EGiTiM VE ÖGRETMEN FORUMU Forum Ana Sayfa EGiTiM VE ÖGRETMEN FORUMU

ATAMIZIN iZiNDE
EGiTiME HiZMET iCiN SiZLERLE
ZULFiKAR DEMİREL

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Create your own forum on ForumUp.com, It's free, powerful, and fast! :-)
GÜZEL ŞİİRLER BURAYA
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    EGiTiM VE ÖGRETMEN FORUMU Forum Ana Sayfa -> Şiirler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5426
Konum: buradan

MesajTarih: Cum May 05, 2006 4:59 pm    Mesaj konusu: GÜZEL ŞİİRLER BURAYA Alıntıyla Cevap Gönder

SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ?

YOKLUĞUNDA NE ATEŞLERİ HASRETİNLE YAKTIMDA

BİR SENİ YAKAMADIM, BENİ YAKTIĞIN GİBİ

ÇÖLDE SU, MAPHUSTA GÜN, ORUÇTA EKMEK GİBİ BEKLEDİM SENİ

SENSE ARAYA KORKULAR KOYDUN...

ŞİMDİ NERDESİN DİYE SORMA

SEN ÇAĞIRDIN DA BEN GELMEDİM Mİ?

SEN VARKEN DARILMAZDIM ÇİÇEKSİZ BAHARLARA,

YAĞMURLU HAVALARA... BU KASVETLİ AKŞAMLARA

SEN VARKEN

BAKIP İÇLENMEZDİM TREN İSTASYONLARINA

OTOBÜS DURAKLARINA...

SEN VARKEN AYRILIKLARA AĞLAMAZDIM...

YIKILMAZDIM BİTEN SEVDALARIN ARDINDAN

GİDENLERE KIZMAZDIM

KALANLARA ACIMAZDIM...

SEN VARKEN BÖYLE ÜŞÜMEZDİM-TİTEMEZDİM

MASUMDUM, ÇOCUKLAR GİBİ

BÖYLE DELİRMEZDİM-KÜFERTMEZDİM...

HELE ÖLMEYİ HİÇ DÜŞÜNMEZDİM.

ŞİMDİ SORUYORUM SANA

ADI SEVDAYSA BU CEHENNEMİN

SEN YAKTINDA BEN YANMADIM MI?

ŞİMDİ UFUKTA KAYBOLDUĞUN YERE BAKIP

BİLDİĞİN BÜTÜN UYKUSUZ ŞİİRLERİ SÖYLÜYORUM

GÖZLERİM ISLAK -KİRPİKLERİM ISLAK

NİYE AĞLIYORSUN DİYE SAKIN SORMA

SEN İSTEDİN DE BEN GÜLMEDİM Mİ?

BİLİYORSUN

BÜTÜN ACILARINA "YEŞİL IŞIKLAR" YAKTIM OLMADI

BÜTÜN KORKULARINA "ARKA ÇIKTIM" OLMADI

DAĞLARA MERDİVEN DAYADIM OLMADI.

SEVDİM OLMADI- YANDIM OLMADI-TAPTIM OLMADI

ARTIK BENDEN PES

BU AŞKIN BİLETİNİ İSTEDİĞİN GİBİ KES

NASILSA GİDİYORSUN

BİLİYORUM GİT...

AMA ARDINDA AĞLAYAN ÇİFT GÖZ

PARAMPARÇA BİR YÜREK

VE YIKILMIŞ BİR DAĞ GÖRMEK İSTEMİYORSAN

ÇEK SİLAHINI DAYA SIRTIMA

TİTRERSEM NAMERDİM... SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ?

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5426
Konum: buradan

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

MAVİ BİR ÖLÜM

Yine sana sesleneceğim

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

Senin kim olduğunu en çok bilerek

İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin

Dört nala açan kiraz çiçeklerinin

Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Sarı bir hüzün kızıl bir gurur

Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana

...........

Sana oklardan değil yayadan bahsedeceğim

Gülün dikeninden değil

Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayacağım

Topraktan söz açacağım

Akan su gelmeyecek kelimelerime

Suyu şefkatle kucaklayan damlaları dinlendireceğim

............

YİNE SANA SESLENECEĞİM

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

Bilmek istemeden

.........

Alaattin\'in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi

Ve ne dilersem dilememi isteseydi

Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim

Bir şeyden vazgeçmek isterdim sadece

Hayatta birşeyden vazgeçmek lütfedilseydi

Bedeli herşeyim olsa bile

Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim

Garip değilmi sana seslenmekten vazgeçtiğimi

Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belkide

Oysa sana seslenmek bütün hesaplarımı gördüğüm şu dünyadaki

Tek geride kalmış hesap benim için

Bu dünyadaki tek yük

Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek

Kürek mahkumu için kürek neyse

Benim içinde sana selenmek o

Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu

Öbür yandan bileklerimden sızan kanların

Gönlümü işgale yönlendiği bir rotanın can suyu

Oysa ben sana kürekten değil gemiden bahsetmek isterdim

Atalarım bana kadınlara gökyüzünü

Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler

Sen kürekleri yağlı urganları

Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun

Sana ellerimle dokunarak gözlerimle okşayarak

Göstermek istedim

Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri

Ama senin vaktin yoktu

Ben bunu hiç anlayamadım

Kavmimin kadınları bana öğretmedilerki

Bazı kadınların beyaz apletlerden daha çok

Siyah apoletleri sevebileceğini

.............

Sana sesleniyorum

Ve gözlerin bileklerimden parmak uçlarına

Toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor

Kürekleri bırakamıyorum

Önce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için

Kalemi biran elimden düşürmüyorum

Ankara Kalesinin önünde

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5426
Konum: buradan

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

SANA SESLENİYORUM

..............

Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin

Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm

Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı

Cehennemle konuşur Seni ona anlatabilirdim

Oysa sen ne cenneti isteyebilecek kadar aşık oldun

Nede cehennemi isteyebilecek kadar ayrılık

Seviyorum seni ama dedin

Hoşçakal diye ekledin

Şimdi gitmeye mecburum

Belki yine gelirim, umarım gelirim

SON SÖZÜN OLDU

Cennet ve cehennemin dillerini

Savaş naralarıı ve aşk şiirlerini

Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım

Senim sözlerinin anlamını öğretmediler

Hiçbirşey söylemeden gittin

Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim

Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana

Ve kalemimle ilk defa yavan gözlerle baktın

Yine yeniden sadece sana sesleneceğim

Müebbet bir aşk dışında

Bildiğim tüm duygularımı terkedeceğim

SANA SELENECEĞİM YİNE

Seni sadece kuru bir sevgiyle değil

Derin bir hüzünle binlerce yıllık bir gururla

Ve pervasız bir öfke ile sevdiğimi duyuyormusun

Mütevazi bir sevgiyle değil

Küstah bir aşkla sevdim seni

Ben OSMANLI gibi

Kollarımın yetişmediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken

Ölen köprülerin ülkesindeki Venedikteki son sancağı

Kışın üşümemek için şal yaptın kendine

Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde

Gün geçtikçe eksilir demiştim oysa

Atalarımın öğrettiklerinede ters düşsede

Sana inanırım bilirsin

Zamanla unutursun demiştim

Niye daha derinleşiyor öyleyse

Derinleşiyor özlemin

Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları

Coşturuyor ayrılık sözlerin

Öfkelerimin kararlılığını

Aşka katık ederek konuşacağım

Bedenim bu dünyayı terkedene kadar

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5426
Konum: buradan

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Öyle sanıyorumki

Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için

Benden uzun yaşayacaksın

Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne

Onların benden geldiğini birtek sen bileceksin

Küstah bir aşkla seveceğim seni

Ben savaş ve ölümle haşir neşir olan

Kelimeler dışındakileri unutmaya gayret edceğim

ÖMrün geri kalınında

SANA SESLENECEĞİM YİNE

Ben seni beyrut gibi sevdim ama

Sana ne Mağribi nede Manhatten\'i anlatamadım

Bağdat ve Şam\'ı işgale yeltenmişken

Venedik! ten gelen ihanet tarumar etti ordularımı

Sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Senin kim olduğunu en çok bilerek

Kavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terkedeceğim

Müebbet bir aşk, Sarı bir hüzün

Kızıl bir guru ve siyash bir öfkeyle konuşacağım

Bu dünyayı terketme müjdesi gelene kadar

..........

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5426
Konum: buradan

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:03 pm    Mesaj konusu: Mona Roza Alıntıyla Cevap Gönder

Mona Roza

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben öteliyim

Açma pencereni perdeleri çek..

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığına

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatır her zaman bana

Zeytin agaçları söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçegini eziyor gibi

Ellerinden belli olur bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat on ikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki be Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun soyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artik inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı geceye güne

Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller ak güller

Sezai Karakoç

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5426
Konum: buradan

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:04 pm    Mesaj konusu: Mona Rosa II-Ölüm ve Çerçeveler Alıntıyla Cevap Gönder

Mona Rosa II-Ölüm ve Çerçeveler

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.

Bir hançer bölüyor, ah, rüyaları:

Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Gece kar yağacak sabaha kadar.

Toprakta et, kemik çıtırtıları...

Yarı ölüleri bir korku tutar

Değince bir taşa kafatasları.

-Ölüler ki yalnız tırnakları var,

Ve yalnız burkulmuş diz kapakları...-

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

Açıyor elini göğe bir kadın.

Uzuyor, uzuyor altın saçları

Uğrunda ölünen güzel kızların...

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

Esmer delikanlı, hatıra ve kan.

Yeşil gözlü kızın hıçkırıkları

Sızıyor bir kapı aralığından;

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı.

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Çocuklara açar mağaraları

Gün görmemiş kuşlar ve örümcekler.

İlân-ı aşk eden dil balıkları

Aşina suları çabuk terkeder..

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Bakıyor ateşe, küle böcekler.

Köpekler parçalar kanaryaları,

Mektupları bir boz ağaç kurdu yer.

Baykuşlar ötüyor harabelerde;

Yanıyor lâmbalar, hafif ve sarı.

Bir kaza kurşunu bulur her yerde

Süvarisiz şaha kalkan atları...

Bir ruhun ışığı vardır göklerde,

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Ötüyor baykuşlar harabelerde.

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer.

Bekledi arzuyla karanlıkları

Anneler, babalar, erkek kardeşler.

Ta içinde duyar ani bir ağrı,

Bir hüzün şarkısı tutturur gider

Anneler, babalar, erkek kardeşler.

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş.

Bir neşe şarkısı tutturur gider

Birinci, ikinci, üçüncü sarhoş;

Kurşunlar sıkılır göklere doğru,

Serçe yavruları yuvada titrer.

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı...

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

İnce yelkenleri alıyor yeller.

Titretir kalpleri ve bayrakları

Gemiden toprağa uzanan eller.

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı,

Bir yosun köküne hasret kalacak

Gizli hazineler, su yılanları...

İnce yelkenleri alıyor yeller;

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.

Beyaz pelerinli hür tayfaları

Kendine bağlıyor siyah kediler;

Titriyor gönüller ve kara bayrak,

Bir yosun köküne hasret kalacak

Gemiden toprağa uzanan eller

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı,

Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.

Bölüyor bir hançer, ah, rüyaları:

Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...

Sezai Karakoç

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5426
Konum: buradan

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:04 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ben yürürüm yana yana

Aşk boyadı beni kana

Ne âkilem ne divane

Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi

Gâh tozarım yollar gibi

Gâh akarım seller gibi

Gel gör beni aşk neyledi

Akar suların çağlarım

Dertli ciğerim dağlarım

Şeyhim anuban ağlarım

Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni

Ya vaslına erdir beni

Çok ağlattın güldür beni

Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile

Şeyh anarım dilden dile

Gurbette halim kim bile

Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm

Ol yâri düşte görürüm

Uyanıp melûl olurum

Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyim

Baştan ayağa yareyim

Dost elinde avareyim

Gel gör beni aşk neyledi

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5426
Konum: buradan

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:05 pm    Mesaj konusu: IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN Alıntıyla Cevap Gönder

IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü

Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü

Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü

Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana

Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden

Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden

Bebekler hayta hayta yürümeden

Geleceğim diyorum, geleceğim sana

Ne olur kesin bir takvim sorma bana

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de

Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende

Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde

Hangi ses yürekten çağırır beni sana

Geleceğim diyorum, takvim sorma bana

Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi

Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi

Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?

Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana

Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden

Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben

Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden

Gemileri yaksalar da geleceğim sana

On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana

Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif

Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız

Ey benim alfabemdeki kadîm Elif

Ne güzellik, ne de tat var baharsız

Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana

Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan

Kimseye uğramam ben sana uğramadan

Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana

Takvim sorup hudut çizdirme bana

Ben sana çiçeklerle geleceğim

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Eğitimci
***AdmiN***
<font color=RED>***AdmiN***


Kayıt: 22 Şub 2006
Mesajlar: 5426
Konum: buradan

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:07 pm    Mesaj konusu: YİNE SANA DAİR Alıntıyla Cevap Gönder

YİNE SANA DAİR

Sende ben,kutba giden bir geminin sergüzeştini

Sende ben,kumarbaz macerasını keşiflerin

Sende uzaklığı,sende ben imkansızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine,

Ve kan içinde,aç ve öfkeli

Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin,

Sende ben imkansızlığı seviyorum

Fakat asla ümitsizliği değil.

Nazım Hikmet

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
SİNEM
FORUM SEVDALISI
<marquee>FORUM SEVDALISI</marquee>


Kayıt: 02 Mar 2006
Mesajlar: 1697
Konum: İSTANBUL

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ben Sana Mecburum Bilemezsin

ben sana mecburum bilemezsin

adını mıh gibi aklımda tutuyorum

büyüdükçe büyüyor gözlerin

ben sana mecburum bilemezsin

içimi seninle ısıtıyorum

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

bu şehir o eski istanbul mudur

karanlıkta bulutlar parçalanıyor

sokak lambaları birden yanıyor

kaldırımlarda yağmur kokusu

ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur

insan bir akşam üstü ansızın yorulur

tutsak ustura ağzında yaşamaktan

kimi zaman ellerini kırar tutkusu

birkaç hayat çıkarır yaşamasından

hangi kapıyı çalsa kimi zaman

arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor

eski zamanlardan bir cuma çalıyor

durup köşe başında deliksiz dinlesem

sana kullanılmamış bir gök getirsem

haftalar ellerimde ufalanıyor

ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

ben sana mecburum sen yoksun

belki haziran'da mavi benekli çocuksun

ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun

bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor

belki körsün kırılmışsın telaş içindesin

kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem

bu kurtlar sofrasında belki zor

ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

ne vakit bir yaşamak düşünsem

sus deyip adınla başlıyorum

içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin

hayır başka türlü olmayacak

ben sana mecburum bilemezsin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
SİNEM
FORUM SEVDALISI
<marquee>FORUM SEVDALISI</marquee>


Kayıt: 02 Mar 2006
Mesajlar: 1697
Konum: İSTANBUL

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:11 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

VASİYET

Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,

ölürsem kurtuluştan önce yani,

alıp götürün

Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu

ırgat Osman yatsın bir yanımda

ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp

kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,

seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,

tarlalar orta malı, kanallarda su,

ne kuraklık, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,

toprağın altında yatar upuzun,

çürür kara dallar gibi ölüler,

toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben

daha onlar düzülmeden,

duymuşum yanık benzin kokusunu

traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komşulara gelince,

şehit Ayşe'yle ırgat Osman

çektiler büyük hasreti sağlıklarında

belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,

- öyle gibi de görünüyor -

Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni

ve de uyarına gelirse,

tepemde bir de çınar olursa

taş maş da istemez hani...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
SİNEM
FORUM SEVDALISI
<marquee>FORUM SEVDALISI</marquee>


Kayıt: 02 Mar 2006
Mesajlar: 1697
Konum: İSTANBUL

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

SESSİZ GEMİ

Artık demir alma günü gelmişse zamandan,

Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
SİNEM
FORUM SEVDALISI
<marquee>FORUM SEVDALISI</marquee>


Kayıt: 02 Mar 2006
Mesajlar: 1697
Konum: İSTANBUL

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,

Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,

Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini.

Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,

Senden kopardım çiçeklerin en solmazını.

Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,

Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,

Hava kadar lazım,

Ekmek kadar mübarek,

Su gibi aziz bir şeysin;

Nimettensin, nimettensin!

İnan bana sevgilim inan,

Evimde şenliksin, bahçemde bahar;

Ve soframda en eski şarap.

Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,

Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.

Günlerden sonra bir gün,

Şayet sesimi farkedemezsen

Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,

Bil ki ölmüşüm.

Fakat yine üzülme, müsterih ol;

Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini.

Ve neden sonra

Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,

Hatırla ki mahşer günüdür,

Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
SİNEM
FORUM SEVDALISI
<marquee>FORUM SEVDALISI</marquee>


Kayıt: 02 Mar 2006
Mesajlar: 1697
Konum: İSTANBUL

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

BEKLEYENLER İÇİN

Bir ayak sesi duymayayım

Kapıya koşuyorum

Gelen sen misin diye

Bir siyah saç görmeyeyim

Yüreğim burkuluyor

Ağlamaklı oluyorum

Her şey bana seni hatırlatıyor

Gökyüzüne baksam

Gözlerinin binlercesini görürüm

Bir rüzgar değse yüzüme

Ellerini düşünmeden edemem

Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer

Tadı senden gelir

Yediğim yemişlerin

İçtiğim içkilerin

Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı

Bu emsalsiz hüzün

Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum

Uykulardan korkuyorum artık

Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan

Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor

Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni

Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda

Durabilir sevincinden

Zaman çıldırabilir

Çünkü benim dünyamda

Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

Bir çocuk doğmayı bekler

Bir ağır hasta ölmeyi

Bitkiler yağmur ve güneşi bekler

Yalnız bir kadın sevilmeyi

Ve düşün ki bir adam

İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi

Seni bekler

Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar

Pencerem kapalı duracak

Rüzgar gelmesin diye

Artık perdeleri açmayacağım

Gün ışığı girmesin diye

Sonra kahrolacağım

Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta

Ve günlerce gecelerce haykıracağım

Nerdesin diye, Nerdesin?

Bir gün bu kapıdan sen gireceksin

Biliyorum

Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek

Yıllarca sonra

Öldüğüm gün bile gelsen

Bütün bu bekleyişimi ve öldüğümü unutup

Çocuklar gibi sevineceğim

Kalkıp sarılacağım ellerine

Uzun uzun ağlıyacağım.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
SİNEM
FORUM SEVDALISI
<marquee>FORUM SEVDALISI</marquee>


Kayıt: 02 Mar 2006
Mesajlar: 1697
Konum: İSTANBUL

MesajTarih: Cum May 05, 2006 5:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

NOKTASIZ

Biri gelir sorarsa

Sana beni sorarsa

Gitti der misin

Gittiğimi söyler misin

Gidiyorum ben sana

Benimle gider misin.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    EGiTiM VE ÖGRETMEN FORUMU Forum Ana Sayfa -> Şiirler Tüm zamanlar GMT +2 Saat
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
1. sayfa (Toplam 5 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.093