştirerek zayıflatmakta ve güçsüzleştirmektedir ve görünen o ki, başarmaktadır da…Bindik bir bilinmeyene!. Gidiyoruz bir… bilinmeyene!…
Şimdi: ‘’Ben kendimi düşünürüm, kendim için ne lazımsa alır kullanırım. Gelecek nesiller ve dünyanın geleceği beni ilgilendirmez. Herkes de kendini düşünsün. Gelecek nesillerde, o zaman geldiğinde kendileri düşünsünler. Dünyanın geleceği de beni ilgilendirmiyor!...’’diyoruz belki de… (İyi ki; bizlere bugünleri bırakan geçmiş nesillerimiz ve atalarımız böyle düşünmemişler. Ya değilse nasıl bir dünyada yaşıyor olacaktık. Kim bilir.)
Materyalizm = Bencillik = Sorumluluk almamak, insanlık adına. (En kolayı!).
Maneviyat = Haz almak, Mutlu olmak = Hep başkalarını düşünmek = Ağır sorumluluk almak.(İnsanlık adına) Yani çok da zordur.
…
ALINTIDIR |
|
| Başa dön |
|
 |
sabahgüneşi

Kayıt: 07 Eyl 2007 Mesajlar: 180
|
Tarih: Pzr Eyl 16, 2007 8:06 pm Mesaj konusu: |
|
|
Yaratılan bütün varlıkların (Diğer bazı düşün sistemlerine göre kendiliğinden! oluşum ve gelişim üzere yeryüzünde yaşayanlar.) içinde en güçlüsü ve en akıllısı insandır. Ama mutlaka birbirine muhtaç durumda yaratılan da yine insandır. (Çocuğun anne-babaya muhtaçlığından başlar ilki…) Yani birey olarak en zayıf, birlik olarak en güçlü varlık insandır. Geçmiş yıllarda Türkçe kitaplarında ‘Kafes içinde ki aslan’ ve ‘Bir dil bir insan, iki dil iki insan’ …vb hikaye yazıları vardı. Kafese sokulabilen aslan, ne kadar güçlü olursa olsun insan gücüne, aklına ve zekasına yenilmeye mahkumdur. Günümüz iletişim ve bilgi çağında rahatlıkla ulaşabileceğimiz bilgi ve kaynaklarda; insan gücünün, aklının ve zekasının, dünyamızdaki varlıkların içindeki mutlak üstünlüğünü rahatlıkla ve delilleriyle görebiliriz. Bütün bilgiler elimizin altında ve bir tıklamayla gözümüzün önündedir.
O halde nedir? biz insanların, ‘mutlak birbirine muhtaçlığı’. Öyle ya; hem dünyadaki varlıkların içinde en güçlü ve en akıllı varlık olacak ama, mutlaka da birbirlerine muhtaç olacak. Materyalizme ve felsefeye göre de çelişki gibi duran, gözümüzü görmekten engelleyen, bilincimize de yerleştiğinde artık başka düşünlere yer verdirtmeyen, sadece de bu günümüzde yaşam kültürümüz ve kabulümüz olarak zoraki yaşamımıza dayatılan materyalizm ve felsefe sistemleri, nereden beynimize ve belleğimize oturdu kaldı. Tamamen bu düşün sistemiyle (doğumundan ölümüne) kadar yetiştirilen, eğitilen insanlarımız bunların dışında kalan ve bunlarla da çelişen diğer düşün sistemi olan ‘’insanların birbirine mutlak ihtiyaçlığı’’ kavramını nasıl yaratılışının gereği gibi algılayıp, anlayıp ta yaşamına ve yaşamımıza uyarlayacaklar. Çünkü hiç kimseden; öğretilip-eğitilmediği bilgiyi, davranışı kabullenmesini ve uygulamasını bekleyemeyiz.
Materyalizm : Dünyada, yalnızca maddenin varlığını kabul eden, Tanrı, ruh gibi manevi kavramları ret ve inkar eden, dünya ötesi hayatının yokluğunu savunan FELSEFİ görüş, maddecilik. (Türk Dil Kurumu sözlüğü)
Felsefe : Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması ve yorumlanması. (sözlük)
Maneviyat : Maddi olmayan, manevi şeyler! Yürek gücü, MORAL (sözlük)
İnsanlığın ve yeryüzünün oluşturulmasından günümüze kadar binlerce defa deneme-yanılma yoluyla ve yaşayarak kabullenilen yaşam kültürü, alışkanlığı ki, üstelik ne kadar zor şartlardan süzülüp bugünlere kazandırılan yaşam kültürü, kabulü ve alışkanlığını, yok sayıp sil baştan mı her şeyi tekrar tekrar yeniden yaşayıp kabulleneceğiz. Çok zor ve hatta imkansız olmayacak mı? Binlerce yıldan beri demek hala biz insanlar bu kadar gücümüze, aklımıza ve zekamıza rağmen kendimizi anlayamadık. Anlayamayacağız da. Böyle giderse de bu arayışlarımız sonsuza dek sürüp gidecek ve biz insanlar kendi mutluluk reçetemizi daha yazamamış olacağız. Bilmiyorum; bütün bunların aksine, ‘İşte insanlarımızın mutlu yaşam reçetesi’ diyebilecek var mı? Ya da binlerce yıldır yeryüzünün adeta hakimi gibi olan biz insanlar mutlu muyuz? Bugün yeryüzünde yaşamakta olan insanlarımızın çoğunun çektiği eziyet, sıkıntı ve şiddetin sebepleri nedir öyleyse? Bu konulardaki verilere ve istatistiklere bir bakalım lütfen. Medyadan, televizyonlardan ve internetten kolayca ulaşabilir ve görebiliriz bu olumsuzlukları…Peki ne uğruna?... bu yaşananlar…
Hz. İbrahim’den Hz. Muhammed’e, Mevlana’dan Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre’ye, Ertuğrul Gazi’den Atatürk’e kadar … ve daha burada isimlerini sayamayacağım binlerce insanlık hizmetkarları ve bilim insanları ki; (işimize geldiğinde de dilimizden düşürmediğimiz.) hala binlerce yıldan bugüne değin minnettarlıkla anılan bu kişilerin, insanlık adına düşün sistemleri neydi? Bu insanlar neden yaşamlarını, mallarını, canlarını insanlık adına sarfettiler? Acı, çile çektiler, eziyet, işkence gördüler ve ne büyük sıkıntılar çektiler. Bugün bizlerin birlik, beraberlik ve barış içinde mutlu bir yaşam sürdürebilmemiz uğruna mutluluk reçetesini bizlere vermek için değil miydi bütün amaçları? Reçeteleri de zaten elimizde, zihnimizde ve gönlümüzde de duruyor aslında…
Bir düşünelim; bugün bütün ihtiyaçlarımızı ve eşyalarımızı, araç ve gereçlerimizi, kimse olmaksızın kendimizin karşılamak zorunda kaldığımızı. Mal ve can güvenliğimizi, kimseye gerek duymaksızın sağlamak zorunda kaldığımızı… Alın size bir çelişki daha…bazılarımız diyebilir ki, ‘herkes çalışıyor, parasıyla gereksinimlerini karşılıyor. Bunu düşünecek ne var’…Zaten çelişki de burada. Paranın yaptıkları!. Paranın yapamadıkları. Paraya yüklediğimiz güç ve anlam o kadar ileri boyutlardaki bugün. Asıl ihtiyacımızın çoğu olan ‘paranın yapamadıklarını’ tamamen yok saymayla karşı karşıyayız. Çünkü, ‘insanların mutlak birbirine muhtaçlığı’nın çoğu da paranın yapamadıklarının içinde maalesef!
… |
|
| Başa dön |
|
 |
engins


Kayıt: 29 Ağu 2007 Mesajlar: 1335
|
Tarih: Pts Eyl 17, 2007 9:23 am Mesaj konusu: |
|
|
|
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
|